Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4025 E. 2026/2338 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4025
- Karar No
- 2026/2338
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/302 E., 2025/1033 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/381 E., 2022/376 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eşi ...’ın İzmir ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, eski 58... parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, davacının kendi kullanımında olan bölüme 1995 senesinde ev inşa ettiğini, taşınmazın ... Belediye Başkanlığınca uygulanan imar ıslah planı çerçevesinde yüzlerce parçaya ayrıldığını, ...’nin 435 34... parsel sayılı taşınmazda hissedar yapıldığını, müvekkili ve eşinin aile konutları olan bina arazisinin ise 435 51... parsel sayılı taşınmaz olarak davalılar adına kayıt edildiğini, tescil işleminin 1997 yılında gerçekleştiğini, müvekkilinin başkasının arsası üzerine ev yapmadığını, yapmış olduğu evin arsasının daha sonra davalılar adına kayıt gördüğünü ve davacının iyi niyetli olduğunu belirterek dava konusu 435 51... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına temliken tescilini, bu talebin kabul görmemesi halinde bina bedelinin müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Asli ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. 2. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli alacak isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Dava konusu taşınmazın 1997 yılında imar uygulaması gördüğü, 2. Yapının zemin katının imar uygulaması öncesinde (1995 yılında) yapıldığı ve imar uygulaması ile davalılara ait parselde kaldığı, 3. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapı bedeli ödenmedikçe ömrü tamamlanıncaya kadar kullanılmaya devam edeceği, yapının kullanılmasına davalıların engel olduğuna ilişkin bir iddia ve beyanda bulunulmadığı, davalılar tarafından açılan el atmanın önlenmesi ve yıkıma yönelik bir dava olmadığı ve taraflar arasında yapı bedellerine ilişkin bir anlaşma bulunmadığı, 4. Temliken tescil ve terditli tazminat koşullarının oluşmadığı, 5. Davanın asıl ve terditli talep yönünden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile terditli alacak isteminin kısmen kabul edildiğini, 6. Davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmamış olması nedeniyle davacı taraf lehine oluşan usulü kazanılmış hak gereğince terditli alacak talebine dair olan karara ilişkin hüküm değiştirilmediği, 7. Ancak hatalı şekilde zemin ve üzerindeki bina değerleri toplamı üzerinden davalı taraf lehine vekalet ücretine karar verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, alacak talebinin kısmen kabulüne, 86.625,00 TL'nin, 1.375,00 TL'sinin davalı ... Telu'dan, 85.250,00 TL'sinin ise davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, keşfin ara kararda belirtilen zamandan önce ve tarafların yokluğunda yapıldığını, usulüne uygun şekilde yapılmayan keşif neticesinde hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporunun bu nedenle geçerli olmadığını, keşfin yenilenmesi gerektiğini, evin eski 58... parsel sayılı taşınmaza inşa edildiğini, eşinin eski 58... parsel sayılı taşınmazın hissedarlarından olduğunu, imar çalışması ile taşınmazın çok sayıda parsele ifraz gördüğünü, davacı ve eşinin aile konutu olarak kullandığı evin dava konusu taşınmazda kaldığını, tapu kaydına arazi üzerindeki binanın davacıya ait olduğuna yönelik şerh verildiğini, davalı ... tarafından suç duyurusunda bulunulması ve ilgili belediyeye yıkım için dilekçe verilmesi üzerine huzurdaki davanın açıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin bu yönü ile doğru olmadığını, vekil edeni aleyhine ceza davası açıldığını ve İzmir 13. Asliye Mahkemesinin 2022/863 Esas, 2022/116 Karar sayılı kararı ile davacıya ceza verildiğini, yapı hakkında yıkım kararı alındığını, emsal alınan kararın taşkın inşaatlara yönelik olduğunu, inşaatın bitmesinden sonra yerin davalıların mülkiyetine geçtiğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, aşırı zarar kavramının belirlenmediğini, yıkım masraflarının hesaba katılmadığını, tespit edilen bedelin gerçeği yansıtmadığını, ek rapor alınmasına yönelik taleplerinin reddedildiğini, aşırı zarar ve iyiniyet kavramlarının irdelenmesi gerektiğini, beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesi uyarınca temliken tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.