Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3854 E. 2026/1109 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3854
Karar No
2026/1109
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/458 E., 2025/1142 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/216 E., 2024/433 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin hissedarı olduğu .. ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 44 65... parsel sayılı taşınmazda, 10.07.2023 tarihinde yapılan satın alma işlemiyle davalının pay sahibi olduğunu, ancak satış işlemiyle ilgili olarak müvekkiline herhangi bir bildirim yapılmadığını, taşınmazda fiili taksim de bulunmadığını ve müvekkilinin ön alım hakkını kullanmak istediğini belirterek; taşınmazda davalılar adına kayıtlı hisselerin iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının payına isabet eden kısımda bulunup davacı adına kayıtlı bu yerlerin davacı tarafından kiraya verilmiş olduğunu, taşınmaz üzerinde fiili taksim yapılmıştır ki davacının kendisine düşen kısıma mesken yapıp kiraya vermiş olduğunu, davalının da fiili taksimin varlığına güvenerek taşınmazdan hisse satın aldığını, bu durumda davacının ön alım hakkını kullanmak istemesinin TMK'nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davalının fiili taksim iddiasının incelendiği, keşif icrası ile her iki tarafın tanıklarının da dinlenildiği, davacı tanıklarının dahi fiili taksimin mevcudiyetini ifade ettikleri, taşınmaz zemininde mahkemece yapılan gözlemde de fiili taksimin mevcut olup davacının ve davalının kullanımlarında olan alanların ayrılmış olduğunun görüldüğü, fiili taksim durumunun davalı tarafça ispat edildiği" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; taşınmazda fiili taksim yapıldığı kabul edilerek karar verilmiş ise de kararın hukuka aykırı olduğunu, taşınmazda iki hissedar bulunup Mahkemece fiili taksimin nasıl yapıldığına dair açık ve anlaşılır bir gerekçe yazılmadığını, fiili kullanıma özgülenen alanların fiili paylaşıma uygun şekilde ayrılıp ayrılmadığı hususunda tespit de yapılmadığını, davacının davaya konu taşınmazdaki hissesinin 3/4 olup davalıya devredilen kısmın ise 6.951,74 m²'ye isabet ettiğini, davacının 20.855,21 m² bir alanda hakkının bulunup dolayısıyla davacının geniş bir alanda kullanım hakkına sahip olmasınına davalının fiili taksim iddialarının kabul edilebilir kılmayacağını, dosyada tanık olarak dinlenen ve aynı zamanda dava konusu hissenin satıcısı olan ... Ciritçi'nin taşınmaz üzerinde fiilen taksime konu olacak şekilde ve düzenli olarak kendisine ayrıldığı iddia edilen kısmı kullanması söz konusu değilken davalı ...'ın payı satın alırken fiili taksim olduğu olgusuna güvendiği ve iyi niyetli olduğu kabul edilerek verilen kararın yerinde olmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3854, K. 2026/1109, T. 27.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3854-e-2026-1109-k-3623cb5179e1