Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3823 E. 2026/1528 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3823
Karar No
2026/1528
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2381 E., 2025/605 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/73 E., 2023/201 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ya velâyeten ... tarafından 05.03.2015 tarihli bir protokol imzaladıklarını, dava konusu 72... parsel, 3 57... parsel ve 3 23... parselin taşınmazdaki ...ve ...dan ... ve ...ya miras yoluyla intikal eden ve hissedarı oldukları hisselerin tamamını diğer mirasçı ...'e 180.000,00 TL karşılığında satmayı kabul ve taahhüt ettiklerini, bedelin ödendiğini, ...ya intikal eden hisselerin davacıya devredildiğini, ancak sözleşmeye göre aynı gün muris ...'dan, ...'ya intikal eden hisselerin de davacıya devredilmesi gerekirken bu hususun sehven atlandığını, söz konusu hisselerin ... adına kayıtlı olması ve intikal işlemlerinin davalı tarafından yapılmaması nedeniyle gözden kaçırılarak miras hisse devrinin eksik yapıldığını, 72... parselin muris ... adına kayıtlı olan 1/8 hissesinin, 3 57... parselin muris ... adına kayıtlı olan 1/4 hissesinin ve 3 23... parselin muris ... adına kayıtlı olan 1/4 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline olmazsa denkleştirici adelet uyarınca ödenen bedelin tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının 05.03.2015 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, dava dilekçelerinde iddia edilen hata ve yanılmanın davalının kendisinden kaynaklanmadığının açık olduğunu, dolayısı ile davalının kendi hatasından kaynaklanmayan ve sözleşme tarihinden itibaren yapılan hatanın fark edilmediğinin iddia edildiği davada davalının iddia edilen olaylar yönünden sorumlu tutulamayacağını, tapu iptali ve tescil davasının gerekli şartları ele alınacak olursa, malik haricinde başka bir kimse adına tescil yapılması durumunda, yolsuz tescil neticesinde ayni bir hakkın zedelenmiş olması gerektiğini, dava şartlarına bakıldığında da şartların sağlanmamış olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 72... parselde kayıtlı taşınmazın muris ... adına olan kayıtlı olan 1/8 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı ... adına, 3 57... parselde kayıtlı taşınmazın muris ... adına kayıtlı olan 1/4 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı ... adına, 3 23... parselde kayıtlı taşınmazın muris ... adına kayıtlı olan 1/4 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarca 05.03.2015 tarihinde düzenlenen sözleşme gereğince davalının bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, buna rağmen davacının sözleşme tarihinden itibaren zeytinler için bakım yapılıncaya kadar iddia edilen hatayı fark etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hatanın fark edildiği iddiasıyla eldeki dava açılmış ise de hukukta düzenlenen hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin dava tarihinde dolduğunu, sonradan fark edilen hata sebebiyle açıldığı belirtilen davada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, bu sebeple sorumlu tutulamayacağını belirterek, davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; tapu iptali ve tescil ikinci kademde tazminat istemine ilişkindir. Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 213, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60... . maddeleri gereğince, resmî şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. 4721 sayılı Kanun'un 706. maddesinde öngörülen resmî şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 sayılı Kanun'un 237. maddesinde "Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır." şeklinde açıklanmıştır. Bu sebeple resmî memur önünde yapılmayan harici satışlara değer verilemez ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Miras payı üzerinde sözleşme" başlıklı 677. maddesi "Terekenin tamamı veya bir kısım üzerinde miras payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar" hükmünü içermektedir. Dava konusu taşınmazın 4/ 32... .07.1994 intikal işleminden davalının murisi ... adına, 3/16 payı ise 16.03.2015 tarihinde davacı adına kayıtlıdır. Dosya içerisinde bulunan ...ya ilişkin mirasçılık belgesinden davalı ...’nın tek mirasçısı olduğu anlaşıldığından davacı ile davalının ...’nın birlikte mirasçılık ilişkisi bulunmadığından mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı miras payılın devri sözleşmesinin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Mahkemece taraflar arasında düzenlenen 05.03.2015 tarihli protokol miras payının devri sözleşmesi niteliğinde kabul edilerek tescil hükmü kurulmuş ise de doğru değildir. ...’ya velâyeten ...vekili ile davacı vekili arasında düzenlenen 05.03.2015 tarihli protokolde ... mirasçısı ...’ya vekâleten bir pay satışı söz konusu olup harici satış sözleşmesinin yapıldığı tarihte tapuda kayıtlı taşınmazın resmî şekilde düzenlenmemiş olan ve geçerli olmayan ilgili satış sözleşmesine istinaden tapu iptali ve tescili talep edilemeyeceğinden tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3823, K. 2026/1528, T. 24.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3823-e-2026-1528-k-228125e88f15