Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/4647 E. 2026/4082 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4647
Karar No
2026/4082
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1127 Esas, 2025/1725 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/641 E., 2023/196 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin, davalı bankaya olan nakdi ve gayrinakdi risklerine istinaden 18.01.2018 tarihinde diğer davacıya ait... Mah. ... Sitesi 1129 21... parsel 6 numaralı bağımsız bölümde yer alan taşınmazın vefa hakkı kapsamında bankaya devredildiğini, müvekkilinin vefa hakkı kullanımı için bankaya başvurduğunu, ancak davalı bankaca vefa hakkı tanınmadan taşınmazın davacının rızası dışında kötüniyetli olarak 3. şahsa satıldığını, ihale ve satış sürecinden müvekkiline haber verilmediğini ileri sürerek davacıların bilgisi dışında gerçekleştirilen satış ihalesinin iptaline karar verilmesini talep etmiş, 12.03.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taşınmazın hukuka aykırı ve düşük bedelle 3.şahsa devredilmesinden kaynaklı olarak davacının zararlarının tazmini gerektiğini ileri sürerek 4.905.000,00 TL maddi zararın taşınmazın devir tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; vefa hakkının 1 yıl olarak kararlaştırıldığını, vefa hakkı süresi dolduktan sonra vefa hakkı kullanılmak istendiğinin belirtildiğini, taşınmazın 3.şahsa satılmasının hukuka uygun olduğunu, davacının bankaya olan borçlarına karşılık taşınmazın devredildiğini ve devir bedelinin borçlarından mahsup edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun alım ve geri alım hakları başlıklı 736. maddesi "Tapu kütüğüne şerh verilen alım ve geri alım hakları, şerhde belirtilen süre içinde her malike karşı kullanılabilir. Şerhin etkisi, her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden on yıl geçmekle sona erer." hükmünü içerdiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. maddesi uyarınca taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi gerektiği, taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmelerinin, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacağı, aynı Kanun'un 238. maddesi gereğince de önalım, geri alım ve alım haklarının en çok on yıllık süre için kararlaştırılabileceği ve kanunlarda belirlenen süreyle tapu siciline şerh edilebileceği, davanın dayanağı 19.12.2016 tarihli yapılandırma kararında asıl borçlusu ... ... Ltd. Şti.'nin borçlarına karşılık 3 adet ipotekli taşınmazın takyidatsız olarak devralınması ve sonrasında vefa hakkı tanınmasına karar verildiği, dava konusu taşınmazın malikinin ... olduğu, vefa hakkı süresinin bankaya tescil tarihinden başlamak üzere 1 yıl olarak belirlendiği, taraflar arasında TBK'nın 237. maddesi uyarınca resmi şekilde düzenlenmiş vefa hakkı tanıyan sözleşme bulunmadığı, dava konusu vefa hakkının belirtildiği sözleşmenin tapu sicil müdürlüğü veya noterden düzenlenmediği, bu nedenle geçerli olamayacağı, vefa hakkı tanıyan sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilecek olsa dahi tescil tarihinden başlamak üzere 1 yıl olarak sürenin belirlendiği, bankaya devir tarihinin 17.01.2018 olduğu, 07.08.2018 tarihli dilekçe ile süre bitmeden satışların yapılması istenilmiş ise de, yazının içeriği itibariyle vefa hakkının kullanılmasını içerir net bir talep olmadığı gibi 17.02.2019 tarihli talepte sürenin 1 yıl uzatılmasının istenildiği, 24.06.2021 tarihli dilekçe ile tekraren geri alım teklifinde bulunulduğu, kül halinde tüm dilekçelerin değerlendirildiğinde süresinde vefa hakkının kullanılmadığı, vefa hakkı geçersiz olmakla, taşınmazın bankaca 3.kişiye devrinin hukuka aykırı sayılamayacağı, yapılandırma kararı kapsamında devir bedelinin belirlenip borçlara mahsubunun yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin davanın esası hakkında verdiği kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu ancak davacı tarafça tamamen ıslah edilen davanın maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/4.maddesi gereğince maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı, aynı Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin öngörüldüğü, bu durumda mahkemece davalı lehine 9.200,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, vefa hakkının kullandırılmaması nedeniyle oluşan maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 01.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/4647, K. 2026/4082, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-4647-e-2026-4082-k-e85a582a76b8