Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3227 E. 2026/2192 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3227
Karar No
2026/2192
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/399 E., 2025/559 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/299 E., 2022/422 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalının oğlu olduğunu, davacının 1424 parselde kayıtlı 1. kat 1 numaralı bağımsız bölümün satın alınması amacıyla davalıya 300.000 Alman markı verdiğini, taraflar arasında düzenlenen adi yazılı sözleşme gereği taşınmazın 2018 yılının Kasım ayı içerisinde müvekkiline devredilmesi hususunda mutabık kalındığını, bu amaçla taşınmazın davalı anne adına tescil edildiğini, devrin inançlı işlem niteliğinde olduğunu, ancak davacının talebine rağmen taşınmazın iade edilmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; iddiaların gerçeği yansıtmadığını, oğluna tapu devriyle ilgili hiçbir söz, senet veya yazılı taahhütte bulunmadığını, dava konusu daireyi kendi kazancı ve birikimiyle satın aldığını ve hâlen o dairede yaşadığını, Almanya'da bulunduğu sırada bazı işlerini takip etmesi amacıyla davacının kendisine boş bir kâğıt imzalattığını, imzası dışında boş kâğıdı davacının doldurduğunu, bu kâğıdın kötüye kullanıldığını, imzası dışında kağıdın içeriğinin kendi rızası ile doldurulmadığını, yazının kendisine ait olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davacının dayanak gösterdiği 1993 tarihli belgede yer alan imzanın davalıya ait olduğu ancak içeriğin davalının el ürünü olmadığının Adli Tıp raporuyla tespit edildiği, davalının taşınmazı satın alabilecek ekonomik güce sahip olduğu, taraflar arasında yazılı inanç sözleşmesi bulunmadığı, davacının yemin deliline de dayanmamış olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “ilk derece mahkemesince Adli Tıp raporunda içeriğin davalı el ürünü olmadığının belirtilmiş olmasının imzanın davalıya ait olduğu tespitini geçersiz kılmayacağını, taraflar arasındaki anne-oğul ilişkisi, imzalı belgenin varlığı, belgenin taraflarca düzenlendiğine ve taşınmaz bedelinin davacı tarafından ödendiğine dair tutarlı ve ayrıntılı tanık beyanları ile davalının imzayı inkâr etmeyip içeriği yazılı delille çürütememesi birlikte değerlendirildiğinde, inançlı işlem iddiasının ispatlandığı ve yerel mahkemece davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğu” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde: 1. Davalının yargılamanın hiçbir aşamasında dava konusu belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar etmediğini, yargılama süresince imzaya itiraz ettiklerini, ek rapor taleplerinin görmezden gelindiğini, dava dilekçesi ile belge tebliğ edilmediğinden incelenmediğini, bu belgedeki imzanın ikrar edilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, 2. Senetteki bedelin tapudaki satış bedelinin 123 kat fazlası olduğunu, bilirkişi raporunda hesaplanan tutarın ise 3 katı olduğunu, sözleşmenin davalıyı dolandırmak için düzenlendiğinin açık dolduğunu, bedelin gabin ve hile oluşturduğunu, davalı tarafından taşınmaz satışı suretiyle bedelin karşılandığının ispatlandığını, 3. Taşınmazın adresi incelendiğinde belgenin en erken 2009 yılında düzenlendiğinin anlaşıldığını, belgede geçen ... ilçesinin 29.03.2009 tarihinde fiilen kurulduğunu, taşınmazın ... ilçesinde bulunduğunu, sözleşmenin inanç sözleşmesi niteliği taşımadığını, sahte olduğunu, davacı- davalı ve tanık ...’in eş zamanlı olarak Almanya’da bulunmadığını, 4. Belgedeki bilgilerde hile ve gabin olduğunu, ayrıca belgenin hile ile alındığını, davalı tarafından vekâlet niyetiyle verildiğini, 5. Davacının senet ileri sürdüğünden tanık deliline dayanamayacağını, bedeli davalıya ödediğini ispatlayamadığını belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3227, K. 2026/2192, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-3227-e-2026-2192-k-a14c78dd2642