Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4735 E. 2023/5541 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4735
- Karar No
- 2023/5541
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/296 E., 2023/309 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 45 ada 3 parsel sayılı taşınmazda müvekkilinin 1/10 oranında hissedar olduğunu, diğer hissedarlardan bazılarının davalıya hisse sattıklarını, bu satımlara ilişkin olarak müvekkiline bildirim yapılmadığını, yapılan satış işlemlerinde müvekkilinin ön alım hakkını önlemek için satış bedellerinin yüksek gösterildiğini ileri sürerek ön alım hakkı nedeniyle davalı adına kayıtlı 8/10 hissenin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, müvekkilinin davaya konu hisseleri satın almasından sonra Düzce 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/860 Esas, 2013/397 Karar sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtığını ve davacının bu dava ile satışı öğrendiğini, yine davacı tarafından müvekkiline noter kanalıyla gönderilen ihtarname ile şufa hakkını kullanacağının ihtar edildiğini, bu ihtarname üzerinden beş buçuk ay geçtiğini, tapu kaydında gösterilen satış bedellerinin ... satış değeri olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.12.2013 tarihli ve 2013/132 Esas, 2013/73 Karar sayılı kararı ile; davacının ön alım hakkını kullanacağından bahisle gönderdiği ihtarname içeriğine göre dava konusu pay satışlarını öğrendiği ... ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2005/6-358 Esas, 2005/470 Karar sayılı ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08.12.2009 tarihli ve 2009/7141 Esas, 2009/10701 Karar sayılı içtihatları gereğince davanın hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle reddedilemeyeceği; ancak davalı tarafından dava konusu taşınmaz hakkında 12.11.2012 tarihinde ortaklığın giderilmesi davası sırasında, davacının şufa davası açılacağından bahisle itirazda bulunmadığı, bu dava sonuçlanmadan önce şufa davası açarak ortaklığın giderilmesi davasında bekletici mesele yaptırmadığı, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesinden dört ay sonra eldeki davayı açtığı nazara alındığında davacının iyi niyetli olmadığı ve şufa hakkını açıkça kötüye kullandığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi gereğince herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 24.12.2013 tarihli ve 2013/132 Esas, 2013/73 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince 24.06.2014 tarihli ve 2014/4002 Esas, 2014/8471 Karar sayılı kararı ile; "…Kanun'un verdiği bir hakkın kullanılması nedeniyle yani davacının ön alım hakkını kullanmasında kötü niyetli olduğu söylenemeyeceği gibi TMK’nın 733/3. maddesi uyarınca 06.10.2011, 21.11.2011, 21.12.2011 ve 11.05.2012 tarihlerinde yapılan pay satışları ile ilgili davalı tarafından davacıya yapılmış bir bildirimde bulunmadığından davanın 2 yıllık hak düşürücü süre içersinde açıldığı gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile istemin reddi doğru görülmemiş...” gerekçesiyle karar oyçokluğuyla bozulmuştur. B. Mahkemece Bozma Sonrası Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 25.06.2015 tarihli ve 2014/507 Esas, 2015/283 Karar sayılı kararı ile; ilk hükümdeki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. C. Hukuk Genel Kurulu Kararı 1. Mahkemenin 24.12.2013 tarihli ve 2013/132 Esas, 2013/73 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2021 tarihli ve 2017/14-2218 Esas, 2021/646 Karar sayılı kararı ile; "...TMK’nın 733/3. maddesinde yasal önalım hakkının kullanılması için gerekli sürenin başlaması konusunda geçerli olan kuralın “öğrenme” olgusu değil "noter aracılığıyla bildirim" olduğunun fıkrada açıkça ve kesin olarak ifade edildiği, 06.10.2011, 21.11.2011, 21.12.2011 ve 11.05.2012 tarihlerinde yapılan pay satışları ile ilgili davalı tarafından davacıya yapılmış bildirim bulunmadığından davanın kanunun öngördüğü 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, yine yukarıda açıklandığı gibi hakkın kötüye kullanılmış olduğunu kabul etmek için hakkın amacına aykırı olarak kullanılması ve hakkı kullananın bu kullanmada çıkarının olmaması gerektiği, bu bağlamda mahkeme gerekçesinde belirtilen "davacının taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesine ilişkin davada satışı öğrendiği halde itirazda bulunmaması, dava sonuçlanmadan önalım davası açarak bekletici mesele yapmaması ve dava sonuçlandıktan dört ay sonra eldeki davayı açmasının" hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği, nitekim davacının kanunun öngördüğü süre içerisinde önalım hakkını kullanmak üzere dava açmasında hukukî menfaati bulunduğu, başka bir ifadeyle, davacının mülkiyet hakkına dayalı olarak yasada öngörülen koşullar içerisinde ve yasal süresinde önalım hakkını kullanması nedeniyle somut olayda dürüstlük kurallarına aykırılıktan ve dava hakkının kötüye kullanılmasından söz edilmeyeceği, dolayısıyla TMK’nın 2. maddesi gerekçe yapılarak davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır..." gerekçesiyle direnme kararı bozulmuştur. D. Mahkemece Verilen Son Karar Mahkemece, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının dava konusu taşınmazda hissedar olması sebebiyle ön alım hakkı sahibi olduğu, davacıya noter kanalı aracılığıyla bir bildirim yapılmadığından açılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, bilirkişi tarafından belirlenen ön alım bedelinin davacı vekili tarafından süresi içerisinde depo edilmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; satış tarihinden karar tarihine kadar 11 yılı ... sürenin geçtiğini, dava konusu yer için objektif değer artışının uygulanması gerektiğini, bunun yerine Mahkemece ön alım bedelinin nemalandırılması hâlinde ulaşacağı değerin hesaplattırılarak hükme esas almasının hatalı olduğunu ileri sürülerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 ... maddesi, 438 ... maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 732, 733 ve 734 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 ... maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 ... içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.