Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/4093 E. 2024/3805 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4093
Karar No
2024/3805
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1087 E., 2023/693 K. DAVA TARİHİ : 12.02.2016 KARAR : Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkeme kararının re'sen kaldırılmasına, yeni hüküm kurularak davanın esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/192 E., 2019/711 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, ikinci kademede muhdesat aidiyetinin tespiti ile beyanlar hanesine şerh edilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince tapu iptali ve tescil talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ikinci talep yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının res’en kaldırılmasına, yeni hüküm kurularak tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın esastan reddine, ikinci talep yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1128 ada 3 parselde kayıtlı arsa cinsindeki taşınmazı davalıların murisi ... Demir'den 1996 yılında satın aldığını, satın aldıktan sonra taşınmazın bedelini ödediğini ve zilyetliğini devir aldığını, müvekkilinin taşınmazın üzerine 1998 yılında bir katlı ev, 2012 yılında da mevcut evin üzerine 2 nci ve 3 üncü katları yaptırdığını, davalılar tarafından haksız ve kötü niyetli olarak müvekkiline ait taşınmazın borçlarına karşılık ipotek verildiğini, ipotek alacaklısının ipotek borcu ödenmediğinden bahisle ... İcra Müdürlüğünün 2015/3978 Esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip talebinde bulunduğunu, davalıların taşınmaz ile bir ilgilerinin olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olarak taşınmaz üzerine bina yaptırdığını, muhtelif cinste ağaçlar diktiğini, yaklaşık 20 yıldan beri taşınmazın zilyetliğinin müvekkilinde olduğunu, bina bedelinin arsa bedelinden fazla olduğunu, tüm bu nedenlerle davalılar adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, bu talepleri mümkün olmadığı takdirde taşınmaz üzerindeki binanın müvekkili tarafından yaptırıldığının ve müvekkiline ait olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının ilk talebinde, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile kendi adına tescilini talep ettiği, Mahkemece davalılar aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün 2015/3978 sayılı takip dosyasına konu ... Mahallesi 1128 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı üzerine tensip zaptı 17 No.lu ara karar ile "dava sonuna kadar satılamaz ve devredilemez" şerhi konulduğunu, ilgili takip dosyasında 07.09.2016 tarihinde dava konusu taşınmazın icra-i satışa konu olduğu, yapılan ihale ile alacaklı ...'e 69.200,00 TL bedel ile satıldığının görüldüğü, Türk Medeni Kanunu’nun 705 inci maddesi uyarınca taşınmaz mülkiyetinin kazınılmasının kural olarak tescille gerçekleştiği, ancak 2 nci fıkrada belirtilen cebr-i icra halinde mülkiyetin tescilden önce kazanılacağı, her ne kadar dosyadaki tapu kayıtlarında ... malik olarak tescil edilmemiş olsa da 07.09.2016 tarihli ihale ile mülkiyeti kazandığının açık olduğu, bu nedenle dava devam ederken dava konusu taşınmazın cebr-i icra yoluyla satıldığı anlaşıldığından, eldeki davanın tapu iptali tescil talebi yönünden konusuz kaldığı, davacının ikinci derecede bulunan talebinde ise, taşınmaz üzerinde yer alan binanın, ağaçların kendisi tarafından yapıldığını bu nedenle muhdesat tespiti isteminde bulunduğu, Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğunun kabul edildiği, ancak dosyada hukuki yarar nedenlerinden hiçbirisinin bulunmadığı görülmekle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... İcra Müdürlüğünün 2015/3978 Esas sayılı dosyası ile taşınmazın 1/2'sinin satışa konu edildiğini, buna rağmen davanın konusuz kaldığından bahisle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamından dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın müvekkili tarafından yaptırıldığının açıkça ortada olduğunu, binanın müvekkiline ait olduğunun tespitine ve tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince yeterli araştırma yapılmadan karar verildiği bu nedenle kararın kaldırılması gerektiği, yine davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 26.05.2022 tarihli ek istinaf dilekçesi ile dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1381 Esas sayılı dosyası ile davacı ... tarafından ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, bu hususun da istinaf incelemesinde değerlendirilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; tapulu taşınmazın satışına ilişkin sözleşme resmi biçimde yapılmadığından hukuken geçersiz olduğu, davaya konu taşınmazın tapulu bir taşınmaz olduğu, davacı ile davalıların murisi ... arasında yapılan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı, bu nedenle geçersiz bir sözleşme olduğu, satış sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesi gerektiği, davaya konu hissenin üçüncü kişiye satılmış olması dikkate alınarak davanın konusuz kalması nedeniyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, muhdesatın aidiyeti davasının dinlenebilmesi için davacının dava açmakta güncel hukuki yararının bulunması gerektiği, dosya kapsamından taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası, kentsel dönüşüm uygulaması ve kamulaştırma işlemi olmadığı anlaşıldığından davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açmakta hukuki yararının olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin muhdesatın aidiyeti davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine ilişkin kararın yerinde olduğu, sonuç itibarıyla; davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.2019 tarih ve 2016/192 Esas, 2019/711 Karar sayılı kararının res’en kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına karar verilerek; tapu iptali ve tescil davasının esastan reddine, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yeterli inceleme yapmadan ve delillerin taktirinde hataya düşerek yanlış karar verdiğini, 2. ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1381 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını ve halen derdest olduğunu, 3. Müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, taşınmaz üzerindeki bina değerinin arsa değerinden fazla olduğunu, temliken tescil şartlarının oluştuğunu, 4. Mahkemece taşınmaz üzerine satılamaz şerhi işlenmesine rağmen taşınmazın satıldığını, bu şekilde yapılan satışın usulsuz olduğunu, 5. Müvekkil kötü niyetli olsa dahi, malzeme bedelinin tespitine karar verilmesi gerektiğini beyanla; Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, bu talep mümkün görülmezse ikinci kademede muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ve 716 ncı maddeleri. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 29 ve 237 nci maddeleri. 3. 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi. 4. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m).22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. 5. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.). 6. Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4093, K. 2024/3805, T. 12.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2023-4093-e-2024-3805-k-3e6e12dc1092