Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5718 E. 2023/6350 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5718
- Karar No
- 2023/6350
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1099 E., 2021/2899 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/470 E., 2021/16 K. Taraflar arasında tapu iptal ve tescil ile ipoteğin terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... . arasında 27.05.2014 tarihli .. Konut Satım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında İstanbul ili, ... ilçesi, 382 ada 43 parsel ... blok 17. kat 320 No.lu bağımsız bölüm numaralı taşınmazın 303.700,00 TL bedel ile satımı hususunda taraflar arasında anlaşma sağlandığını, müvekkilinin satış bedelinin tamamını davalılardan ... firmasına ödediğini, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm edimlerini süresinde ve eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, taşınmaz sözleşmede belirtilen 30.07.2017 tarihinde teslim edilmediği gibi, müvekkiline tapusunun da verilmediğini, müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında davalı ... . şirketinin kullandığı proje kredisi ve borçlarına karşılık diğer davalılar Akbank ve Akfinansal lehine ipotek şerhinin konulduğunu öğrendiğini, davalı ... şirketi tarafından sözleşme kapsamında edimlerin esasında hala ifa edilmediğini, bağımsız bölümün davalı ...'nın borçlarına teminat olarak gösterilmesinin tamamen hukuka aykırı ve kötü niyetli bir davranış olduğunu, davalı ...'nın borcundan dolayı müvekkilinin mülkiyet hakkının elinden alınmasının mümkün olmadığını beyanla; davaya konu taşınmazın davalılardan ... adına olan tapu kaydının iptali ile bağımsız bölümün müvekkili adına tüm takyidatlardan ari olarak tapuda kayıt ve tesciline ve tapu senedinin müvekkiline teslimini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı ... İnşaat San. Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın tapu iptal ve tescili hususunda müvekkilinin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğunu, takyidatsız tescil için taşınmaz üzerine konan haciz ve ipoteklerin diğer davalılar tarafından kaldırılması gerektiğini, taşınmazların teslim ve tescilinde zorunlu bir gecikme meydana geldiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacı tarafından satın alınan bağımsız bölüm üzerinde Akbank T.A.Ş. lehine 1.750.000.000,00 TL, ... lehine 53.621.000,00 Euro değerinde ipotek tesis edildiğini, ipoteklerin yasal mevzuat ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırı şekilde terkin edilmemesi sebebiyle davacı tarafa takyidatsız tapu devrinin yapılamadığını, müvekkilinin taşınmazı takyidatlı olarak devre hazır olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Asıl davada davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, satış vaadi sözleşmesinin davalı ... ile akdedildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerine davalı ... firmasına kullandırılmış kredilerin teminatını teşkil edecek şekilde ve tapu kaydına güvenerek ipotek tesis etmiş bulunması dışında herhangi bir bağı olmadığını, davanın açılmasına müvekkil bankanın sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Asıl davada davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş. ile aralarında finansal kiralama sözleşmelerinden kaynaklı borçlarının teminatı için ipotek tesis edildiğini, taşımazın tapu kayıtlarında davacı ile davalı ... arasındaki ilişkiye dair herhangi bir şerh/beyan/kayıt bulunmadığından, müvekkilinin davacının dava konusu ettiği durumları bilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 4. Birleştirilen davada davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin icra dosya alacaklısı olduğundan tapu kaydında haciz alacaklısı konumunda olduğunu, ipotek alacaklısı olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 5. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerine 26.06.2019 tarihinde kamu hacizi uygulandığını, buna rağmen taraflarca süre yönünden 60 gün içinde İdare Mahkemesinde dava açılması gerekirken herhangi bir dava açılmadığından süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya görev yönünden itiraz ettiklerini, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı menfaatleri zarara uğrayanların İdari Mahkemelerde açılacak dava ile haklarını talep etmeleri gerektiğini, ayrıca davanın husumet yönünden de reddini talep ettiklerini, davacının üzerine kayıtlı olmayan yer ile ilgili olarak hacizlerin kaldırılmasını talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 6. Birleştirilen davada davalılar ... ve ... cevap dilekçesinde; kendilerinin davalı ... ile Bakırköy .... Noterliğinin 27/09/2014 tarih ve 23877 yevmiye nolu düzenleme şeklinde kat karşılığı ve arsa payı satış vaadi ve ön ödemeli konut satım sözleşmesi ile İstanbul ili, ... ilçesi, 382 ada 20 No.lu parsel ... blok 34. kat 625 No.lu bağımsız bölümü 483.000,00 TL bedel ile dairenin teslimi ile mülkiyetinin devri için sözleşme imzaladıklarını, davalı ... satın alınan dairenin süresinde teslimi ve tapu devri yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 30.09.2017 tarihinde teslim edilmesi gereken dairenin tesliminin 13 ay geciktirdiğini, sonrasında da inşaatın durduğunu, ... Noterliğinden gönderilen ihtarname ile sözleşmeyi fesh ettiklerini, mağduriyetlerinin giderilmeyince İstanbul 13. Tüketici Mahkemesi 2018/607 Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, mahkemece 07.11.2018 tarihli verilen karar ile ödenmeyen senetler ile ilgili İstanbul 14. İcra Müdürlüğü 2018/39117 Esas No.lu dosyası ile takip başlatıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. 7. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığı gibi müvekkilinin davacıyı hiçbir biçimde tanımadığını, buna bağlı olarak davacı ile diğer davalı ... arasında adi yazılı olarak akdedilen sözleşmeler ile kurulan hukuki ilişkiler hakkında müvekkilinin bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını, davacı ile ... arasında geçerli bir taşınmaz satış yahut taşınmaz satış vaadi ilişkisi kurulmadığını belireterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tamamlanmadığı, fiili olarak da tesliminin yapılmadığı, taşınmazda kat mülkiyetinin kurulmadığı ve iskan ruhsatının alınmadığı, yapı kullanım izin belgesinin de verilmediği, bu haliyle taşınmazın tescile ve teslime uygun olmadığı ve ifa olanağının bulunmadığı, başka bir deyişle mülkiyetin nakli koşullarının gerçekleşmediği, tescil koşulları oluşmayan ve geçersiz sözleşmeye dayanan natamam durumdaki taşınmaz üzerindeki takyidatların da kaldırılamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; arsa sahibi ve müteahhit arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilaflarda uygulanan esasında somut olaydaki ön ödemeli konut satış sözleşmeleri ile örtüşmeyen Yargıtay kararlarındaki tamamlanma oranı esas alınarak davanın reddedilmesinin yasalara aykırı olduğunu, davalı ... Şirketinin mali güçlük içinde bulunması nedeni ile müvekkilinin ödediği paranın iadesini isteyememiş, eksik ifa ve ayıplı hizmete dair tüm taleplerini saklı tutarak öncelikle tapunun teslimini talep ettiğini, mahkemenin tamamlanma oranını dikkate alarak teslim koşullarının oluşmadığına dair gerekçesi ile davadaki talebin örtüşmediğini, davanın başından itibaren iddia ettikleri üzere davalı ... ve ... Finansal Şirketlerinin dava konusu gayrimenkulün 3. kişi tüketiciye satışını en başından beri bilmekte olup, dosyada mübrez belgeler ile bu hususun ispat edildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yüklenici ile arsa sahibi sıfatı birleşen davalıdan satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil ve tapu kaydındaki haciz ve ipotek şerhlerinin terkini istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226, 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir. 2. Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür. 3. İİK'nın 194 üncü maddesine göre; "Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir." 4. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder. 5. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden davayı kendi adına devam ettirebilir. 6. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken, (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı davalı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkındaki kararı, ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar taplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse, iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç dairesinde bir karar vermesi gerekir. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/917 Esas, 2021/311 Karar sayılı kararı ile 30.03.2021 günü saat 14.24'ten itibaren davalı şirketin iflasına karar verildiği, davalı şirketin bu kararla tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davayı takip yetkisinin iflas idaresine geçtiği anlaşılmaktadır. 2. Hal böyle olunca; mahkemece, iflas idaresine gerekli tebligatlar yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilip, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi.