Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/5292 E. 2023/6082 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5292
Karar No
2023/6082
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2447 E., 2022/1138 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Türkoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/1177 E., 2019/312 K. Taraflar arasındaki ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; Kahramanmaraş İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 109 ada 32 parsel sayılı taşınmazda davacıların paydaş olduğunu, davaya konu edilen taşınmazın paydaşlarından olan ... ve ... 'in tapudaki paylarını davalı ...'ya 20.05.2015 tarihinde 2.056.000 TL bedelle sattıklarını, davalı payındaki ön alım hakkının tanınarak davalı adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapudaki payları oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı fiili taksim sözleşmesine hisseleri oranında kullanan ... ve ... 'den satın aldığını, bu nedenle davacıların tapuda pay satışı şeklinde yapılan işlem nedeniyle şufa hakkını kullanmasının 4721 sayılı TMK' nun 2 nci maddesinde yer alan objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık ifadeleri, fen bilirkişi raporlarında taşınmazın sınırlarının belirgin olduğu, taşınmazları ayıran ağaçlık ve yol oluşu, fen raporları ile mahalli bilirkişi tanık beyanlarının uyumlu oluşu, dosyada mevcut fiili taksim sözleşmesi, tapu kayıtları dikkate alındığında; davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler olduğu, satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeni ile önalım hakkını kullanmasının 4721 sayılı TMK 2 nci maddesinde belirtilen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri ve İstinaf Aşamasındaki Süreç Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın paydaşların tamamı tarafından pay edilmediğinden fiili taksimin varlığının kabul edilemeyeceğini, Mahkemece toplulaştırma işleminin sonucunun dikkate alınmadığını, fen bilirkişisi raporuna ekli krokide 116 ada 1 ve 2 parsel No.lu taşınmazlar gösterilmediğinden bu husus itiraz konusu edilmiş ancak mahkemece eksiklik giderilmeksizin davanın sonuçlandırıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmaza ilişkin davalıya pay satan önceki malikler ... ve ... ile davacılar ... ve ... arasında 31.07.2008 tarihli fiili taksim sözleşmesinin imzalandığı ve herkesin kullanacağı alanın belirlendiği, dinlenen tanıkların fiili taksim iddiasını doğruladıkları görüldüğünden, davacılar tarafından bahse konu fiili taksim sözleşmesinde davacı şirketin imzasının bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden bağlayıcılığının olmadığı iddiasında bulunulmuş ise de, dosya içerisinde bulunan imza sirkülerinden davacı şirket temsilcisinin davacı ... olduğu, tüzel kişiler ayrı bir şahsiyete sahip iseler de, gerçek kişiler eliyle temsil edildikleri, dolayısıyla anılan fiili taksim sözleşmesinde imzası bulunan şirket temsilcisi davacı ...'in gerek kendi adına gerek davacı şirket adına bu fiili taksim durumunu kabul ettiği, aksi halde sözleşmede imzası bulunmasına rağmen ve bu sözleşme imzalandıktan sonra ne kendi adına ne de temsil ettiği şirket adına hak iddia etmediği davaya konu kısım için ön alım talebinde bulunmuş olacak ki, bu da 4721 sayılı TMK'nın 2 nci maddesine göre hakkın kötüye kullanılması olacağından İlk Derece Mahkemesi tarafından yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebeplerle hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732, 733 ve 734 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle Bölge Adliye Mahkemesince kanunun somut olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği anlaşıldığından, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5292, K. 2023/6082, T. 07.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-5292-e-2023-6082-k-b4e3f147fe14