Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/41 E. 2023/2041 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/41
Karar No
2023/2041
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ehliyetsizlik, bakım borcuna aykırılık ve muris muvazaası hukuksal nedenleri ile ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ve ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptali ile tescili uygun görülmezse terditli tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 01/07/2017 tarihinde vefat eden tarafların annesi ...'ın dava konusu taşınmazları ölünceye kadar bakma akdi ile 23/12/2016 tarihinde davalıya devrettiğini, muris ...'ın akli melekelerinin yerinde olmaması, davalı tarafından bakım borcunun yerine getirilmemesi ve davacının saklı payının zedelenmesi nedenleriyle geçersiz olan ölünceye kadar bakma sözleşmesi sebebiyle davalıya devredilen taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile muris adına tesciline, tapu iptal ve tescil talebinin kabul görmemesi halinde miras payı oranında tazminata, yerinde görülmezse tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; murisin fiil ehliyetinin hastane raporu ile belirlendiğini, bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasının ancak bakım alacaklısı tarafından ileri sürülebileceğini, mirasçılar tarafından ileri sürülemeyeceğini, ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin ivazlı olması nedeniyle tenkise tabi olmadığını, müvekkilinin murisle birlikte yaşadığını, kanser hastası olan murise baktığını, hastanede refakatçi olarak kaldığını, davacının ise murisle hiç ilgilenmediğini, davalıya devredilen iki adet bağımsız bölüm haricinde aynı yerde bulunan 3 numaralı bağımsız bölümün de murise ait olduğunu, ancak murisin 3 numaralı bağımsız bölümü davalıya devretmediğini, bu durumun dahi murisin mal kaçırma kastıyla hareket etmediğini ispatladığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Adli Tıp Kurumu raporu ile mirasbırakanın fiil ehliyetine haiz olduğunun anlaşılması, bakım borcunun ifa edilmiş olması, temlik dışı terekenin varlığı gibi hususlar dikkate alındığında muris muvazaasının ispatlanamaması ve ivazlı akitlerin tenkise tabi olmaması nedenleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, fiil ehliyetine ilişkin raporun yetersiz olduğunu, yeniden rapor alınması gerektiğini, saklı payının ihlal edildiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, murisin saklı pay ihlal kastıyla hareket ettiğini, bilirkişi raporunda saklı pay ihlaline ilişkin herhangi bir hesaplama yapılmaksızın karar verildiğini, tenkis davasının kabulü gerektiğini, murisin kanser hastalığı, tedavi süreci, alzheimer hastalığı nedenleri ile temyiz kudretinden yoksun olduğunu, Sevgi Hastanesinden sağlık kurulu raporu alınmasından 2 gün önce kemoterapi gördüğünü ve kendinde değilken sağlık kurulu raporunun alındığını, itirazları doğrultusunda başka bir heyetten veya Adli Tıp Kurumundan fiil ehliyetine ilişkin ek rapor aldırılması gerekirken itirazlarının değerlendirilmeyerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek temyiz yasa yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ehliyetsizlik, bakım borcuna aykırılık ve muris muvazaası hukuksal nedenleri ile ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ve ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptali ile tescili uygun görülmezse terditli tenkis istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 611 inci maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına Yasa'nın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. 3. Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur. 4. 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında sonuç olarak; “Bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması halinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların, görünürdeki satış sözleşmesinin Borçlar Kanunu'nun 18. maddesine dayanarak muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabileceklerine ve bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için söz konusu olan Medeni Kanunun 507 ve 603. maddelerinin sağladığı haklara etkili olmayacağına” hükmedilmiştir. 5. Muris muvazaasını öteki nispi muvazaalardan ayıran unsur ise mirasçıları aldatmak amacıyla yapılmasıdır. Daha açık bir anlatımla, 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere bu muvazaa türünde miras bırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi şeklinde açıklamaktadır. 6. Bu nedenle, miras bırakanın muvazaalı işlemi yaparken gerçek irade ve amacı mirasçılarından mal kaçırmak olmalıdır. Murisin mirasçılarından mal kaçırma amacının bulunmaması hâlinde 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararını uygulama olanağı bulunmamaktadır. 7. Muris muvazaasına dayalı olarak açılan davalarda ispat yükü ise muvazaanın varlığını iddia eden tarafa aittir. Gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı maddesindeki “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmü ve gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” hükmü uyarınca, miras bırakanın yaptığı temlikteki gerçek irade ve amacının mirasçıdan mal kaçırmak olduğunu, bu hususu ileri süren davacı taraf kanıtlamalıdır. 8. Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. 9. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması ise genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanması yanında, birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişkiler, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir. 10. Dairemizin 2021/5472 Esas, 2022/5800 Karar ve 05/10/2022 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir: "... Açılan davada bakım alacaklısı mirasçılarının, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir hak olduğundan dinlenmez. 11. Dairemizin 2021/7769 Esas, 2023/194 Karar ve 16.01.2023 tarihli kararının ilgili kısmı şöyledir: Ayırt etme gücünün nispi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Dairesinden rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen TMK'nın 409/2 nci maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür. 12. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 565 inci maddesi şöyledir: "a. Tenkise tâbi kazandırmalar Madde 565- Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir: 1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi, 2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, 3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar, 4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar." 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Mirasbırakanın fiil ehliyetine haiz olduğu Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit görüldüğünden davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazları yerinde değildir. 3. Bakım borcunun yerine getirilmemiş olması nedeniyle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshini isteme hakkı, bakım alacaklısının sağlığında kullanabileceği bir hak olduğundan bu yöndeki talebin reddi yerindedir. 4. Tanık beyanları ve hastane kayıtları ile ispatlandığı üzere, mirasbırakanın hastalığı ve yaşlılığı nedenleriyle bakım ihtiyacında samimi olduğu ve davalının bakım borcunu yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Öte yandan mirasbırakanın ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devrettiği taşınmazlarının dışında da taşınmazı bulunmaktadır. Temlik edilen malvarlığı ile temlik dışı bırakılan taşınmazın birbirine olan oranı makuldür. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin ve sözleşmeden kaynaklanan taşınmaz devrinin terekeden mal kaçırma amaçlı değil; gerçekten bakım ihtiyacının karşılanmasına yönelik olduğu kanaatine varılmıştır. Hal böyle olunca, muris muvazaası nedeni ile iptal davasının reddi de yerindedir. 5. Terditli tenkis talebine gelince, ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılıklı akitlerden olduğu için tenkise tabi değildir. Bu nedenle terditli tenkis talebinin reddi de yerindedir. 6. Açıklanan nedenlerle temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/41, K. 2023/2041, T. 10.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2022-41-e-2023-2041-k-1397a3a4bf4f