Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2022/3444 E. 2023/4502 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3444
- Karar No
- 2023/4502
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3520 E., 2022/361 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/353 E., 2021/380 K. Taraflar arasındaki temliken tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi, ... Mahallesi, 4668 ada 5 parsel ... taşınmazın üzerindeki giriş kat + üç normal kattan oluşan binaya malik sıfatıyla zilyet olduğunu, binanın giriş ve birinci katını 1992 yılında, diğer iki katını ise 2004 yılında tamamlayıp 1992 yılından beri nizasız ve fasılasız kullandığını, taşınmazla ilgili ifraz işlemlerine başlanmış olması nedeniyle tapu devrinin idari nedenlerle yapılamadığını, bölgedeki imar ve ifraz uygulamaları sonucunda müvekkilinin binasının bulunduğu parselin davalıların murisi ... ... adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, müvekkilinin gerek murisle gerekse varisleriyle yapmış olduğu görüşmelerden netice alamadığını, belediye nezdinde doğmuş borçlarını ödediğini, ödemeye de devam ettiğini, taşınmazın alımında ve binanın yapımında müvekkilinin iyiniyetli olduğunu ileri sürerek; dava konusu taşınmazın müvekkili adına tapuya tescilini, mümkün olmaması halinde müvekkilince yaptırılan binanın oturduğu alanın, taşınmaz değeri kadar tazminat ödemesi mukabilinde davalıların hisselerinin iptaliyle müvekkili adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; müvekkillerinin murisinin gerek imar ve ifraz uygulamasından önceki gerekse sonraki dönemlerde dava konusu taşınmazda mülkiyet ... bulunduğunu, taşınmazın mülkiyetinde çekişme olduğunu ve mülkiyetinin kendisinde olmadığını bilen davacının inşaata devam etmesinin iyiniyetli olmadığını gösterdiğini, binanın elektrik su ve benzeri aboneliklerinin yapılmasının ve binanın davacı tarafından kullanılmasının ana taşınmazın davacıya ait olduğu anlamına gelmeyeceğini, binanın ekonomik ve hukuki değerinin olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davacının talebinin temliken tescil isteğine ilişkin olduğu, davacı tarafından yapılan binanın, paylı mülkiyet hükümlerine göre tapuda kayıtlı bir taşınmaza harici satış sözleşmesine dayalı olarak inşaa edildiği, paydaşlar arasında bir paylaşmanın bulunmadığı, emsal ilamlar dikkate alındığında, davacının binanın inşaasında ve inşaatın devamında iyiniyetli sayılamayacağından temliken tescile ilişkin diğer koşulların araştırılmasına gerek bulunmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; binanın değerinin arsa değerinden açıkça fazla olup bilirkişi raporundaki değerlendirmelere bakıldığında da temliken tescilin şartlarının gerçekleştiğini, mahkemece eksik ve yetersiz gerekçe ile hatalı hukuki değerlendirmeyle verilen kararın yıllarca müvekkilinin yapmış olduğu birikim ve yatırımların heba edilmesine neden olacağını, dava tarihine kadar bir nizanın ve diğer hissedarlarca bir hak iddiasının olmadığını, binanın imar uygulamasından sonra yapıldığı, bu sebeple yeni malikini bilmesi sebebiyle iyi niyetli olunamayacağı yönündeki mahkeme değerlendirmesinin yerinde olmadığını, ret gerekçesine göre müvekkiline yıkım ve enkaz bedeli ile muhik bir tazmimat ödenmesi gerektiğini, tümden ret kararı verilmesinin hatalı olup temliken tescil koşullarının iş bu davada oluşmuş olması karşısında yasanın aradığı bedelin yatırılması üzerine müvekkili lehine tescil kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiası ileri sürülemeyeceğinden, temliken tescilin sübjektif unsuru olan iyiniyet unsurunun gerçekleşmeyeceği, bu durumda TMK’nın 724. maddesi gereğince temliken tescil koşullarının oluşmayacağı, somut olaya gelince; davacının tapulu taşınmazda harici satın alma iddiasıyla başkasına ait olduğunu bilerek inşaat yaptığı ve iyi niyetli olmadığı yönündeki değerlendirmenin dosya kapsamına uygun olduğu, hükümde bir yanılgı görülmediği, davacı vekili istinaf itirazında bulunurken binanın değerinin tazminini istemiş ise de dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında bu yönde bir talebi bulunmadığı ve mahkemece taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda ileri sürülen istemin değerlendirildiği, talepten fazlasına karar verilmesinin usule aykırı olacağı, aynı yasanın 357/1 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, mahkemece uyuşmazlık konusu edilen hususun değerlendirildiği, hükümde bir yanılgı bulunmadığı..."gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı sebeplerle hükmü temyiz ederek; kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; temliken tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723, ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir. 2. 4721 ... ... Medeni Kanununun, "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir." Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet ... sahibinden isteyebilir. TMK’nın 724. maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin TMK’nın 724. maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. TMK’nın 724. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul) İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul) c) Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 ... Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen gerekçelere göre istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.