Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2026/497 E. 2026/3856 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/497
- Karar No
- 2026/3856
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/219 E., 2025/58 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade
Sanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesindeki düzenleme uyarınca sanık hakkındaki hükmün daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi ve 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Yerel mahkemece 17.09.2015 tarihinde, iddianamede müsaderesi talep edilen suçta kullanılan nakil aracına yönelik müsaderesine yer olmadığına karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 29.11.2022 tarihli ve 2019/7234 Esas, 2022/17161 Karar sayılı ilamıyla nakil aracına ilişkin kısmın onanmasına karar verilmesi suretiyle kesinleştiği ve bozma ilamı sonrası Mahkemece bu hususta yeniden bir hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, katılan ... İdaresi vekilinin bu konuyla ilgili temyiz talebi inceleme dışı bırakılmıştır. Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/11-son maddesi yollamasıyla 3/5., 3/10. maddeleri uyarınca hüküm kurulduğu halde, hükmün gerekçe bölümünde 3/10. maddede yer alan artırımın uygulanmadığının belirtilmesi suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,
2. Sanık hakkında temel cezada alt sınırdan hüküm kurulduğu halde, hüküm fıkrasında cezanın "takdiren ve teşdiden" belirlendiği ifade edilerek hükümde çelişkiye neden olunması,
3. Sanığın 18.02.2025 havale tarihli dilekçesi ekinde sunmuş olduğu, ... Vergi Dairesine yapılan ödemelere ilişkin tahsilat fişlerinin dava konusu kamu zararına yönelik olup olmadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiği halde, bu hususta yeterli araştırma yapılmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi,
4. Objektif koşullar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel hâli bulunmayan sanığa ... vergilerinden (3.881,89 TL) oluşan kamu zararını ödemesi halinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesinin uygulanabileceğinin ihtar edilmesi gerekirken, gümrüklenmiş değer (6.974,19 TL) bildirilerek sanığın yanıltılması,
5. 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/22. fıkrasının "3/23." fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınmadan, 5607 sayılı Kanun'un 3/22. fıkrası uyarınca yazılı şekilde karar verilmesi ve aynı bentte eşyanın değerinde "suça konu eşyanın gümrüklenmiş değeri"nin esas alınması gerekirken, ... vergisinin esas alınması,
6. Suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine, tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin hazineye irat kaydına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 02.04.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Kaçakçılık suçundan sanık ... hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, katılan idare vekilinin temyizi üzerine, kararın istinaf kanun yoluna tabi olması nedeniyle incelenmeksizin iadesi yerine sayın çoğunluğun temyiz incelemesi yaparak bozmaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 14.03.2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanunun 15 inci maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin 12 nci fıkrasında değişikliğe gidilmiştir. Bu fıkrada “272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir.” hükmü getirilmiştir. 12 nci fıkra ile Ceza Muhakemesi Kanununun 272 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıkça belirtilmiştir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanacaktır. Yani şartlarının varlığı halinde bölge adliye mahkemesinin kararı temyiz kanun yoluna tabi olacaktır. Yine, 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde de temyiz kanun yoluna gidilebilecektir. Somut olayda olduğu gibi, daha önce temyiz incelemesinden geçen ancak sonrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde bu karar da istinaf yasa yoluna tabi olacaktır. Çünkü 7499 sayılı Yasa ile değişik Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin 12 nci fıkrasında, bu kararların açıkça istinaf kanun yoluna tabi olduğu belirtilmiş, istisna olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebileceği belirtilmiş, başkaca da bir istisnaya yer verilmemiştir. Kanun Koyucunun aksi kanaatte olması halinde bu hususun da açıkça istisnalar arasında sayılması gerekirdi. Bu anlatılanlar dikkate alındığında, kararın istinaf kanun yoluna tabi olması nedeniyle bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere incelenmeksizin iadesi yerine, sayın çoğunluğun temyiz incelemesi yaparak bozmaya ilişkin kararına katılmıyorum. 02.04.2026