Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/6036 E. 2026/5609 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2025/6036
Karar No
2026/5609
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/119 E.,2025/264 K. SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle iftira HÜKÜMLER : 1.5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçu yönünden mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi 2.Resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle iftira suçlarından zamanaşımı nedeniyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Kısmî ret, kısmî incelenmeksizin iade,kısmi onama

Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün istinaf incelemesine tabi olduğu anlaşlmıştır.

Katılan vekilinin başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle iftira suçundan kurulan hükme yönelik temyiz yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında bozma üzerine 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'a muhalefet (5607 sayılı Kanun) suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I- Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1. maddesinde yer alan "Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemez." şeklindeki düzenleme karşısında; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden sonra, 20.02.2025 tarihinde verilmiş olan hükmün istinaf kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmakla,istinaf incelemesinin yapılması için dosyanın görevli ve yetkili Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili dairesine gönderilmek üzere Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

II- Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde, Atılı suç yönünden suçtan doğrudan zarar görmeyen ... İdaresinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı cihetle, şikayetçi kurum vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

III- 5607 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde; Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçların sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; 1.Ana dava konusu 28.11.2014 suç tarihli olayda ele geçirilen 41 şişe içki ile ilgili olarak bilirkişi ile birlikte keşif yapılarak bilirkişi raporu düzenletildiği ve bilirkişi raporunda göre ele geçen içkilerin orijinal ve yabancı menşeili oldukları, taklit ve niteliğine uygun olmayan bandroller taşıdıkları belirtilmiş ise de, 12.01.2018 tarihli keşif zaptına göre bilirkişi ....'nın "Kuşadası ilçesinde marinada serbest olarak görev yaptığının" belirtilmesi karşısında söz konusu olayda uzmanlığının bulunmadığı, birleşen 29.09.2014 suç tarihli eylemde ise suça konu içkiler üzerinde yalnızca bandrol incelemesi yapıldığı, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarının içkilerde "etil alkol" bulunduğuna ilişkin incelemesinin ise hükme esas almaya yeterli olmadığı anlaşılmakla, ana ve birleşen dosyalar yönüyle dava konusu içkilerin uzman bilirkişiler tarafından yapılacak analizleri sonucunda yerli, sahte üretim, yabancı menşeili veya kaçak olup olmadıkları belirlenerek, yabancı menşeili ve kaçak olduklarının tespiti halinde 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 3/5 ve 3/10. maddeleri kapsamında olduğu, yerli olduklarının anlaşılması halinde ise aynı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında bulunduğu gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2.Ana dava konusu 28.11.2014 suç tarihli olayda, ele geçen eşyalar yönünden ... İdaresi tarafından hesaplanan Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit (KEMT) Varakasının bulunmadığı, suça konu eşyaların toplam CIF ve gümrüklenmiş değerlerinin ise uzman olmayan bilirkişinin tespit ettiği anlaşılmakla, suça konu eşyalar yönünden yeniden tespit edilecek CIF değer üzerinden ... İdaresince hesaplanacak gümrüklenmiş değer tutarlarına göre; soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda usulüne uygun ihtarat yapılmayan sanığa, suça konu kaçak eşyaların gümrüklenmiş değerleri toplamının iki katı kadar parayı hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezada yapılacak indirim oranının "1/2" olacağının bildirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

3.Sanığın tekerrüre esas alınan adlî sicil kaydının esasen 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış olup, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilâmla ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilâmın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

4. Sanık hakkında hem adlî para cezası, hem de hapis cezası verildiği, adlî para cezaları için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,

5.Suç konusu eşyaların tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13/1.fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi gereğince müsadere kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sanığın ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/6036, K. 2026/5609, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2025-6036-e-2026-5609-k-756f7157588e