Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/483 E. 2026/5584 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/483
Karar No
2026/5584
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/969 E., 2021/341 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;

Sanık hakkında hem adlî para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Açıklanan nedenle, sanık ... müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden anılan sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün tekerrüre ilişkin (A-5) numaralı bendinden ''sanık hakkında'' ibaresi çıkartılarak yerine gelmek üzere ''sanık hakkındaki hapis cezasının'' ibaresi eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

II. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; 1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarih ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;

İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 20.07.2013, iddianame düzenleme tarihinin 10.12.2013 olduğu,

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede; sanığa ilişkin aynı tür suçtan açılan ve halen derdest olduğu anlaşılan Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/106 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 09.10.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 23.01.2014 olduğu anlaşılmakla;

Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, derdest ise dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosyaların da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

2.Sanık hakkında hem adlî para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları bakımından 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,

3.Suça konu kaçak eşyanın tamamının 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesine göre müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sanık ...'un temyiz istemi yerinde görüldüğünden anılan sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 06.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/483, K. 2026/5584, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-483-e-2026-5584-k-dda39962c5f8