Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/11014 E. 2025/7721 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/11014
Karar No
2025/7721
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/117 E., 2014/546 K. SUÇTAN ZARAR GÖREN : Gümrük İdaresi SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya müsaderesi TEMYİZ EDENLER : Suçtan zarar gören Gümrük İdaresi temsilcisi, sanık ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Gümrük İdaresi temsilcisi usulünce katılma talebinde bulunduğu halde, katılma talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260. maddesi gereğince, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için yasa yollarının açık olduğu ve Gümrük İdaresinin hükmü temyize hakkı bulunduğu anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

İddianamede, nakil aracı müsadere talebinin olmaması ve mahkemece de bu konuda verilen herhangi bir karar bulunmaması karşısında, nakil aracına ilişkin incelenecek bir karar bulunmadığından suçtan zarar gören Gümrük İdaresi temsilcisinin nakil aracına ilişkin temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır.

I- Sanık ... Hakkında kurulan Hükme Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Sanık ... hakkında, uhdesinde ele geçen 12 karton sigara ve 6 adet 400 gr çay nedeniyle kaçakçılık suçundan kamu davası açılmış olup, dava konusu eşyaların Daire uygulamalarımıza göre ticari miktar ve mahiyette olmaması, sanığın ikrarını içerir müdafi huzurunda alınan kolluk ifadesini mahkeme huzurunda doğrulamayarak inkarda bulunması ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ...'nın atılı suçtan mahkûmiyetini gerektirir nitelikte her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde, kaçak eşyayı yurda yasal olmayan yollardan sokmanın suçun oluşumu için yeterli olduğu şeklindeki hatalı gerekçe ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenle, suçtan zarar gören Gümrük İdaresi temsilcisisinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

II- Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında kurulan Hükme Yönelik Temyiz İstemlerinin İncelenmesinde; Sanıklardan ...'ın yurt dışından getirerek ülkeye soktuğu eşyaların ticari miktar ve mahiyette olması ile ikrarı, sanıklar ... ve ...'ın ise, yurt dışından getirerek ülkeye soktukları eşyaları ticari amaçla getirdiklerini beyan ederek ikrarda bulunmaları karşısında, sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; 1.Gümrük İdaresi temsilcisinin katılma talebi hususunda bir karar verilmemesi,

2.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 1. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;

10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;

Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/1, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,

3.Sanıklar hakkında takdiri indirim uygulanırken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi yerine, 62. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,

4.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

5.Suça konu kaçak eşyaların müsaderesi sırasında, 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi yerine, 54/1. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,

6.Yargılama giderleri ile ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'un 324/2. maddesinde "Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.” şeklindeki açık hükmü ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 26.05.1935 tarihli ve 111/7 sayılı "yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmedir" ve yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 02.05.1966 tarihli ve 4/3 sayılı "tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktada yükleteceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığın yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiğini” belirten kararları karşısında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, sanıkların yükümlülüğünü öğrenmesi ve buna göre yargılama giderleri yönünden temyiz yoluna başvurup başvurmayacağı hususunda karar vermesine imkan tanımak için, yargılama gideri yükümlülüğünün ne miktar olacağının belirtilmesi gerekmesi karşısında mahkemece kısa kararda yargılama gideri kısmı boş bırakılarak yargılama giderleri ile ilgili miktar açıklanmadan usul ve yasaya aykırı hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, suçtan zarar gören Gümrük İdaresi temsilcisi ve sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 20.05.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/11014, K. 2025/7721, T. 20.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-11014-e-2025-7721-k-f8e38957166f