Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/951 E. 2026/1328 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/951
Karar No
2026/1328
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/470 E., 2025/1799 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kuşadası 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahk. Sıft.) SAYISI : 2022/38 E., 2022/306 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mali yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle ihraç edilerek müvekkiline isabet eden taşınmazının başkasına tahsis edildiğini, müvekkiline üyelikten ihraca yönelik hiçbir ihtarın tebliğ edilmediğini ileri sürerek ihraç kararının iptalini, müvekkiline isabet eden taşınmazın usulsüz şekilde dava dışı üçüncü kişiye tahsisi işlemini iptali ile davacı adına tahsisine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ihraç kararına ilişkin ihtarnamelerin davacıya noter aracılığı gönderildiğini, ortaklıktan çıkarma ihtarının ise 05.07.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa üyelikten ihraç edildiğine dair noter ihtarnamesine ilişkin olarak Stuttgart Başkonsolosluğu tarafından ihtarlı bildirim yapıldığı ve davacı tarafın 05.07.2016 tarihinde ihtarnameyi teslim aldığı, 30 gün içinde davacı konsolosluğa müracaat etmediğinden Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 43. maddesi gereğince bu şekli ile tebligatın yapılmış sayıldığı, davacının ihraç kararının iptali istemiyle açtığı eldeki davayı üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra yaklaşık 4 yıl sonra 20.03.2020 tarihinde açtığı, her ne kadar kooperatif ana sözleşmesinde öngörülen şekilde 1. ve 2. ihtarnameler tebliğ edilemese de davacının üyelikten ihraç edildiğine dair ihtarın davacıya tebliğ edildiği ve diğer ihtarnamelerin tebliğ edilememesinin süresinde açılan davada değerlendirilebileceği gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline üyelikten ihracına yönelik hiçbir ihtar tebliğ edilmediğini, aradan geçen sürede müvekkilinin ve bir çok üyenin bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini, davalı tarafça sunulan gönderim belgelerinin müvekkiline ait olduğunu kabul etmediklerini, ihraç kararına ilişkin birinci ve ikinci ihtarların müvekkiline tebliğ edilmediğini, ihraç kararının ise müvekkiline bizzat tebliğ edilmediğini, ikinci ihtarın tebliğinden 1 ay sonra alınması gereken dava konusu ihraç kararının süresi içerisinde alınmadığını, kanunen yok hükmünde olan kararın salt tebliğ edildiği gerekçesi ile davanın süresi içerisinde açılmadığı yönündeki istinaf ilamının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalı kooperatifin banka hesap kayıtları incelenmediğini, dava konusu dönemde dava dışı 3. şahsın hesabına yatırıldığı iddia edilen aidatlara ilişkin araştırma yapılmadığını, ödenen aidatların kooperatifçe iade edilmediğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kooperatif ihraç kararının iptali ile davacıya isabet eden taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye tahsis işleminin iptali istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/951, K. 2026/1328, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-951-e-2026-1328-k-ede3c9eaeaa2