Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/1180 E. 2026/1325 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1180
- Karar No
- 2026/1325
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1368 E., 2025/2298 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/299 E., 2024/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; Bolu 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1998 Esas sayılı dosyasında borçlunun 3. şahıs nezdindeki alacaklarının haczedildiğini, 13.03.2018 tarihinde sıra cetveli düzenlendiğini, alacağın nev'i ve takip tarihine göre sıra cetvelinde 1. sırada olmaları gerekirken 2. sırada olmalarının hatalı olduğunu, 1. sıradaki davalı alacaklının kambiyo senetlerine dayalı alacağının muvazaalı olduğunu ve ispat yükünün alacaklıda olduğunu savunarak davalı ...'ın sıra cetvelinden çıkarılmasını, sıra cetvelinin düzeltilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; 13.03.2018 tarihli asıl dava konusu sıra cetvelinin mahkeme kararı ile iptali sonrası düzenlenen sıra cetvelinde 1. sırada davalı alacaklı ...'a 230.478,19 TL ödenmesine karar verildiğini, davalı ... ve diğer davalı borçlu şirket arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını, takip ve alacağın muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalı ...'a sıra cetvelinde ayrılan payın öncelikle 9. sırada bulunan müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyasında ödenmesini, aksi halde müvekkilinin alacaklı olduğu icra dosyalarına payları oranında garameten paylaştırılmasını, asıl dosya ile birleştirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin alacağının gerçek bir borç ilişkisine dayandığını ve sıra cetvelinde bulunan diğer alacaklılara nazaran yapmış oldukları haczin daha evvel kesinleşmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 1. Asıl davada yönünden; asıl davaya konu olan 13.03.2018 tarihli sıra cetvelinin iptali için Bolu İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/158 Esas, 2018/463 Karar sayılı dosyasında açılan davanın yapılan yargılaması sonunda Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 21.03.2019 tarihli, 2019/225 Esas, 2019/239 Karar sayılı ilamı ile sıra cetveline yönelik itirazın kısmen kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verildiği, anılan kararın kesinleşmesini müteakip İcra Dairesi tarafından yine icra veznesine giren 230.840,69 TL para için yeni bir sıra cetveli düzenlendiğinden asıl davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2. Birleşen davada yönünden; davalının alacağının dayanağı olan çeklerin en geç düzenlenebileceğinin kabulü gereken tarih olan takip tarihinin, davacının alacağının dayanağı olan çek ve kambiyo senetlerinden her birinin en geç düzenlenebileceğinin kabulü gereken tarihler olan bankaya ibraz ve takip tarihlerinden daha önce olduğu, bu durumda davalı alacağının daha önce doğduğunun kabulü gerektiği, sonraki tarihte ... davacı alacağı bakımından muvazaa yaratılamayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı alacağının kendinden sonraki tarihte ... davacı alacağı bakımından muvazaa yaratmayacağı, konusuz kalan asıl davada, dava tarihi itibariyle haklılık durumlarının tespitinin gerektiği, birleşen davada açıkça izah edildiği üzere davacı yanın asıl dosyada da haklı olmadığı anlaşıldığından aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilin icra takiplerine dayanan çeklere ait temel ilişkisi ve muvazaalı alacağın dayanağı çek keşide tarihlerinden önce olduğunu, davalı yan ile müvekkile ait ilk çeklerin keşide tarihlerinin yakın olduğunu, takip dayanağı bonoların dayanağı ticari ilişkinin tartışılmadığını, bu hali ile de hukuki dinlenilme hakkının açıkça ihlal edildiğini, bu kapsamda temel borç ilişkisinin doğum tarihleri belirlenerek muvazaada öncelik durumunun belirlenmesi gerektiğini, konusuz kalan asıl dava bakımından müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, muvazaa nedenine dayalı sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.