Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/210 E. 2026/1388 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/210
Karar No
2026/1388
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/765 E., 2025/298 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar-karşı davada davalılar, birleşen davada davacılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA 1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; arsa sahibi olan müvekkilleri ile davalı arasında, .... Noterliğinin 03.05.2001 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve yine aynı noterlikçe 14.11.2001 tarihli düzenleme şeklinde ek sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşme gereği yapılacak inşaatın %45'inin arsa sahiplerine, %55'inin de davalı yükleniciye ait olacağını, mimari projesinin ilgili belediyece onaylanmasını, takiben de 18 aylık süre içerisinde başlanarak bitirilmesi, oturma ruhsatı alınır hale getirilerek anahtar teslimi yapılması gerektiğini ve süresinde teslim edilmemesi halinde arsa sahiplerinin uğrayacağı kira bedeli kadar davalı yüklenicinin tazminat bedeli ödemekle yükümlü olacağını, zamanında projeler onaylanmış olmasına rağmen, Şubat 2003 tarihinde tüm bağımsız bölümlerin bitirilip teslim edilmesi gerektiği halde teslimin geciktirildiğini, dolayısı ile müvekkillerinin kira kaybına uğradıklarını, ayrıca davalının eser sözleşmesi hükümlerini ihlal ederek bağımsız bölüm yapılarında arsa sahiplerinin aleyhine davalının kendisi lehine olacak şekilde uygulama yaparak eksik ve ayıplı işler yaptığını, sözleşmedeki kendi oranının %55'ten %65'e çıkardığını, daire bazında yapılan dağıtım ile davalıya ait inşaat alanının çoğaltılması sebebiyle müvekkillerinin bir villayı daha isteme hakkı doğduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak her bir bağımsız bölüm için 1.000,00 TL maddi tazminat ve müvekkillerinin şahsiyet haklarına saldırı olması nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminat ile bağımsız bölüm yapılarının eksiksiz teslimi gereken Şubat 2003 tarihinden itibaren dava tarihine kadar geçen süre içerisinde emsal rayiçlerine göre işlemiş bulunan kira bedelleri nedeniyle şimdilik 6.000,00 TL'nin ihtarnamenin tebliğ edildiği 28.09.2005 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin edimlerini iyiniyetle yerine getirdiğini, davacıların bağımsız bölüm tapularını devretmekte temerrüt içine düştüklerini, inşaatların zamanında bitmemesine davacıların kendi kusurları ile neden olduklarını, davacı-karşı davalıların vermekle yükümlü oldukları taşınmazın tapularını müvekkiline vermediklerini, bu nedenle müvekkilinin çok büyük zararlara uğradığını, yüksek faizle kredi almak zorunda kaldığını, dava konusu inşaatların ve başka inşaatların tamamlanmasının mümkün olmadığını, inşaatları tamamlayarak satamamasından dolayı kayıplarının olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 25.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL ticari itibar kaybı nedeniyle ... manevi zararın faizi ile birlikte davacı-karşı davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

3.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerine ait bağımsız bölüm yapılar için 6.000,00 TL kira alacağı talebinde bulunduklarını, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hesap ve tespit edilen 86.470,98 TL kira alacağının bakiyesi olan 80.470,98 TL'nin, keşide edilen ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği 28.09.2005 tarihinden itibaren bankalarca ticari işlemlerde uygulanan en yüksek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek payları oranında müvekkillerine verilmesini, müvekkillerine ait 4 adet bağımsız bölüm yapı ile davalı tarafa ait üretim fazlası bulunan müvekkillerinin 1/2 paylarının karşılığı 277,11 m²'lik bir adet tripleks villaya denk bağımsız bölüm yapı da dahil olmak üzere toplam 5 adet bağımsız bölüm yapı için, asıl davanın açılış tarihi olan 14.11.2005 tarihinin bir gün sonrası 15.11.2005 tarihinden bu dava tarihine kadar beher bağımsız bölüm yapıya ait aylık rayiç kira bedellerinin, temerrüt faizi ile birlikte tespiti ile müvekkillerine payları oranında verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; iş bu dosyanın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/186 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.09.2009 tarihli kararıyla, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Mahkemenin 17.09.2009 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 12.04.2012 tarihli ilamıyla, davalı-karşı davacının tüm temyiz itirazları reddedilerek "...03.05.2001 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yapılacak inşaatın %55'inin yükleniciye %45'inin ise dava dışı arsa sahipleri ile birlikte 1/2 oranında davacılara verilmesi kabul edilmiştir. Sonradan düzenlenen 14.11.2001 tarihli ek sözleşmede ise asıl sözleşmede arsa sahiplerine %45 pay verileceği açıklanarak arsa sahipleri hisselerine düşen bağımsız bölümlerin numaraları belirtilmiş kat irtifakının bu şekilde kurulması kararlaştırılmıştır. Ek sözleşmenin düzenlenmesinden sonra davacı arsa sahiplerince davalı yükleniciye çekilen 07.12.2001 tarihli ihtarda ise ek sözleşme iyiniyetle imzalanmış ise de incelenmesinde paylaşımın ana sözleşmeye uygun olmadığının belirlendiği, bu nedenle bağlayıcı olmayacağı açıklanmıştır. Davacı arsa sahiplerince ek sözleşme ile bağlı bulunmayacağı yükleniciye bildirildiğine göre, mahkemece bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle öncelikle mevcut inşaatın yasal hale getirilip getirilmeyeceği ilgili Belediyeden de sorularak araştırılmalı, yasal hale getirilmesi mümkün ise tüm inşaat alanından davacı arsa sahiplerine düşecek % 45... /2'sinin alanının belirlenip eksik verilen kısmın aynen teslimi, mümkün olmazsa bedelinin tahsiline karar verilmesi, ayrıca davacılara ait olup davalı yüklenici tarafından üçüncü kişilere kullandırıldığı anlaşılan üç dairedeki eksik ayıplı imalâtın sözleşmeye uygun hale getirilmesi, mümkün olmaması halinde bedelinin saptanıp giderilme bedelinin davalıdan tahsiline ve dairelerin davacılara teslimine karar verilmesi gerekir" gerekçesiyle kararın davacı-karşı davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.

2.Mahkemenin 12.02.2019 tarihli kararıyla; bozmaya uyularak, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemenin 12.02.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2020 tarihli ilamıyla, davalı-karşı davacı-birleşen dosya davalısı yüklenicinin temyizi yönünden,"...Asıl dava dilekçesinde davacılar; talepleri arasında bulunan sözleşme harici yapılan kısımla ilgili taleplerini 1.000,00 TL, yüklenicinin elinde kalan ve kendilerine teslimi gereken 3 dairenin eksik kusurlu işler bedelini ise 1.000,00 TL üzerinden harçlandırmışlardır. Mahkemece asıl davadaki taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemizce bu karar 12.04.2012 tarihli, 2012/469 Esas, 2012/2451 Karar sayılı ilâmı ile bozulmuştur. Bozma ilamından sonra davacılar taleplerini ıslah ederek fazla alan ile ilgili taleplerini 95.000,00 TL’ye, 3 daire ile ilgili taleplerini 15.019,00 TL’ye çıkarmışlar, mahkemece ıslah edilen miktar üzerinden taleplerin kabulüne karar verilmiş ise de, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı halde ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı-karşı davacı-birleşen dosya davalısı yüklenici yararına bozulması gerekmiştir" gerekçesiyle, davacı-karşı davalı arsa sahiplerinin temyiz itirazları yönünden ise,"...Davacı arsa sahipleri, asıl davada kendilerine teslimi gereken bağımsız bölümlerin sözleşmede kararlaştırılan sürede teslim edilmemesi nedeniyle 6.000,00 TL kira tazminatının davalı-k.davacıdan tahsilini istemişler, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda kira tazminatı alacağı 86.470,00 TL olarak hesaplanmış, Dairemizin bozma kararından sonra birleşen dosyada açtıkları davalarında bakiye kira tazminatı alacağı 80.470,00 TL’nin tahsili ile birlikte ilk dava tarihinden birleşen dava tarihine kadar olan kira alacakları ile ilgili olarak 5.000,00 TL’nin tahsilini istemişler, daha sonra 5.000,00 TL’lik taleplerini ıslah ederek 117.922,00 TL’ye çıkarmışlardır. Mahkemece birleşen dava ıslah edilen 117.922,00 TL üzerinden kabul edilmiş, ancak 80.470,00 TL üzerinden olumlu ya da olumsuz karar verilmemiştir. Diğer taraftan hükmüne uyulan Dairemizin bozma ilamında davalı kullanımında bulunan dairelerin davacılara teslimine karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen bu konuda karar verilmemiş olması doğru olmamış, açıklanan bu nedenlerle kararın asıl ve birleşen dosya davacıları-karşı davalı arsa sahipleri yararına bozulması gerekmiştir" gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2020 tarihli kararına karşı davacı-karşı davalı arsa sahipleri vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine,Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 24.06.2021 tarihli ilamıyla, "... 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2 maddesi ile Yargıtay’ın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılması mümkün hale getirilmiştir. Sonradan aynı hususta bir kanun çıkarılmış olmasının usuli kazanılmış hakkın istisnası olduğu, usule ilişkin kanun değişikliğinin geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği, mahkemece verilen nihai karardan sonra değişiklik yapılmış olsa dahi, bu değişikliğin uygulanmasında zorunluluk bulunduğu Yargıtay kararlarıyla açıklanmıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davacı-karşı davalı arsa sahiplerinin 01.04.2013 tarihli ıslahına değer verilerek hüküm tesis edilmesinin yerinde olduğu" gerekçesi ile davalı-karşı davacı-birleşen dosya davalısı yüklenicinin tüm temyiz itirazları reddedilerek, Dairenin bozma ilâmındaki ıslaha ilişkin bozma nedeninin kaldırılmasına karar verilmiştir.

3.Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "asıl dava dosyasında verilen mahkemenin 12.02.2019 tarihli hükmü Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 24/06/2021 tarihli, 2020/3070 Esas ve 2021/2979 Karar sayılı karar düzeltme ilamı ile kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına,

Asıl dosya davacılarının İzmir ili, ... ilçesi, ...epe Mahallesi, 2728 ada, 1 parsel (eski 45... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan A Blok 3 ve 6 no.lu bağımsız bölümler ile B Blok 1 nolu bağımsız bölümlerine ilişkin talebinin vazgeçme nedeniyle reddine,

Birleşen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/123 Esas sayılı dava dosyasındaki davanın kabulü ile,117.922,08 TL kira kaybı bedeli alacağın mahkemenin 12.02.2019 tarihli hükmü Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2020 tarihli 2019/2632 Esas ve 2020/898 Karar sayılı ilâmı ile kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 80.470,98 TL bakiye kira tazminatı bedelinin temerrüt tarihi olan 28.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ve karşı davalılar vekili temyiz dilekçesinde;

a.Davalı ve karşı davacının fahiş ağır kusurlu, kötü niyetli, cana kast fiili ve suç hali durumunun, gerek yerel mahkeme, gerekse yüksek mahkemece dikkate alınmadığını,

b.Yüklenicinin, ana sözleşme gereği üstlendiği edimlerin hiçbirini ifa etmediğini, yüklenicinin, ana sözleşmedeki taksimat oranlarını kendi lehine artırdığını,

c.Somut uyuşmazlıkta eser sözleşmesinden ... kira alacaklarına 20 yıllık zamanaşımı süresi uygulanması gerekirken hatalı bir şekilde 5 yıllık zamanaşımı uygulanarak hüküm tesis edildiğini,

d.Yargıtay 15. (Kapatılan) Hukuk Dairesi'nin davacılar lehine bozma kararına rağmen bilirkişilerce ana sözleşmedeki taksimat oranlarının dikkate alınmadığını, yüklenici lehine olan taksimat oranlarına göre hesaplama yapıldığını, e.Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin bozma kararlarında davacılara teslimine karar verilen üç dairenin tesliminden feragat ettiklerine dair yazılı bir beyanlarının kesinlikle bulunmadığını, kesinleşmiş bozma kararına aykırı karar verilmesinin doğru olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre, asıl ve karşı dava ile birleşen davada, taraflar arasındaki uyuşmazlık, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir.

1.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ve karşı davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Mahkemece, asıl dosya davacılarının mahkemeye verdikleri 10.03.2025 tarihli dilekçe ile İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 27 28... parsel (eski 45... parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan A Blok 3 ve 6 no.lu bağımsız bölümler ile B Blok 1 no.lu bağımsız bölümlerin teslimine ilişkin taleplerinden vazgeçtikleri gerekçesi ile bu dairelerin teslimine ilişkin talebin vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Asıl davada davacı olan arsa sahipleri vekili tarafından sunulan 10.03.2025 tarihli dilekçede, arsa sahiplerinin anılan dairelerin teslim edilmesi ile ilgili taleplerinden vazgeçtiklerine ilişkin bir ifadenin bulunmadığı görülmektedir. Arsa sahipleri vekili de temyiz dilekçesinde, arsa sahiplerine teslimi gereken üç adet dairenin teslim talebinden feragat ettiklerine dair 10.03.2025 tarihli dilekçede bir beyanlarının kesinlikle bulunmadığını açıklamıştır. Bu durumda Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 12.04.20 12... .03.2020 tarihli bozma ilamlarında belirtildiği üzere, 3 adet dairenin, asıl davada davacı olan arsa sahiplerine teslimine karar verilmesi gerekirken davacıların teslime ilişkin taleplerinden vazgeçtikleri gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

3.HMK'nın 297/2. maddesi; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" şeklinde düzenlemiş olup, mahkemece infazda tereddüte yer vermeyecek açıklıkla hüküm verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi, kararda bulunması gereken hususlar HMK'nın 297. maddesinde ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması ve özellikle hukuki dinlenilme hakkının sağlanmasıdır.

Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Davadaki taleplerden biri veya birkaçı hakkındaki kararın Yargıtay'ın bozma kararının kapsamı dışında kalması nedeniyle kesinleşmesi halinde mahkemenin bozma kararı üzerine yaptığı inceleme sonucu verdiği yeni kararında, infazda tereddüt oluşmaması açısından eski kararının kesinleşen bölümünün de aynen tekrarlanması gerekmektedir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeye aykırı olarak hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, kararın hüküm fıkrasında, asıl davadaki talepler yönünden bütüncül olarak "asıl dava dosyasında verilen mahkemenin 12.02.2019 tarihli hükmü Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 24.06.2021 tarihli 2020/3070 Esas ve 2021/2979 Karar sayılı karar düzeltme ilamı ile kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesine rağmen, asıl davadaki taleplerden birisi olan üç adet dairenin arsa sahiplerine teslimi ile ilgili olarak, teslime ilişkin talebin vazgeçme nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yine, birleşen 2013/123 Esas sayılı davada, bütüncül olarak "davanın kabulüne" denildikten sonra, kira alacağı yönünden, "117.922,08 TL kira kaybı bedeli alacağın mahkemenin 12.02.2019 tarihli hükmü Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2020 tarihli 2019/2632 Esas ve 2020/898 Karar sayılı ilâmı ile kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulması, bakiye kira tazminatı yönünden, "80.470,98 TL bakiye kira tazminatı bedelinin temerrüt tarihi olan 28.09.2005 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine"şeklinde kabul kararı verilmesi HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olmuştur.

Mahkemenin gerekçeli kararının infaz edilecek kısmı, hüküm fıkrası olup, mahkemece kesinleşen hususlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması infazda tereddüt oluşturacağından, asıl ve birleşen davada taraflara yüklenen hak ve borçların hükmün sonuç kısmında tek tek gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 326. maddesinde; "(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. (2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır" düzenlemesi yer almaktadır.

Davayı kazanan taraf davasını bir vekil vasıtası ile takip etmiş ise, haksız çıkan (davayı kaybeden) taraf yargılama gideri olarak vekalet ücretine de mahkum edilir. (HMK m. 323/1-ğ)

Mahkemece, yargılama giderleri ve vekalet ücreti taktir edilirken HMK'nın 326. ve 323. maddesine aykırı olarak kurulan hüküm sonucu ve haklılık durumunun dikkate alınmamış olması da hatalı olmuştur.

Tüm bu hususlar dikkate alınarak mahkemece, yukarıda açıklanan eksiklikler giderilmek suretiyle infaza uygun bir hükmün kurulması gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde, 1. (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davacı-karşı davalı arsa sahipleri vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. (2) ve (3) no.lu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı arsa sahipleri vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde davacılar-karşı davada davalılar, birleşen davada davacılar ..., ..., ...'a iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/210, K. 2026/1388, T. 09.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-210-e-2026-1388-k-fa142b03c6be