Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/769 E. 2026/412 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/769
- Karar No
- 2026/412
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/143 E., 2024/207 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatif ile müvekkili arasında .......... ili, ...........lçesi, ............... Mahallesi, 1228 ada, 1 parsel ile 1229 ada, 1 parselde bulunan 38 adet trıbleks inşaatının yapımı hususunda 19.04.2007 tarihli 3.750.000 TL+KDV götürü bedelli sözleşme imzalandığını, davacının sözleşmede kararlaştırılan sürede işleri tamamlayarak kooperatife teslim ettiğini, 2008 yılından itibaren taşınmazlarda oturulmaya başlanıldığını, bu durumun Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/126 D. İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, bilirkişilerin raporlarında yapılan imalâtlar toplamının 2008 yılı birim fiyatı üzerinden 3.956,037 TL olarak hesaplandığını, ancak davalı kooperatif tarafından bakiye alacağın şirkete ödenmemesi nedeni ile davalı aleyhine Edremit 1. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1434 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı tarafından takibe itiraz edilmesi nedeni ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini belirterek itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; kooperatif müdürü olan .......... ile denetim kurulu üyesi ...........’in ortağı oldukları davacı şirketle kooperatif yönetim kurulun arasında sözleşme yaptıklarını, imalât işlerinin yaptırılma yöntemini belirlemenin genel kurulun devredemeyeceği yetkiler arasında olduğunu, sözleşmelerin geçersiz olduğunu, bir taraftan 38 tripleks dairenin yapımı 3.750.000,00 TL bedelle üstlenilmişken bir yandan da 54 tripleks dairenin yapımı 4.180.000 TL bedelle üstlenilmiş olması dikkate alındığında kooperatifin zarara uğratıldığını, fiilen teslimden bahsedilemeyeceğini, inşaat alanın davacı şirket tarafından terk edildiğini, eksikliklerin üyelerce bizzat giderildiğini, temerrüde düşürülmediği için icra takibinde faiz talep edilemeyeceğini, tespit raporundaki hesaplamanın kabul edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.06.2014 tarihli kararı ile dosyaya ibraz edilen birinci ve ikinci sözleşmenin altındaki imzaların taraflarca inkâr edilmemesi ve sözleşmelerin aynı tarihli olmaları karşısında hangisinin geçerli olduğu noktasında tespitin mümkün olmadığı, ihtilafın sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda çözümlenmesi gerekeceği, bilirkişi kurulu raporuna göre davacının bakiye alacağının 715.789,68 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 10.06.2014 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nce, mahkemenin kabulünde olduğu gibi sözleşmelerin geçerliliğinin davacı tarafından kanıtlanamadığı, mahkemece her ne kadar sebepsiz zenginleşme hükümlerine değinilerek Bayındırlık Bakanlığı Birim Fiyatlarıyla hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilmişse de, sözleşmesiz işlerin ya da sözleşme dışı yapılan işlerin iş sahibi yararına olmak koşuluyla TBK'nın 526. maddesi uyarınca bedelinin yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayicine göre hesaplanması (KDV dahil) ve kanıtlanan ödeme olan 2.869.947,32 TL mahsup edilerek bakiye bedel üzerinden itirazın iptâline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle tarafların diğer temyiz itirazları reddedilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 22.11.2022 tarihli kararı ile davacının, davalıya karşı 1.379.630,47 TL üzerinden takip başlattığı, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı alacaklının hakedişinin 2.250.379,93 TL olduğu bu haliyle davacının başlatmış olduğu icra takibinden daha fazla hakedişi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin 22.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, bozma sonrasında alınan bilirkişi kurulu raporunda davacı yüklenici alacağının işin yapıldığı tarihteki serbest piyasa fiyatlarına göre hesaplanarak bakiye iş bedelinin hesap edildiği, mahkemece kararın gerekçesinde bu hesap dışında nasıl hesaplandığı anlaşılmayan 2.250.379,93 TL davacı alacağından bahsedilmesinin hatalı olduğu gibi, itirazın iptali davası takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı olduğundan ve davacı tarafça dayanılan tespit dosyasında davacı alacağı 936.952,68 TL tespit edildiğinden bu hususa kararın gerekçesinde değinilmemesinin de hatalı olduğu, mahkemenin, davacının takip talebinde 442.678,06 TL işlemiş faiz talep etmesine rağmen davalıyı temerrüde düşürecek nitelikte bir belge ibraz edilmediği gibi, mahkemece verilen ilk kararda faize hükmedilmediği, davacı tarafça bu hususun temyiz konusu yapılmadığı ve bozma kapsamı dışında kalarak davalı lehine kesinleşerek usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden davacı lehine faize hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve davacı alacaklının davalı borçluya karşı 936.952,68 TL asıl alacak, 442.672,06 TL takip öncesi işlemiş faiz üzerinden takip başlattığı, bozma ilamlarına göre alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli 09.08.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda tespit edildiği üzere davacının hakediş alacağının 3.112.217,18TL olduğu ancak itirazın iptali davası ile takip talebinin sıkı sıkıya bağlı olması ve davacı alacaklının takip talebinde asıl alacak olarak 936.952,68TL, 442.678,06 TL'de işlemiş faiz talep etmesine rağmen, davalıyı temerrüde düşürecek nitelikte bir belge ibraz etmemesi, ilk kararda faize hükmedilmemesi ve davacı tarafça da bu hususun temyiz konusu yapılmaması nedeniyle bozma kapsamı dışında kalarak davalı lehine kesinleşerek usuli kazanılmış hak oluşturduğu, taleple bağlılık kuralı ve usuli kazanılmış hak gereğince davacının davaya konu takibe ilişkin 936.952,68 TL'si üzerinden takibin devamını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanları tekrarla, sözleşmelerin geçersiz olduğunu, bağımsız bölümlerin fiilen teslim edilmediğini, eksiklerin üyelerce giderildiğini, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılmadığını, kooperatif defterlerinde bazı inşaat maliyetlerinin kooperatif tarafından ödendiğinin görüldüğünü, inşaat alanının terkedilmesinden sonra bağımsız bölüm maliklerinin eksikleri tamamlaması da davacı hanesine yazılmakla gerçeğe aykırı rapor düzenlendiğini, bilirkişilerin davacı şirketin yüklendiği yapılacak işlerle ilgili rapor düzenlemesi gerekirken listede bulunmayan kalemleri de kooperatife borç çıkartıldığını, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. ve 439/2. maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.