Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/4084 E. 2026/1911 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4084
- Karar No
- 2026/1911
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1172 E., 2025/928 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/882 E., 2024/646 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davada davacı vekilince duruşmalı, davacı-karşı davada davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı-karşı davacı vekili Avukat ... ile davacı-karşı davalı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ... Büyükşehir Belediyesi lehine gerçekleşen Bergama ilçesi .... Mah. ... Üzeri Karayolu Köprü Yapımı işinin yapılması konusunda 28.06.2021 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmiş olmasına rağmen davalı tarafça hem sözleşme ile belirlenen iş bedelinin eksik ödendiğini, hem de sözleşmenin 4.6. maddesi uyarınca maliyet farkına dayalı fiyat farkı ödemesi yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL' nin temerrüt ihtarının tebliği tarihi olan 20.06.2022 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, bilahare verdiği ıslah dilekçesi ile talebini 1.134.971,76 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin 4.6. maddesinde belirtilen ''yeni birim fiyat veya revize birim fiyat uygulanması'' hususunun fiyat farkı ile ilgili bir düzenleme olmadığını, ihale şartnamesinde ve ihale sözleşmesinde bulunmayan ek bir iş yapılması durumunda ihale makamı tarafından yapılacak ek işin bedeline ilişkin fiyatlandırma ile ilgili bir düzenleme olduğunu, davacı-karşı davalı şirket tarafından projede ve ihale konusunda yer almayan ek bir iş yapılmadığını, bu nedenle fiyat farkı talebinin hukuki bir dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Karşı davasında ise; karşı davalı taşerona hak ettiğinden fazla ödeme yapıldığını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin avans faiziyle karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının KDV dahil yapmış olduğu işin bedelinin 4.918.127,95 TL olarak tespit edildiği, taraflarca yapılan tutanakta belirtilen toplam ödemenin ise 3.447.115,73 TL olduğu, yapılan bu ödemenin dışında davalı-karşı davacının tutanak dışı ödemeleri toplamı da 336.040,46 TL olup, davacının yaptığı toplam iş ve imalat bedelinden davacının da kabulünde olan 3.447.115,73 TL ödeme ile davalının tutanak dışı ödemeleri toplamı olan 336.040,46 TL düşüldüğünde davacının yaptığı imalat ve işin değeri karşılığı kendisine ödenmemiş bulunan KDV dahil 1.134.971,76 TL alacağı bulunduğu belirtilerek, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; fiyat farkı talebi konusunda hüküm ve raporun hatalı olduğunu, eğer gerçekten davalı asıl iş sahibi belediyenin ihale ettiği kök rakam üzerinden kesin hakediş yapmış olsaydı, maliyet artışları ne olursa olsun davacının da sözleşmenin 5.6. maddesine göre fiyat farkı alamayacağını, ancak davalı tarafın ana iş sahibi belediye ile olan sözleşmesinde yeni fiyat/fiyat farkı olması hali için taraflarca sözleşmenin 4.6. maddesinde özel düzenleme yapıldığını, davalının maliyet farkı nedeni ile kararname kapsamında fiyat farkını idareden aldığını, ancak işi yapan davacıya %13 tenzilattan ... fark olan %87'lik hakkını vermediğini beyan etmektedir.
2.Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; taleplerine rağmen istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, arabuluculuk son tutanağında yer almayan ve arabuluculuk görüşmelerine dahil edilmeyen fiyat farkı alacağı dışındaki alacakların, dava şartı olan arabuluculuk faaliyeti yerine getirilmediğinden usul yönünden reddi gerektiğini, süreç içerisinde itiraz ve taleplerinin gerekçesiz reddedildiğini, bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapmasının usul kurallarına aykırı olduğunu, üçüncü kişilere karşı davalı nam ve hesabına yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, yapılan vergi ve SGK ödemeleri ile malzeme alımlarının hesaplamaya dahil edilmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve karşı davalarda uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı bakiye iş bedeli ve fiyat farkı alacaklarının tahsili ile fazla ödemenin istirdadı istemlerine ilişkindir.
1.6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" düzenlemesi getirilmiştir.
Somut olayda; asıl davada davacı alt yüklenici şirket tarafından dava dilekçesi ile, bakiye iş bedeli ve sözleşmenin 4.6. maddesi uyarınca fiyat farkı alacağının tahsili istemleriyle 26.12.2022 tarihinde dava açılmış, ancak dava konusu 2 talepten sadece fiyat farkı alacağına ilişkin olarak dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğu, 21.12.2022 tarihli tutanak içeriğinden anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece; dava konusu edilen her talep bakımından, dava açılmadan önce, zorunlu arabuluculuğa başvurulmasının dava ön koşulu olduğu ve bu ön koşulun sonradan tamamlanabilir nitelikteki koşullardan olmadığı dikkate alınarak, asıl davada davacının bakiye iş bedeli talebinin usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle esastan incelenmesi doğru olmamıştır.
2- 6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesi, "Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" hükmünü içermektedir. Aynı Kanun'un 282. maddesinde belirtilen bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamayacağı ve hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği hükmü, HMK'nın 281. madde hükmü uyarınca bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor ya da sözlü açıklama alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez bilirkişi incelemesine karar verildikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez. Kaldı ki, somut uyuşmazlık da bilirkişinin rey ve mütalaasına başvurulmasını zorunlu kılar niteliktedir.
Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.6 maddesi; "Yeni birim fiyat veya revize birim fiyat uygulanması durumunda, İdare'nin işverene onayladığı birim fiyattan %13 kesinti yapılarak alt yüklenicinin birim fiyatı belirlenecektir ve hakedişlerinde bu fiyata istinaden ödeme yapılacaktır" hükmünü ihtiva etmektedir.
Asıl davada davacı alt yüklenicinin fiyat farkı talebi bahsi geçen sözleşme maddesine uygun olup, asıl işveren idare tarafından davalıya fiyat farkı ödemesi yapıldığı da dosya kapsamı ile sabit olduğundan, davacı bu talebinde haklıdır. Ancak dosyada mübrez bilirkişi raporlarındaki hesaplamalar talep edilebilecek fiyat farkı tutarının denetlenmesi bakımından açık ve anlaşılır nitelik taşımamaktadır.
Bu durumda mahkemece; dosyanın alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetine tevdii ile, asıl davada davacının fiyat farkı alacağının hesaplanması hususunda açık, anlaşılır ve denetime elverişli rapor tanzimi neticesinde oluşacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Bozma nedenlerine göre, karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının taraflar yararına BOZULMASINA,
Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan taraflar yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, temyiz eden taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.