Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/4035 E. 2026/1870 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4035
- Karar No
- 2026/1870
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1790 E., 2025/1124 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/466 E., 2021/363 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirket ile 18.12.2018 tarihli Sponsorluk Sözleşmesi imzalandığını, davacının 18-21.04.2019 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenecek olan ... Festivalinin resmi sponsoru olduğunu, davalının festival organizasyonu ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine davalıya .... Noterliğinin 28.03.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile eksiklikleri giderilmesi için süre verildiğini, davalının ihtarnameye rağmen hiçbir önlem almaması üzerine davacı tarafından .... Noterliğinin 11.04.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini,12.04.2019 tarihinde davalının 18.12.2018-18.12.2023 tarihleri arasında doğacak 106.200,00 TL alacağını .... Noterliğinin 11.04.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı temliknamesi ile dava dışı ... Maçka Adi Ortaklığına temlik ettiğini, davacının, davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacının haklı feshi sonucu ön ödeme olarak davalıya verilen 59.000,00 TL'nin iade yükümlülüğü doğmuş olmasına rağmen davalının henüz doğmamış alacağı için 106.000,00 TL fatura keserek, aynı faturadan dolayı davacı aleyhine İstanbul 37. İcra Dairesinin 2019/22193 Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davacı tarafından süresinde itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, ödenecek olan paranın davalıya ödenmemesi için İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/953 Değişik İş dosyası üzerinden icra veznesine ödenecek paranın borçluya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı alındığını, bu nedenle menfi tespit davasının kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde;davalı şirket ile 18.12.2018 tarihli Sponsorluk Sözleşmesi imzalandığını, davacının 18-21.04.2019 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezinde düzenlenecek olan İstanbul Peynir Festivalinin resmi sponsoru olduğunu, sözleşme uyarınca 27.12.2018 tarihinde 59.000,00 TL'lik tutarında ön ödemenin davalıya ödendiğini, davalı şirketin festivalin organizasyonuyla ilgili yükümlülüklerini tam ve sözleşmeye uygun biçimde yerine getirmediğini, yükümlülüklerini yerine getirmesi için tanınan süreye rağmen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, sponsorluk sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle 11.04.2019 tarihinde feshedildiğini, davacının haklı feshinden dolayı davalıya yaptığı 59.000,00 TL'nin iadesi için ihtar gönderdiğini, ancak davalının bu tutarı iade etmediğini, davalı aleyhine İstanbul 11. İcra Dairesinin 2019/28381 Esas sayılı dosyası ile 59.000,00 TL'lik ön ödeme ve takip tarihine kadar işlemiş olan 1.828,19 TL olmak suretiyle 60.828,19 TL'lik asıl alacak üzerinden ilâmsız takib başlatıldığını, borçlu davalının 21.04.2019 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak ödeme emrine itiraz ettiğini ve icra takibini durdurduğunu, bu kapsamda davalının İstanbul 11. İcra Dairesinin 2019/28381 Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline, icra takibinin kaldığı yerden devamına, borçlu aleyhine %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; yaklaşık 5 aylık hazırlık ve tanıtım sürecinin ardından festivalin sponsoru olan davacının 28.03.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile soyut iddialarla davalının yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edildiğini öne sürerek, 11.04.2019 tarihinde noter ihtarı ile sözleşmeyi feshettiğini, festivalin tüm hazırlıklarının tamamlandığını ve davalının sözleşmeyi feshederek davalıyı zarara uğrattığını, davalının festival alanının krokisini karşı tarafa gönderdiğini, ihtarnamede ise iddia edilen stand alanı değişikliğinin ise 1 28... 'lik standın 1 48... ’ye çıkarılması şeklinde olduğunu, bu durumun sponsorluk sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğini, davacının iddialarının aksine davalının devamlı olarak iletişime geçmeye çalıştığı festivale sayılı günler kala yapılan işlerin sıralandığını, aylarca bütün tanıtımların yapıldığını, hazırlıkların son aşamaya geldiğini ve bu organizasyonun yapılmasına bir hafta kala standlar kurulmuş iken tamamen soyut ve kötü niyetli olarak feshin gerçekleştiğini, Sözleşmenin 1.6. maddesi gereği verilen 59.000,00 TL ön ödemenin iadesinin istediğini, davalının sözleşmedeki sorumluluğu gereği festivalin gerçekleştirilerek, davacının markasını bütün reklam ve tanıtımlarda kullandığını, festival boyunca standı teslim ederek sözleşmeden ... yükümlülüğün yerine getirildiğini, davacı tarafın 28.03.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin sözleşme ile ilgisinin olmadığını, ihtarnameyi gerekçe gösteren 11.04.2019 tarihli fesih bildirimi ile süre verilip sponsorluk sözleşmesinin 2.3. maddesine dayanılarak sözleşmenin feshedilemeyeceğini, müvekkilinin sözleşme gereği 106.200,00 TL fatura keserek davacıya gönderdiğini ifade ederek, davanın reddi ile davacı tarafın tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; davalının sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının fesih bildiriminin soyut iddialara dayanması sebebiyle haksız olduğunu, sözleşme gereği davalıya yapılan 59.000,00 TL'lik ön ödemenin iadesi için davacı tarafından haksız yere başlatılan İstanbul 11. İcra Dairesinin 2019/28381 Esas sayılı icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözleşmede davacı standının bulunacağı yer konusunda açık ifadelerin bulunmadığı, diğer yandan standın büyüklüğü konusunda da yaşanan anlaşmazlığın sözleşme hükümlerine aykırılığı konusunda net bir tespitin bulunmadığı, davalının hangi işleri, hangi sözleşme kapsamında sözleşme dışı üçüncü tarafa devrettiği hususunun ihtarnamede açık olarak ortaya konmadığı, davacının 28.03.2019 tarihli ihtarnamedeki taleplerinin açık ve net bir şekilde davalının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüğü kapsamında olduğunun tespitinin mümkün olmadığından davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin kabul edilemeyeceği, bununla birlikte davalı tarafın dava dışı üçüncü kişi ile aralarında herhangi bir temlik ilişkisi kalmadığına ilişkin beyanlarının, davacı tarafa gönderilen 15.04.2019 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile belirtilen hususlar nazara alınarak davacı tarafından sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğinden, davacı tarafın temliknameye ilişkin itirazlarının alacak-borç ilişkisine etkili olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, davalının kötü niyet tazminat taleplerinin ise yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl ve birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinde; mahkemece, temliknamenin hatalı değerlendirildiğini, davalının alacaklı sıfatının ortadan kalktığının göz ardı edildiğini, yazılı devir sözleşmesinin davacıya sunulmaması sebebiyle geçerli bir devirden söz edilemeyeceği kaanatine varılmış ise de iş bu yazılı geçerlilik şartının sözleşmenin tarafları için bir geçerlilik şartı olduğunu, üçüncü kişi konumundaki davacı için şart olmadığını, temliknamenin hüküm doğurması için borçluya sadece bildirim yapılmasının yeterli olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte borcun olması halinde de temlik eden kişinin alacaklı olduğunu, davalının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini ihlal etmesi sebebiyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davalının sözleşmedeki yükümlülüklerinin devrinin yasak olmasına rağmen devrettiğini, davacıya tahsis edilen stantların birçok kez değiştirildiğini, 28.03.2019 tarihli ihtarnamede aykırılıkların ayrıntılı biçimde belirtilip eksikliklerin giderilmesi için süre verilmiş ise de davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine davacının 11.04.2019 tarihli ikinci ihtarname ile sözleşmeyi, Sözleşme’nin 2.3. maddesi uyarınca haklı nedenle feshettiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacıya tahsis edilen stant alanlarının iki kez değiştirilerek küçültüldüğünü, bu değişiklikler nedeniyle ek masraflar doğduğunu, iletişim eksiklikleri ve organizasyonel aksaklıkların yaşandığını, devir yasağına rağmen davalının yükümlülüklerini devrettiğine ilişkin inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporunun itirazlarını karşılar mahiyette olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl davada uyuşmazlık, davalının sponsorluk sözleşmesinden ... yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin haklı nedenle feshine dayalı başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti, birleşen davadaki uyuşmazlık ise sponsorluk sözleşmesi kapsamında davalıya ödenen ön ödeme bedelinin tahsili için başlatılan icra takibindeki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl ve birleşen davada davacı vekilince asıl ve birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.