Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3895 E. 2026/1901 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3895
- Karar No
- 2026/1901
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/682 E., 2025/945 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/99 E., 2020/128 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraflar vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin eski yetkilisi ... tarafından, davalı şirket lehine toplam 500.000,00 TL bedelli iki adet çek keşide edildiğini ve yine davalı ile mekanik tesisat işine ilişkin bir de sözleşme düzenlendiğini, bu işlemlerin yapıldığı tarihte adı geçen kişinin müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, yetkili olsa bile çeklerin gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını, zira müvekkili şirketin, sözleşmede belirtilen tutarda mekanik tesisat işini konu alan bir projesi olmadığını, sözleşme bedeli 8 milyon TL düzeyinde iken mevcut imalatın 15.000,00 TL civarında olduğunu ve kullanılamaz halde bulunduğunu ileri sürerek, müvekkilinin anılan iki adet çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sadece dava dilekçesinde belirtilen imalatı yapmadığını, bunun dışında pek çok imalat gerçekleştirdiğini, davacıdan olan hakediş alacağına karşılık söz konusu çeklerin verildiğini savunarak, davanın reddini ve davacının %20 oranında kötü niyet tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2020 tarihli kararı ile taraflarca itirazsız olarak imzalanan hakediş raporlarına göre davacının, davalıya KDV dahil 448.426,67 TL borcu bulunduğu, dava konusu çeklerin ise 500.000,00 TL bedelli olduğu, sonuç olarak, davacının 51.573,33 TL kadar davalıya borcu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının dava konusu çeklerden dolayı davalıya 51.573,33 TL borcu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, reddedilen kısım yönünden (448.426,67 TL) İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca, %20 oranında olmak üzere 89.685,33 TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.02.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli kararı ile işin esasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, ancak davalı tarafından icra takibi yapılmadığından, davalı lehine İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca, tedbir nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının dava konusu çeklerden dolayı, davalıya 51.573,33 TL borçlu olmadığının tespitine, davacının icra inkâr tazminatı talebinin, davalının da kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.02.2025 tarih ve 2024/216 Esas, 2025/641 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; davalı tarafın alacağının 288.000,00 TL olduğuna ilişkin mahkemeye sunduğu dilekçeler dikkate alındığında, davalının, davacıdan dava konusu 500.000,00 TL tutarlı iki adet çeke dayalı olarak 288.000,00 TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla, davacının, davalıya bu çekler nedeniyle 212.000,00 TL borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, borcun miktarı yönünden kesin delil niteliğindeki mahkeme içi ikrar göz ardı edilerek, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı yararına bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma kararında da belirtildiği üzere, davalının cevap dilekçesindeki ve 15.04.2019 tarihli beyan dilekçesinde alacağının 288.000,00 TL olduğuna dair beyanlarının mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu, bu durumda, davacının davalıya 500.000,00 TL bedelle çeklerden dolayı 212.000,00 TL borcu bulunmadığı, menfi tespit isteminin bu miktar üzerinden kabulü gerektiği, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı, davacının kötü niyetinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının, davalıya toplam 500.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı 212.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemlerin reddine, davacının icra inkâr tazminatı talebinin, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacı çeklerin hakediş bedelleri karşılığında verildiğini iddia etmiş ise de dosyaya hiçbir fatura, defter kaydı ve rapor sunmadığını,
b. Kambiyo senediyle birlikte temel ilişkinin de varlığı iddia ediliyorsa, mücerretlik ilkesinin ortadan kalkacağını ve bu ispat yükünün senet alacaklısına geçeceğini, davalının alacağının varlığını ispat etmesi gerektiğini, davacı her ne kadar sadece 288.000,00 TL alacaklı olduğunu ikrar etmiş ise de alacağının kalan kısmını ispat edemediğini,
c. Delillerin eksik ve hatalı değerlendirildiğini,
d. Davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin alacağının 500.000,00 TL olduğunu, bu hususun yargılama sırasında yapılan inceleme ile açığa çıktığını, yüksek enflasyon karşısında alacağın eridiğini, davacının sırf kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtaydaki duruşmada davalı vekili ile temsil edildiğinden 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Yargıtaydaki duruşmada davacı vekille temsil edilmediğinden duruşma vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı harçların temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.