Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3643 E. 2026/2248 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3643
Karar No
2026/2248
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/678 E., 2025/956 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/105 E., 2025/249 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/406 Esas ve 2021/417 Karar sayılı ilama bağlı alacağını tahsil etmek amacıyla davalı aleyhine Antalya Genel İcra Dairesi'nin 2021/208756 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı borçlunun kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince müvekkili davacıdan son kalan iki tapu olan 14... no.lu bağımsız bölümlerin tapusuna hak kazandığını, davalının bu tapuları üzerine almayı kabul etmediğini, müvekkilin alacağına kavuşabilmesi için her ne kadar şu an için tapusu kendi üzerinde olsa bile hukuken borçluya verme yükümlülüğü olduğundan bu tapuların borçluya tescilinin gerektiğini, kendisinden defalarca tapuları alınmasını istemesine rağmen üzerine almadığını, bu tapuların davalı borçluya tescili ile müvekkili tarafından üzerine haciz konularak alacağının tahsil edileceğini ileri sürerek İİK'nın 94. maddesi gereğince icra yetki belgesine dayanarak müvekkili adına kayıtlı olan 14... no.lu bağımsız bölümlerin tapusunun davalı borçlu adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; İİK'nın 94. maddesi gereği dava açma şartlarının oluşmadığını, bu madde gereğince borçlu adına tapu iptal ve tescil davası açılabilmesi için alacaklının icra dosyasından hacizli diğer mallar ile alacağının tahsil imkanının bulunmaması gerektiğini, kayıt malikinin de davalı olarak yer alması gerektiğini, davacının zaten kayıt maliki olmakla kendisine dava açamayacağından bu davanın dinlenebilme ihtimali olmadığını, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle vermesi gereken bağımsız bölümleri vermekte temerrüde düşerek tapuları vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça İİK'nın 94/2. fıkrası uyarınca işbu dava açılmışsa da söz konusu yetkinin verildiği icra dosyasında davacının zaten alacaklı olduğu, bu maddeye dayalı açılacak davalarda borçlu adına olması gereken malın 3. kişide bulunması gerektiği, bu haliyle malın borçlu adına geçmesi halinde alacaklının alacağını tahsil imkânı doğacağı, ancak dosyada davalı adına olması gerektiği belirtilen taşınmazların zaten alacaklı olan davacı adına kayıtlı olduğu, davacının alacağını alabilmesi için taşınmazın borçlu adına tescil edilmesinde herhangi bir hukuki yararın bulunmadığı, davacının elinde olan bu taşınmazlardan hakkını yine elde edebileceği gerekçesiyle açılan davada hukuki yarar bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili davacının tapu üstünde olduğunda alacağını hangi şekilde alabilecek olduğunun belirtilmediğini, müvekkilinin hiçbir sorumluluğu olmadan tapu artık benimdir mi diyeceğini, ihkak-ı hak mı yapmasının istendiğinin anlaşılamadığını, İİK'nın 94/2. maddesinde sadece 3. kişilerdeki malların talep edilebilileceği şeklinde herhangi bir kısıtlama bulunmadığını, İİK'nın 94. maddesinde borçlunun mamelekini artırabilecek davalar açabilmeyi sağladığını ve hukuki yararının bulunduğunu, öte yandan kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davalıya tapuların devredilmesi işlemini müvekkilin tapu dairesinde tek başına yapma yetkisi olmadığını, tapudaki işlemde mutlaka davalı bulunup imza atmak zorunda olduğunu, sözleşmeye göre davacının davalı adına tapunun tescilini Mahkeme kanalıyla isteme hakkına sahip olduğunu, tapu iptal ve tescilin sadece lehe değil sözleşmenin hitamı için aleyhe de talep edilebileceğini, zira taraflar arasında herhangi bir ihtilaf kalmamasının istendiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK'nın 94/2. maddesi uyarınca yetki belgesine dayanılarak açılan davacı adına kayıtlı tapunun iptali ile davalı adına tescili istemine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.1. Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 94/2. maddesi kapsamında yetki belgesine dayanılarak açılan davacı adına kayıtlı tapunun iptali ile davalı adına tescili istemine ilişkin olup, anılan madde "Borçlunun reddetmediği miras veya başka bir sebeple iktisap eyleyip henüz tapuya veya gemi siciline tescil ettirmediği mülkiyet veya diğer aynı hakların borçlu namına tescili alacaklı tarafından istenebilir. Bu talep üzerine icra dairesi alacaklının bu muameleyi takip edebileceğini tapu veya gemi sicili dairesine ve icabında mahkemeye bildirir." şeklinde düzenlenmiştir.

2.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114. maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır. Hukuki yararın dava şartı olması nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması durumunda bu husus davanın görülmesine engel teşkil eder. Diğer bir deyişle, kişinin dava açmakta hukuki yararının bulunmaması halinde açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekir. Genel olarak hukuki yarar, davacının sübjektif hakkına hukuki koruma sağlama konusunda mahkemeye başvurmasında hali hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması olarak kabul edilir. Hukuki yarardan anlaşılması gereken, davacının hakkına kavuşması için mahkemenin yardımının zorunlu olmasıdır. Diğer bir deyişle, kişinin hakkına kavuşması için dava açmak zorunda olması gerekir.

Somut olayda davacı taraf, ilâma dayanan alacağını tahsil etmek amacıyla arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında davalı yükleniciye isabet eden 14. ve 15. no.lu bağımsız bölümlerin İİK 94/2. maddesi gereğince kendi adına olan tapusunun iptali ile davalı yüklenici adına tescilini talep ederek 11.02.2022 tarihinde eldeki davayı açmış, mahkemece dava konusu taşınmazların zaten alacaklı olan davacı adına kayıtlı olduğu, davacının alacağını alabilmesi için taşınmazın borçlu adına tescil edilmesinde hukuki yararının bulunmadığı, davacının elinde olan bu taşınmazlardan hakkını elde edebileceği gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Dosya kapsamında davacı tarafın, ilama dayalı alacağının tahsili istemiyle başlattığı icra takibinde alacağını tahsil edememesi üzerine davalı yüklenici ile arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında davalıya isabet eden taşınmazları İİK'nın 94/2 maddesi kapsamında davalı adına kaydettirip, alacağını bu taşınmazlar üzerine haciz koymak suretiyle tahsil etmek saikiyle açtığı davada hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekirken, sözleşme gereği davalıya isabet eden taşınmazlar üzerinde davacının istifade ve tasarruf yetkisinin bulunduğu yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.

2.3. Öte yandan, davacının davalı aleyhine başlattığı takibe ilişkin Antalya Genel İcra Dairesi'nin 2021/208756 E. sayılı icra dosyasından gönderilen 21.07.2024 tarihli yazı ile dosya borcunun infazen kapatıldığının ilk derece mahkemesine bildirildiği, ilgili icra dosyası incelendiğinde toplam borcun yargılama sırasında 29.07.2024 tarihinde tamamen ödendiği anlaşılmakla davacının İİK'nın 94. maddesi gereği yargılama sırasında takip alacağına tamamen kavuşması nedeniyle dava konusuz kalmıştır.

2.4. Bu açıklamalar ışığında; davacının eldeki davayı açtığı tarihte hukuki menfaati bulunmakla birlikte yargılama sırasında takip alacağını tamamen tahsil ettiği anlaşılmakla iş bu dava konusuz kaldığından mahkemece karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken davada hukuki yarar bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3643, K. 2026/2248, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3643-e-2026-2248-k-7e1359f6b2ba