Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3141 E. 2026/804 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3141
- Karar No
- 2026/804
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/238 E., 2025/156 K. BİRL. DAVA ... 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2013/34 E. 2014/212 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin, davalı ile imzaladığı 03.04.2008 tarihli sözleşme gereğince ... Parkı ve Ek Hizmet Binası inşaatı işini süresinde bitirip teslim ettiğini, ancak davalının müvekkili şirketin hiçbir hakedişini düzenli olarak ödemediğini, alacaklarını zamanında tahsil edemeyen davacının sözleşme kapsamında üstlendiği işi zamanında bitirip gerekli ödemeleri yapmak için kullanacağı krediye karşılık davalı belediyede biriken ve ödeme günü geçmiş alacağının 625.000,00 TL’lik kısmını ... 12. Noterliği'nin 01.09.2008 tarihli temliknamesi ile dava dışı ... Bankasına temlik ettiğini, ancak davalının temlik bedelini 21.08.2009 tarihine kadar ödemediğini, temlik bedeli zamanında ödenmediği için müvekkilinin dava dışı bankaya her ay faiz ödemek durumunda kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 120.731,59TL’nin ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; asıl dava dilekçesini aynen tekrarlayarak müvekkilinin dava dışı bankaya 01.09.2008 tarihinde yaptığı temlik bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan faizin tahsili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 120.731,59 TL talep ettikleri asıl davada alınan 05.09.2011 tarihli bilirkişi raporunda alacağın 127.268,20 TL hesaplandığını, asıl dava dilekçesini ıslah etmediklerini, bu nedenle birinci kararda hüküm altına alınan tutar dışında kalan 5.276,53 TL’lik kısmın tahsili için davalı aleyhine ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/387 sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; tüm dünyada yaşanılan ekonomik krize bağlı olarak belediyenin gelirlerinin de zamanında toplanamaması nedeniyle davacının 03.04.2008 tarihli sözleşme ile üstlendiği işe ait hakedişlerinin geç ödendiğini, yaşanılan ekonomik krizin ödemelerin gecikmesinde mücbir sebep teşkil ettiğini, buna rağmen davacıya borcun büyük bir kısmının ödendiğini ve ödemelerin hâlen devam ettiğini, müvekkili belediyenin 20.08.2009 tarihinde temlik borcunun tamamı olan 625.000,00 TL’yi temlik alan bankaya ödediğini, davada istenen 120.731,59 TL’nin nasıl hesaplandığının belli olmadığını, davacının ticarî faiz isteyemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Birleşen davada davalı vekili; asıl davada davacının, dava dışı bankadan temlik sözleşmesine istinaden 500.000,00 TL kredi kullandığının ve geç ödeme nedeniyle 126.008,12 TL faiz ödemek zorunda kaldığının belirlendiğini, ancak asıl davada verilen kararın temyiz edildiğini ve henüz kesinleşmediğini belirterek davanın ve icra inkâr tazminatının reddini, haksız ve kötüniyetli dava nedeniyle davacının %20 icra inkâr tazminatından sorumlu tutulması gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.11.2011 tarihli kararıyla; davacının sözleşme ile üstlendiği işi süresinde, tam ve eksiksiz olarak yapıp teslim ettiği, ancak davalı belediyenin iş bedelini geç ödediği, davacının dava dışı temlik alan bankadan temlik sözleşmesine istinaden 500.000,00 TL tutarında kredi kullandığı, geç ödeme nedeniyle 126.008,12 TL faiz ödemek zorunda kaldığı, faiz yükünden davalı belediyenin sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın taleple bağlı kalınarak kabulüne, 120.731,59 TL’nin dava tarihinden itibaren davanın konusuna ve tarafların sıfatına göre yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 29.11.2011 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 27.06.2013 tarihli ilamıyla; temlik konusu 625.000,00 TL alacağın dava dışı ... Bankası’nın malvarlığına intikâl ettiği, temlik eden borçlu belediye tarafından temlik alacaklısına temlike konu alacağın ödenmemesi durumunda borçlu temerrüdüne düşen belediyeden bankanın temerrüt faizi isteyebilme hakkı bulunmadığı, temlik konusu alacağın, temlik alacaklısına geç ödenmesi sebebiyle davacının bankaya ödemiş olduğu kredi faizinden kaynaklanan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı, bu nedenle davanın reddi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin 25.11.2014 tarihli kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda temlik konusu alacağın temlik alacaklısına geç ödenmesi sebebiyle davacının bankaya ödediği kredi faizinden kaynaklanan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin 25.11.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 14.10.2015 tarihli ilamıyla; bozma ilâmında davacının temlik ettiği alacağa bağlı sayılan faiz alacağı yönünden illiyet bağı kalmadığı temlikle dava konusu istemin dava dışı bankaya geçtiğinden bahsedilmiş ise de bozmadan sonra davacı dava konusu miktar kadar alacağı temlik aldığını gösterir yazılı belgeyi vermekle dava şartı noksanlığı tamamlandığı ve davacının taraf sıfatı kazandığı, özellikle usul ekonomisinin gözönünde tutulması yeniden bir dava açılmasına sebebiyet verilmemesi ve HMK'nın 115/3 maddesi hükmü karşısında artık davanın esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken taraf sıfatı kazanıldığı gözetilmeden usulden red kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 14.09.2017 tarihli kararıyla; bozma kararına uyulmakla davalı yararına usulî kazanılmış hak oluştuğu, bozmadan sonra dava konusu alacağın davacıya temlik edilmesinin usulî kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnaî bir durum teşkil etmediği, usulî kazanılmış hak ilkesinin kamu düzeniyle ilgili olduğu ve temyiz aşamasında da kendiliğinden dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Mahkemenin 14.09.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.12.2021 tarihli ilamıyla; mahkemece gerekçeli karar başlığında birleşen davaya ilişkin bilgilere yer verilmediği gibi, birleştirilen dava ile asıl davanın birbirinden bağımsız olduğu, bağımsızlığını koruyan her bir dava hakkında ayrı ayrı yargılama yapılarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
4. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma kararına uyulmakla davalı yararına usulî kazanılmış hak oluştuğu, bozmadan sonra dava konusu alacağın davacıya temlik edilmesinin usulî kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnaî bir durum teşkil etmediği, usulî kazanılmış hak ilkesinin kamu düzeniyle ilgili olduğu ve temyiz aşamasında da kendiliğinden dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; ilk bozma kararından sonra, dava dışı ... ... Şubesi'nden dava konusu olan temerrüt faiz alacağının temlik ile müvekkiline iade edildiğini, böylece ikinci bozma ilamında belirtildiği gibi temlik ile faiz alacağını talep etme hakkının müvekkili şirkete geçtiğini, fakat yerel Mahkemenin yine bu hususu hatalı değerlendirerek asıl dava ile birlikte birleşen davayı reddetmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, ... sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının davalı tarafça sözleşmeye uygun sürede ve ihtara rağmen ödenmemesi nedeniyle alacağını dava dışı bankaya temlik eden davacının kullandığı banka kredisi için ödediği faiz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında; davalı Belediye'nin ... Parkı ve Ek Hizmet Binası İnşaatı İşi'nin yapımı için 03.04.2008 tarihinde sözleşme yapıldığı yüklenici davacının işi yaparak davalı iş sahibine teslim ettiği, davacının hak ettiği iş bedelinin 625.000,00 TL tutarındaki kısmının 01.09.2008 tarih ve 0 ... yevmiye numaralı temlikname ile dava dışı ... Bankası ... Şubesine temlik edildiği; ancak, temlikname karşılığı temlik alacaklısı bankadan almış olduğu kredi sebebiyle temlik edilen alacağın davalı yanca, bankaya ödenmemesi sebebiyle faiz ödemesinde bulunulduğu ileri sürülerek; 120.731,59 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir. 01.09.2008 tarihli temliknamenin kapsamı ve temliknamede gösterilen alacak miktarı, yanlar arasında çekişmeli değildir. Mahkemece sözleşme ve ekleri temlikname, kredi sözleşmesi ve diğer belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp alınan rapora göre davacının kullandığı 500.000,00 TL kredi için ödenen faizin 126.008,12 TL olduğu saptanarak taleple bağlı kalınmak suretiyle davanın kabulüne 120.731,59 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine ” Somut olayda uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 168. maddesi hükmü gereğince, bir alacağın temliki, temlik edenin şahsına özgü olanlar dışındaki önceki haklarını ve diğer ek haklarını da kapsar. Bu yasal nedenle, temlik edilen alacak, temlik edilene, temlik eden ne durumdaysa, o durumu ile ve bu kapsamda üstünlük ve sakatlıkları ile birlikte bir bütün halinde geçer. Devredilen alacak, bir mal varlığından başka bir mal varlığına geçer; ancak, kendi varlığını da olduğu gibi korur. 818 sayılı Yasa’nın 168/son maddesi hükmü uyarınca da, temlik edilen alacağın birikmiş temerrüt faizleri dahi, alacakla birlikte temlik alana temlik edilmiş sayılır. Temlik konusu 625.000,00 TL alacak dava dışı ... Bankası’nın mal varlığına intikâl etmiş olduğundan, temlik eden borçlu belediye tarafından temlik alacaklısına temlike konu alacağın ödenmemesi durumunda borçlu temerrüdüne düşen belediyeden bankanın temerrüt faizi isteyebilme hakkı bulunmaktadır. Temlik konusu alacağın, temlik alacaklısına geç ödenmesi sebebiyle, davacının bankaya ödemiş olduğu kredi faizinden kaynaklanan zarar arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Açıklanan bu sebeplerle, davanın reddi gerekirken; hukuksal olmayan gerekçelerle mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir....” gerekçesiyle bozulmuştur. Davacı şirket bozma üzerine dava dışı bankaya temlik edilen alacağın 127.268,20 TL'sini ... 2. Noterliği'nin 14.05.2014 tarih, ... yevmiye no'lu temliknamesiyle bankadan temlik alıp aktif dava ehliyetini kazanarak dosyaya ibraz etmiş ise de “temlik konusu alacağın temlik alacaklısına geç ödenmesi nedeniyle davacının bankaya ödediği kredi faizinden kaynaklanan zarar oranında illiyet bağı bulunmadığı” gerekçesiyle temlike rağmen dava mahkemece reddedilmiştir. HMK'nın 114/d maddesine göre davada sıfat, taraf ve dava ehliyeti (tasarruf yetkisi) dava şartlarından olup mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilir. HMK'nın 115. maddesi hükmüne göre:... (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. İlk bozma ilâmında davacının temlik ettiği alacağa bağlı sayılan faiz alacağı yönünden illiyet bağı kalmadığı temlikle dava konusu istemin dava dışı bankaya geçtiğinden bahsedilmiş ise de bozmadan sonra davacı dava konusu miktar kadar alacağı temlik aldığını gösterir yazılı belgeyi vermekle dava şartı noksanlığı tamamlanmış ve davacı taraf sıfatını kazanmıştır. Özellikle usul ekonomisinin gözönünde tutulması yeniden bir dava açılmasına sebebiyet verilmemesi ve HMK'nın 115/3 maddesi hükmü karşısında artık asıl ve birleşen davanın esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken taraf sıfatı kazanıldığı gözetilmeden usulden red kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz sebeplerinin kabulüyle kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.