Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2692 E. 2026/1919 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2692
- Karar No
- 2026/1919
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/104 E., 2025/989 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/252 E., 2023/651 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 10 adet villa için pvc çelik cephe sistemleri, korkuluk yapımı ve 1 adet villa için tadilat sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme gereğince işlem yaptığını, ayrıca sözleşme dışı işlerde yaptığını, yapılan işlerin kayıtlara alındığını, faturaların mevcut olduğunu, davalının bu faturalara bir itirazı olmadığını, buna rağmen fatura bedellerinin bir kısmının ödenmediğini, davalının cari hesaba göre 229.554,26 TL borçlu olduğunu, alacaklarının tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davanın yerinde olmadığını, müvekkilinin mütahitlik yaptığını, 4 bentte açıkladığı şekilde davacı şirket yetkilisi olan ...'nın, aradaki sözleşmelerden, çek ödeme kayıtları ile banka hesap ve dökümlerinin celbi sonrasında anlaşılacağı üzere, üstlendiği işlerle ilgili ödemelerin şahsi hesabına yapıldığı, hesaplarına bloke koyulduğunu söylediği durumlarda da şirket hesabına yapıldığı fakat ticari şirketini zaman zaman bu gibi durumlarda borç yükü altına sokmaktan çekinmeyen bir ticari anlayışı benimsediğini, davacı şirket ile ticari ilişkilerinin bulunmadığını, davacı şirkete borçlarının bulunmadığını, müvekkilinin ...ile yapmış olduğu sözleşme hükümlerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafından 802.054,26 TL'lik e-faturaların tanzim edilerek sistem üzerinden davalıya tebliğ edildiği, davalının da kendi kayıtlarına göre davacıya 572.500,00 TL'lik ödemeyi yaptığının tespit edildiği, bu kayıt kapsamı ayrıca taraflar arasında yapılan sözleşmenin davacı şirket ve davalı arasında yapılmış olduğu, imzaların mevcut olduğu sözleşmede yüklenici olarak davacı ...Konsept Ünvanının gösterildiği, yapılan icra takibinde ve davada ...... İnşaat Alüminyum Pvc Çelik Cephe Sistemleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin taraf olduğu, davalının davacı hesabına gönderdiği banka dekontlarında da şirket ünvanı ve isimlerinin yer aldığı, davalının BA formlarında da davacı şirketten alınan hizmetlere karşılık faturaların gösterilmiş olduğu, bu durum itibariyle davalının husumet itirazının yerinde olmadığı alınan inşaat bilirkişi ve mali müşavir bilirkişi raporu kapsamına göre davacı kayıtlarında görülen 110.271,00 TL bedelli faturanın davalı kayıtlarında işli olmadığı, bu fatura karşılığı mal ve hizmet verildiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı, davalı defterlerine göre davacı alacağının 691.783,26 TL olarak görüldüğü, davacı kayıtlarına göre davalının yapmış olduğu ödemenin 572.500,00 TL olduğu bu miktarın mahsubu ile bakiye 119.283,26 TL'nin ödendiğine ilişkin ödeme belgelerinin davalı tarafça ibraz edilemediği, bu sebeple davacı alacağının 119.283,26 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ticari davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatının mümkün olduğu, Mahkemece her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırıldığı, düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök ve ek raporuna göre, tarafların ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfını haiz olduğu, davacı şirket tarafından düzenlenen 12 adet toplam 802.054,26 TL tutarlı e-faturaların sistem üzerinden davalıya tebliğ edildiği, davalının bu faturalara yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığı, davalının 12 adet faturadan 16.06.2021 tarihli 110.271,00 TL bedelli fatura hariç 11 adet faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiği aynı zamanda vergi dairesine beyan ettiği ve davalı tarafından davacıya 572.500,00 TL ödeme yapıldığının belirtildiği; buna göre davacı tarafça sözleşme kapsamında düzenlenen faturaların davalı adına düzenlenmesi, davalının sözkonusu faturaları ticari defterlerine kaydedip vergi dairesine bildirmesi ve fatura bedellerinin bir kısmını ödemesi karşısında davacı tarafın ticari defterler ile sözleşme ilişkisini ispatladığı, bunun aksinin davalı tarafça yazılı veya kesin delillerle ispatlanamadığından söz konusu eser sözleşmesinin davacı taşeron şirket ve davalı yüklenici arasında yapıldığının anlaşıldığı, davalının husumet itirazının yerinde olmadığı,davacı tarafça düzenlenen 12 adet faturanın davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı tarafça TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca faturalara itiraz edilmediği ve süresi içinde iade edilmediğinden fatura içeriklerinin kesinleştiği, davacı taşeronun davalı yüklenici ile yapılan eser sözleşmesi kapsamında yapılan işler ve sözleşme dışı işler nedeniyle 12 adet fatura karşılığı 802.054,26 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre davacıya yapılan ödemenin 691.783,26 TL olduğu, davacı ticari defterlerine göre 572.500,00 TL olduğu, ödemeyi ispatla yükümlü olan davalının bakiye 119.283,26 TL'yi ödediğine ilişkin ödeme belgelerini ibraz etmediği ve söz konusu ödemeyi yaptığını ispatlayamadığı, buna göre davalı yüklenicinin yaptığı ödemenin 572.500,00 TL olduğu anlaşıldığından davacı taşeronun 802.054,26 TL - 572.500,00 TL= 229.554,26 TL bakiye alacağı bulunduğu, bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle yeninden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili ile davacı şirket arasında hiçbir zaman hiçbir sözleşme akdedilmediğini, davacı şirketin bir tüzel kişilik olarak yani Limited Şirket olarak anılı sözleşmenin hiçbir noktasında bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından davacı şirketin sözleşmenin taraflarından biri olarak nasıl tespit edildiğinin anlaşılamadığını, başka bir dayanak unsuru olan faturaların ise, sözleşmeye bağlanmayan bir nitelikte olduğunu, sözleşme harici verilen faturaların ise fatura mahiyetinde olmayacağını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.