Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1866 E. 2026/1095 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1866
Karar No
2026/1095
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/603 E., 2025/363 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/235 E., 2024/216 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İdareyle 11.11.2020 tarihinde 10.876.000,00 TL tutarlı sözleşmenin imzalandığını, sözleşmesinin haksız olarak 31.05.2022 tarihinde feshedildiğini, müvekkili tarafından davalı idareye sunulan 28.04.2022 tarihli dilekçe ile içinde bulunulan koşulların detaylarıyla anlatıldığını, işin yürütümünün imkansız hale geldiğini, bu şartlarda taahhüdü yerine getirilmesinin mücbir sebepler nedeniyle mümkün olmadığını, açıkça belirtilerek sözleşmenin tasfiye edilmesi gerektiğini talep ettiğini, idarece makul bir sebep gösterilmeksizin müvekkilinin başvurusunun reddedildiğini ifade ederek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle mücbir sebep kapsamında sözleşmenin idare temürrüdü ve mücbir sebep nedeniyle tasfiyesi gerektiğini ileri sürerek, davalı idarenin sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespitine, geçici kabul eksiklikleri için kesilen tutarların iadesine, sözleşmenin fesih edilmesinde müvekkiline herhangi bir kusur yüklenemeyeceğinden sayılan zarar kalemleri ile ödenmeyen fiyat farkları ve imalat bedelleri karşılığı olarak müvekkili lehine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminat ödenmesine, talep tutarlarına mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin süresinin bitmek üzere olduğunu, yüklenicinin kalan süre zarfında yapım işini tamamlamasının mümkün olmadığından usulüne uygun olarak fesih ihtarı yapıldığını, ihtar yapıldıktan sonra sözleşmenin 31.05.2022 tarihinde feshedildiğini, yükleniciye son ödenen hakedişin tarihinin 08.11.2021 olduğunu, bu tarihten sonra yapım işine dair herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini, yüklenici tarafından hakediş başvurusunda bulunulamadığını, ek fiyat farkı ödemesi de yapılamadığını beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yüklenicinin gerçekleştirdiği imalâtların parasal değere göre oranlanması neticesinde, 8 Kasım 2021 tarihli ve 4 no'lu hakediş bilgilerinin incelenmesinde, 31... tarihi itibarıyla işin fiilen gerçekleşme oranının %22 seviyesinde bulunduğu, 30... tarihine kadar bitirilmesi gereken iş miktarının %78 oranında kaldığı, ayrıca davacının idareye verdiği dilekçelerde, işin maliyetinin arttığı ve yavaşlatıldığının beyan edildiği, bunun üzerine kontrol teşkilatınca yapılan denetimlerde, işin, programın gerisinde kaldığının tespit edildiğinin belirlendiği, nitekim, kurum tarafından yükleniciye yazılan ihtar yazıları ile işin bitirilmesi hususlarının ihtar edildiği, buna rağmen yüklenicinin gerekli eylemleri gerçekleştirmede gecikme yaşadığı, 4735 sayılı Kanun'da Geçici 6. maddesi ile davacının talepleri göz önüne alındığında, ilgili kanun maddesinin, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, işin gerçekleşme oranı ilk sözleşme bedelinin %15'ine kadar olanları kapsadığı, dolayısıyla kanunun yürürlük tarihi olan 15... tarihi itibarıyla azami %15 seviyesinde bulunması gereken dava konusu inşaatın, 8 Kasım 2021 tarihi itibariyle %22 seviyesinde kaldığı göz önünde bulundurulduğunda 4735 sayılı Kanun'da belirlenen tasfiye şartının gerçekleşmemiş olduğu, bu durumda tamamladığı işlere ilişkin hak edişini tamamen alan yüklenicinin taleplerinde haklı olduğuna kanaat getirilmediği, davalının da sözleşmenin feshinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının geçici kabul eksiklikleri için kesilen tutarların kendisine iade edilmesine yönelik talebinin ise, mevzuat gereği yüklenicinin idareye Sosyal Güvenlik Kurumu'na ya da vergi dairesine borcu bulunmadığı takdirde iade edilebileceği, fakat, davalıya borcu bulunduğu tespit edilen davacının geçici kabul kesintisi talebinin de yersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinini yüklenici sıfatı ile ilk günden itibaren işini kusursuz bir şekilde yerine getirmesine rağmen, idarece mevzuat gereği verilmesi gereken süre uzatımı verilmeyerek kusurlu davranıldığını, davalı idarenin, müvekkile ödemesi gereken 4735 sayılı 5. geçici madde ile verilen ek fiyat farkını ödememesi, 4735 sayılı Kanun'un ek 6. maddesi ile verilen ek fiyat farkı ile artırımlı fiyat farkının dava tarihi itibarıyla ödememesi, 4735 sayılı Kanun'un ek 6. maddesi kapsamında verilen re’sen ek süre uzatım kararı verilmemesi, yaşanan olağanüstü enflasyon ile birlikte hammadde temininde yaşanan tedarik aksaklıklarını dikkate almadan sürekli ihtar çekmesi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 25. maddesinin hukuka aykırı keyfi bir şekilde uygulaması nedeniyle tam kusurlu olduğunu, hukuki yer teslimine karşın fiili yer teslimi 3 ay gecikmiş olduğundan müvekkilinin fiyat artışlarından kendi kusuru bulunmaksızın idarenin kusuruyla etkilendiğini, gerekli fiyat farkı ödemelerinin yapılmaması nedeniyle süre uzatımı verilmeden gönderilen usulsüz ihtara dayalı sözleşmenin feshedilmesinin haksız olacağını, sözleşmenin mücbir nedene dayalı olarak feshedilmesi gerektiğini, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı birim fiyatlarının daha yılın ilk altı ayında güncellenmek zorunda kalmasının mevcut ihale şartlarında işin yapımının mümkün olmadığını gösterdiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun; 138. maddesi gereğince de sözleşmenin feshedilmesi gerektiğini, davalı idarenin sözleşmeyi feshetmesinin haksız olacağından, uğranılan zararların tahsili gerekeceğini, müvekkilinin 4735 sayılı Kanun'un geçici 5. ve geçici 6. maddesi uyarınca hakettiği fiyat farkı hesaplamaları ile hak edişe dahil edilmeyen miktarların tespit edilerek ödenmesi gerektiğini, geçici kabul noksanları kesintilerinin ayrıca iadesi gerektiğini, davalı idarece müvekkilinin 4735 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi kapsamında yapmış olduğu başvurusunun haksız olarak reddedildiğinden iş miktarının tespiti açısından inceleme yaptırılması gerektiğini, sözleşmenin 4735 sayılı Kanun'un 23. maddesi gereği tasfiye edilmesi gerekirken, hatalı olarak aynı Kanun'un 20. ve 22. maddesine göre feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mücbir sebep hali hasıl olduğunda sözleşmenin feshi yerine tasfiyesi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ... sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/1866, K. 2026/1095, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-1866-e-2026-1095-k-e1eb07516711