Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1367 E. 2026/921 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1367
- Karar No
- 2026/921
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/89 E., 2024/363 K. BİRLEŞEN 2009/86 ESAS SAYILI DOSYADA
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı-birleşen davada davalı yüklenici şirket vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/289 Esas, 2007/168 Karar, 03.07.2007 tarihli kararı ile sözleşmeye dayanan tüm giderlerin hüküm altına alındığını, kararın kesinleştiğini, icra dosyası kapsamında fer'ileri ile ödemelerinin yapıldığını, buna rağmen sözleşme uyarınca kendilerine devri gereken 5 adet villanın devredilmediğini belirterek, davalarının kabulü ile İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi'nde kain ve tapunun 31 L IV C pafta, 1645 ada, 1 parseldeki 12- 20... no.lu bağımsız bölümler ile yine aynı yerde kain ve tapunun 31 L IV C ve 31 L IV A paftalarında kayıtlı 16 44... parseldeki 3 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin davalı-birleşen davada davacı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile yüklenici ... ve Ticaret Limited Şirketi adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
2. Davalı-birleşen davada davacı arsa sahibi vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin kendisine yüklediği edimleri yerine getirmediğini, bu nedenle taraflar arasında ihtilaflar çıktığını, davalının kusurlu eylemleri ile müvekkilinin zararına sebebiyet verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 474.935,77 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı-birleşen davada davacı arsa sahibi vekili cevap dilekçesinde; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/289 Esas sayılı dosyasındaki tescil talebinin reddedildiğini, o tarihten sonra da herhangi bir inşaat yapılmadığını, öncelikle kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, önceki davada sözleşmenin tasfiyesinin gerçekleşmediğini, bir kısım hak ve borçların giderilmesi istendiğini, sözleşmeden ... edimlerin hala tam olarak ifa edilmediğini, yüklenicinin tescil hakkının doğmadığını, davanın reddini istemiştir.
2. Davacı-birleşen davada davalı yüklenici şirket vekili birleşen davada cevap dilekçesinde; daha evvel açılan davada bu davada talep edilen hususların değerlendirildiğini, verilen hükmün kesinleştiğini ve icra dosyası vasıtasıyla ödemesinin de yapıldığını, sözleşmenin 19. maddesine göre 6 aydan fazla kira tazminatı istenemeyeceğini, kuyu sondaj bedelinden sözleşme kapsamında herhangi bir sorumlulukları olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen alacakların da zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 2009/40 Esas, 2013/245 Karar, 20.11.2013 tarihli kararı ile asıl davada mahkemenin 2001/289 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen 1999/163 Esas sayılı dava dosyasında davacı yüklenicinin dava konusu 12- 20... ile 3 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin adına tescilini istediği, yargılama neticesinde davanın reddine dair verilen kararın kesinleştiği, birleşen davada yoksun kalınan kira gelir toplamının bilirkişi raporunda 125.262,00 TL olarak tespit edildiği, 2001/289 Esas sayılı kesinleşen kararda davacı tarafa havuz ve çevre düzenlemesi için 54.891,00 TL'nin avans olarak verilmesine dair karar verildiği, bilirkişi raporunda havuz için belirlenen avans miktarının objektif değerlendirme yapıldığında vaziyet planında yer almakta olan ancak ebat ve özellikleri konusunda anlaşma bulunmayan havuzu inşa etmek için yeterli olduğunun belirtilmekle bu taleplerinin reddi gerektiği, kuyu sondaj bedeli konusunda taraflar arasında bir anlaşma bulunmadığı, yüklenici tarafından yapılması gereken sitenin etrafının 50 cm duvar üzerine parmaklık ile çevrilmeli demir parmaklık döşenmesi işinin davacı tarafından yapılması nedeni ile davacının bilirkişi raporunda belirlenen 11.492,00 TL alacağı bulunduğu, dairelerin tamamlanmış olarak teslim edilmemesi nedeni ile dairelerde oluşan değer kaybının bilirkişi raporunda 8.360,00 TL olduğunun tespit edildiği, sözleşmenin 17. maddesinde üç adet villa için müteahhit tarafından pergole yapılacağının belirtilmiş olması karşısında bu taahhüdün müteahhit tarafından yerine getirilmediğinin ve eksikliğin davacı tarafından giderildiğinin faturalar ile anlaşıldığı, davacının 14.000,00 TL pergole bedeli alacağı bulunduğu belirtilerek, davacının tapu iptal ve tescil davasının kesin hüküm nedeni ile reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile toplam 159.114,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte birleşen davanın davalısından alınarak birleşen davanın davacısına verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 2009/40 Esas, 2013/245 Karar, 20.11.2013 tarihli kararının süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin (Yargıtay Kapatılan 23. Hukuk Dairesi'nin) 2014/5697 Esas, 2014/7654 Karar, 28.11.2014 tarihli kararı ile tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, yüklenici vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; talep edilen gecikme tazminatının 28.04.19 99... .03.2004 tarihleri arasındaki dönem için aylık kira bedeli rayiçleri üzerinden olduğu, uğranılan kira kaybı şeklinde talep edilen gecikme tazminatının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alınarak, davacının gecikme tazminatı alacağının doğup doğmadığının incelenip, sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerektiği, daha önceki davada talep edilen tapu kaydının iptali ile tescili talebinin o tarihteki koşullara göre, sözleşme uyarınca yüklenicinin henüz tapu istemeye hak kazanmadığı gerekçesiyle reddedildiği, yüklenicinin daha sonradan edimlerini sözleşmeye uygun ifâ etmesi halinde hak ettiği tapuların yeniden adına tescil edilmesi için dava açmasına yasal hiçbir engel bulunmadığı, bu itibarla, kesin hüküm olduğundan söz edilemeyeceği, mahkemece, birleşen davada verilecek karar ve henüz arsa sahibine ait bir villanın yapı kullanma izin belgesinin alınmadığı nazara alınarak, birlikte ifâ veya alacağı karşılayacak miktar ile bir adet villanın yapı kullanma izin belgesinin alınmaması dikkate alınıp, bunların ifâsına teminat teşkil edecek kadar bağımsız bölümün tescil isteminin reddi hususları değerlendirilerek asıl davada bir hükme varılması gerektiği, arsa sahibince 5 adet villanın eksik hali ile satıldığı ve bu sebeple zarara uğradığından bahisle tazminat talebinde bulunulduğu, bu isteme konu villaların hangileri olduğu ve hangi tarihte satıldıkları konusunda inceleme yapılmadığı gibi, talep edilen tutarın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı da denetlenmediği, arsa sahibi vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden, arsa sahibinin 5 adet villanın eksik hali ile satıldığı ve bu nedenle zarara uğradığı gerekçesiyle tazminat istediği, 2001/289 Esas sayılı davada alınan bilirkişi raporunda, bir adet villanın vaziyet planındaki yerinin değiştirilmesi nedeniyle belirlenen değer kaybı bedelinin, eldeki davada hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda güncellendiği ve mahkemece bu miktarın, değer kaybı tazminatı olarak hüküm altına alındığı, oysa eldeki davada, talep edilen değer kaybı bedelinin, villaların eksik imalatlı hali ile satılması nedeniyle istendiği, yanlış değerlendirme ile hesap yapan bilirkişi raporu esas alındığı, arsa sahibince, 1999-20 03... -2008 yılları arasındaki dönemlere isabet eden ve yüklenicinin bağımsız bölümleri için ödenen emlak vergilerinin tahsili istendiği; mahkemece, bu konuda bir inceleme yapılmadığı gibi karar gerekçesinde herhangi bir sebep gösterilmeksizin talebin reddedildiği, 2000/171 Esas sayılı davada, arsa sahibince havuzun yapımı için nama ifa talebinde bulunulduğu ve mahkemece bu istemin kabul edilerek nama ifaya izin verilmesinin yanında; ifanın sağlanabilmesi için avans niteliğinde 54.891,00 TL'nin arsa sahibine ödenmesine karar verildiği, hüküm altına alınan bu bedelin avans niteliğinde olması nedeniyle arsa sahibince bedeli nama ifaya konu iş veya işlerin yapımında yetersiz kalması halinde bakiye kısmın bedelinin tahsili isteyebileceği, mahkemece, onaylı projeler esas alınmak suretiyle ve havuz imali konusunda uzmanlığı bulunan bir bilirkişiden rapor alınarak, nama ifa kararının kesinleştiği tarihe, havuzun imali için geçebilecek sürenin eklenmesi ile bulunacak tarih itibariyle geçerli serbest piyasa rayiçleri esas alınarak, davacı arsa sahibinin daha önce avans olarak tahsil ettiği miktar dışında başkaca bedel talep edip edemeyeceği hususunun değerlendirilmesi gerektiği, sitenin yönetimi tarafından alınan kararla kuyu sondajı yapıldığı ve bu sebeple ortaya çıkan maliyetten yüklenicinin bağımsız bölümlerine isabet eden miktarın arsa sahibince ödendiği ileri sürülerek, rücuen alacak talebinde bulunulmuşsa da; bu istemin sözleşme nedeniyle değil, site yönetimince yapılan giderlerden, halen edimlerini yerine getirmediği için yükleniciye tapu devri yapılmayan bağımsız bölümler için olduğu gözden kaçırılarak, bu istemin sözleşmede kararlaştırılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin 2017/172 Esas, 2020/287 Karar, 20.10.2020 tarihli kararı ile asıl davanın kabulü ile 1645 ada, 1 parseldeki 12- 20... no.lu bağımsız bölümler ile yine aynı yerde kain 1644 ada, 1 parseldeki 3 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 2017/172 Esas, 2020/287 Karar, 20.10.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı-birleşen davacı arsa sahibi vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2021/1386 Esas, 2022/1230 Karar, 08.03.2022 tarihli kararı ile arsa sahibinin diğer temyiz itirazlarının reddine, mahkemece yapılacak işin; hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak; asıl davada tapusunun iptali ile tescili istenen beş adet bağımsız bölüm dışında da yükleniciye ait olup, sondaj bedeli arsa sahibi tarafından ödenen bağımsız bölüm olup olmadığının tespiti ile beş adetten daha fazla bağımsız bölüm için ödenen bedel olduğunun belirlenmesi halinde talep de dikkate alınarak davalı-birleşen dosya davacısı alacağı belirlenirken bu bedelin esas alınması, villaların eksiklikleri ile satılması nedeni ile uğranılan değer kaybının 15.800,00 TL olarak hesaplanması ve ilk kararda 14.000,00 TL pergule ve 11.492,00 TL çevre duvarı bedelinin davalı-birleşen dosya davacısı alacağı olarak kesinleşmesi nedeni ile bu bedellerin de diğer alacak kalemleri ile birlikte hesaba katılarak davalı- birleşen dosya davacısının alacağının tespiti ile hüküm altına alınması, dava tarihinden sonra ödeme yapılmakla ödenen miktar ve tarih belirtilerek TBK’nın 100. maddesi hükümleri gereğince ödemelerin icra dairesinde infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmesinden ibaret olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dosyadaki tapu iptali ve tescil talebinin bozma konusu dışında kalması nedeniyle, bu hususta mahkemesinin 2017/172 Esas, 2020/287 Karar sayılı kararı ile verilen tapu iptali ve tescil kararının kesinleştiği dikkate alınarak asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleşen davadaki tazminat talepleri bakımından ise; bozma kararında belirtildiği üzere sondaj bedeli yönünden kuyu sondajının maliyetinin sondaj tarihi 31.10.2005 itibariyle yüklenicinin ödemesi gereken tutarın o tarihte devri yapılmayan beş adet villa için 3.811,06 TL olduğu, birleşen davacının kuyu sondajını tüm taşınmazlar yönünden yaptırdığı, bu nedenle bu bedelin tamamını talep edebileceği, 28.964,07 TL kuyu sondaj bedeli; arsa sahibinin villaların eksik teslim edilmesi nedeniyle 15.800,00 TL, pergole ve çevre duvarı bedeli olarak toplam 25.492,00 TL alacağı olduğu, açık yüzme havuzu yapımı, çevre düzenlemesi, uygulama projeleri inşaat ve tüm tesisat işleri 17.03.2009 tarihinden itibaren 138.750,00 TL olacağı tespit edildiği, icra dosyasına yüklenicinin ödeme yapmasına rağmen alacak olarak bozma ilamı da değerlendirilerek kararda bedelin tamamı olan 138.750,00 TL hakkında hüküm kurmak ve icra dosyasına yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasının belirtilmesi gerektiği, birleşen davanın 19.03.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmış olup, birleşen dava davacısı arsa sahibinin 19.03.2004 tarihinden önceki gecikme tazminatı alacakları zamanaşımına uğramış olup, davacı arsa sahibi 19.03.2004-24.03.2004 tarihleri arasında 5 günlük gecikme tazminatı için 132,49 TL gecikme tazminatı alacağı olduğu belirtilerek, asıl davanın kabulü ile 1645 ada, 1 parseldeki 12- 20... no.lu bağımsız bölümler ile yine aynı yerde kain 1644 ada, 1 parseldeki 3 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen davanın kısmen kabulüne, toplam 209.138,56 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, İzmir 15. İcra Dairesi’nin 2014/1326 Esas sayılı dosyasına davacı-karşı davalı tarafın yaptığı ödemelerin mahsubu hususunun infaz aşamasında icra dairesince değerlendirilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı-birleşen dava davalı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde;
a. Kuyu sondaj bedelinin hatalı hesaplandığını,
b. Birleşen dava yönünden yüklenici lehine vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını,
c. Tapu iptal ve tescile ilişkin kabul kararının önceki bozma ilamı kapsamı dışında kalarak kesinleştiğini, bu konuda yapılacak temyiz itirazlarının reddi gerektiğini,
d. Ortak alanlar, havuz ve çevre düzenlemesi gibi sair konularda kesinleşen anılı mahkeme kararında havuz ve çevre düzenlemesi için 54.891,00 TL'ye hükmedilmesine ve ödemesinin yapılmasına rağmen yeniden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, yapılan hesaplamada da ödenen miktarın mahsup edilmediğini, ayrıca alacağın zamanaşımına uğradığını,
e. İzmir 15. İcra Dairesi nezdinde başlatılmış olan ... numaralı takip dosyasına ödenen bedelin içerisinde 125.262,00 TL tutarlı kira bedeli de yer aldığını, 2017/172 Esas ile devam eden yargılamada derece mahkemesinin kira alacağının zamanaşımına uğradığına ve sadece 132,49 TL tutarında kira alacağının arsa sahibine ödenmesine karar verdiğini, şirket tarafından 125.129,51 TL tutarındaki bedelin (125.262,00 TL-132,49 TL karşılığıdır) arsa sahibine haksız yere ödendiğini, yoksun kalınan kira bedeli üzerinden hem dava dosyasında ilam vekalet ücreti ile yargılama giderleri hem de takip dosyasında icra vekalet ücreti ile takip masrafları ödenmiş olduğundan yine bu bedellerin de mahkeme kararından dolayı haksız yere ödendiğini, şirketçe ödenen yoksun kalınan kira bedelinin ve buna ilişkin fer'ilerin toplamına karşılık gelen rakamın, karşı davacının sebepsiz zenginleştiği günden itibaren işleyen yasal faiziyle beraber olacak şekilde infaz aşamasında mahsup edilmesi gerektiğinin hüküm kısmında açıkça belirtilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
2. Davalı-birleşen davada davacı arsa sahibi vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. Diğer tarafın edimini yerine getirmediğinden isteminin reddine dair verilen ilk karardan sonra edimini yerine getirdiğine dair hiçbir kanıt sunmadığı gibi bilirkişi incelemesiyle de edimin yerine getirildiği saptanamadığı halde diğer tarafın bu yöndeki davasının ve isteminin reddine karar verilmesi gerekmekte iken mahkemenin bunu nazara almayarak davasının kabulüne ve 5 villânın tapu iptali ile adına tesciline karar vermesinin hatalı olduğunu,
b. Zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle 19.03.2004–24.03.2004 tarihleri arasındaki 5 günlük süre için 132,49 TL gecikme tazminatı alacağının olacağına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
c. Mahkeme kararının hüküm kısmının 4. maddesinde hesaplama hatası yapılarak davacı-birleşen dosya davalısı lehine hatalı şekilde 80.050,59 TL vekalet ücretine hükmedildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca tapu iptal ve tescil, birleşen davada alacak istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmasına göre davalı-birleşen davacı arsa sahibinin birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin aşağıdaki paragraf dışında kalan diğer temyiz itirazları ile davacı-birleşen davalı yüklenici vekilinin birleşen davaya ilişkin aşağıdaki paragraf dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı-birleşen davada davacı arsa sahibinin asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı-birleşen davalı yüklenici vekili dava dilekçesinde tapu iptal ve tescil talep ettiği taşınmazlara ilişkin dava değerini 400.000,00 TL olarak belirtmiş olup, bu miktar üzerinden davacı lehine hükmedilmesi gereken nispi vekalet ücretinin 11.10.2024 karar tarihi dikkate alınarak 64.000,00 TL olması gerekmektedir. Ancak mahkemece asıl davada davacı lehine 80.050,59 TL vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle davalının vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmektedir.
3. Ayrıca yargılama harçlarına ilişkin hususların kamu düzeninden olması sebebiyle re'sen incelenmesi gerektiğinden asıl davada dava değeri 400.000,00 TL gösterilmekle bu tutar üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, aksi şekilde karar ve ilam harcına hükmedilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4. Mahkeme kararının hüküm kısmının “B” bendinde birleşen davadan bahsedilirken birleşen dava yerine karşı dava yazılması yerinde olmamıştır.
5. Davacı-birleşen davada davalı yüklenici vekilinin birleşen davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5.1. Davalı-birleşen davada davacı arsa sahibi birleşen dava dilekçesinde bir kısım eksik işler bedeli ile kira ve değer kaybı tazminatı taleplerinde bulunmuş, kuyu sondaj bedeli olarak 6.097,68 TL talep etmiştir. Dosyanın tetkikinde kuyu sondaj bedeline ilişkin talebini arttırdığına dair bir isteme rastlanmamış olmasına rağmen, mahkemece kuyu sondaj bedeli 28.964,07 TL olarak hükmedilmiştir. Yargılamaya hakim olan ilkelerden sayılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Taleple Bağlılık İlkesi'' başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; ''Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir'' hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, mahkemece birleşen davada kısmen kabulüne karar verilen toplam tazminat tutarının içinde kuyu sondaj bedelinin talep edilenden fazlasına hükmedilmesi HMK m. 26 uyarınca taleple bağlılık ilkesine aykırı olmuştur. Bu durumda birleşen davada kabulüne karar verilmesi gereken toplam tutar 186.272,17 TL iken aksi şekilde 209.138,56 TL üzerinden birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
5.2. Davalı-birleşen davada davacı vekili birleşen davada dava değerini 474.935,77 TL şeklinde belirlemiş, mahkemece 209.138,56 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, kabul ve reddedilen kısım göz önünde bulundurulduğunda reddedilen kısım üzerinden davacı-birleşen davada davalı yüklenici lehine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı hesaplandığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan az yukarıda açıklandığı üzere hükmedilen tazminat miktarının da hatalı hesaplandığı anlaşılmış olup, birleşen davada 186.272,17 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği hususu dikkate alınarak harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tayini gerekir. Buna göre kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken harcın mahsup edilerek fazlasının birleşen davada davacıya iadesi, yargılama gider ve harcının da birleşen davadaki toplam talep ile kabul edilen miktar dikkate alınarak kabul-ret oranlaması yapılarak taraflar arasında paylaştırılması, vekalet ücretinin de bu miktarlar dikkate alınarak kabul ve ret oranına göre taraflar lehine veya aleyhine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın açıklanan nedenlerle bozulaması gerekmekte ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/VII. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
VI. KARAR 1."Değerlendirme" bölümünün 1. bendi uyarınca davalı-birleşen davacı arsa sahibi vekilinin birleşen davadaki tüm, asıl davadaki diğer temyiz itirazlarının ve davacı-birleşen davada davalı yüklenici vekilinin birleşen davadaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2."Değerlendirme" bölümünün 2. bendi uyarınca davalı-birleşen davacı arsa sahibinin asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/89 Esas, 2024/363 Karar sayılı kararının HÜKÜM kısmının “A” fıkrasının 4. bendinde yer alan “80.050,59 TL” rakamının hükümden çıkarılarak yerine “64.000,00 TL” yazılması suretiyle,
3. “Değerlendirme” bölümünün 3. bendi uyarınca ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/89 Esas, 2024/363 Karar sayılı kararının HÜKÜM kısmının “A” fıkrasının 2. bendinde yer alan “8.658,36 TL” rakamının hükümden çıkartılarak yerine “27.324,00 TL” ve “bakiye 3.258,36 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “bakiye 21.924,00 TL” yazılması suretiyle,
4. “Değerlendirme” bölümünün 4. bendi uyarınca ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/89 Esas, 2024/363 Karar sayılı kararının HÜKÜM kısmının “B” fıkrasında yer alan “Karşı” ibaresinin çıkartılarak yerine “... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/86 Esas sayılı” ibaresinin yazılması suretiyle,
5. “Değerlendirme” bölümünün 5.1. bendi uyarınca davacı-birleşen davalı yüklenicinin birleşen davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/89 Esas, 2024/363 Karar sayılı kararının HÜKÜM kısmının “B” fıkrasının 1. bendindeki “209.138,56 TL” rakamının çıkartılarak yerine “186.272,17 TL” rakamının yazılması suretiyle,
6. “Değerlendirme” bölümünün 5.2. bendi uyarınca ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/89 Esas, 2024/363 Karar sayılı kararının HÜKÜM kısmının “B” fıkrasının 2. bendinde yer alan “14.286,25 TL” rakamının çıkartılarak yerine “12.724,25 TL” ve “bakiye 7.874,55 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “bakiye 6.312,55 TL” yazılması suretiyle,
7. “Değerlendirme” bölümünün 5.2. bendi uyarınca davacı-birleşen davalı yüklenicinin birleşen davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/89 Esas, 2024/363 Karar sayılı kararının HÜKÜM kısmının “B” fıkrasının 4. bendinde yer alan “33.462,17 TL” rakamının çıkartılarak yerine “46.186,17 TL” yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.