Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2600 E. 2024/3981 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2600
- Karar No
- 2024/3981
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/393 E., 2022/715 K. BİRLEŞEN 2015/762 ESAS SAYILI DOSYADA BİRLEŞEN 2015/83 ESAS SAYILI DOSYADA HÜKÜM/KARAR : Karar Verilmesine Yer Olmadığına 2015/83 Esas Sayılı Dosyada Davalı ... vekili İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen dosyada davacılar vekilince duruşmasız, asıl ve birleşen 2015/83 Esas sayılı dosyada davalı ... vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl ve birleşen dosyalarda davalı ... vd. vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl dava sözleşmesin feshi ve tapu iptal tescil, birleşen davalar ise tapu iptal tescil istemlerine ilişkindir. Asıl davada davacı arsa sahibi vekili; davalı yüklenici ile yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşaatın süresinde bitirilmeyerek terk edildiğini, %50 seviyesinde bırakıldığını ileri sürerek, sözleşmenin feshini ve 3. kişilere devredilen kat irtifak tapularının iptali ile adına tesciline karar verilmesini, birleşen davalarda davalı tapu maliklerinin yükleniciden satın aldıklarını ve halefi konumunda olduklarını, yüklenici edimini yerine getirmediğinden tapuya hak kazanamadıklarını ileri sürerek adlarına kayıtlı tapunun iptali ve tescilini talep etmiş, birleşen Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/83 Esas sayılı dosyada davalı ..., taşınmazı arsa sahibinden satın aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce; bozma ilamına uyularak Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/453 Esas, 2015/1955 Esas sayılı dosyasında davalı ... dışındaki davalılar yönünden verilen hükme yapılan temyiz itirazlarının Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 09.10.2019 tarihli, 2016/5593 Esas, 2019/4124 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiğinden bu hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/83 Esas sayılı dosya davalısı ... yönünden ise; davacı asilin uhdesine düşen dairenin davalı ...'a satışı yapılmış ise de, davacının bu satıştan herhangi bir bedel almadığı, davalı ... ile vekil ...'un kardeş olmaları da dikkate alındığında eylem birliği içinde oldukları gerekçesi ile davanın kabulü ile davaya konu Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, Tunalı Mahallesi 1396 ada 36 parsel 1. kat 3 no.lu bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı ... vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14.04.2022 tarihli, 2021/2600 Esas, 2022/2122 Karar sayılı bozma ilamı ile dava konusu olan 3 numaralı taşınmazın sözleşmeye göre davacı arsa sahibine düşen dairelerden olduğu, davacı her ne kadar ... ...'a verdiği vekaletname içeriğinden bilgi sahibi olmadığını beyan etmiş ise de, taşınmazın verilen vekalet uyarınca vekil tarafından satıldığı, davacının bu konudaki beyanının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu durumda davacının kendisine düşen bağımsız bölümün bizzat verdiği vekaletname vasıtası ile satışına izin verdiği dikkate alınarak, ...'a satılan bağımsız bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; taşınmazın verilen vekalet uyarınca vekil tarafından satıldığı, davacının bu konudaki beyanının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu durumda davacının kendisine düşen bağımsız bölümün bizzat verdiği vekaletname vasıtası ile satışına izin verdiği dikkate alınarak ...'a satılan bağımsız bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek davalı ... yönünden davanın kabulü ile davaya konu Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, Tunalı Mahallesi 1396 ada 36 parsel 1. kat 3 no.lu bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl ve birleşen dosyalarda davacı ... mirasçıları vekilince duruşmasız, asıl ve birleşen Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/83 Esas sayılı dosya davalısı ... vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya duruşmalı olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1-Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddine karar verilmiştir. 2-Birleşen Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/83 Esas sayılı dosya davalısı ... vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince; Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2. maddesinde ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur. HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur” Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm kısmı ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması da; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. Somut olayda; mahkemece 16.11.2022 tarihli celsede, Dairemizin 14.04.2022 tarihli, 2021/2600 Esas, 2022/2122 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına, yine aynı tarihli celsedeki kısa karar ile de bozma ilamına uygun şekilde davalı ... hakkında davanın reddine karar verilmesine ve gerekçeli kararın gerekçe kısmında da bozma ilamı ve kısa karara uygun şekilde davanın reddine karar verilmesi gerektiği açıklanmasına rağmen gerekçeli kararın, karar bülümünde davanın kabulü şeklinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Kararın gerekçesi ve hüküm kısmı ile hüküm ve kısa kararın bir kısmı arasında çelişki yaratılması açıklanan nedenlerle doğru olmasa da gerekçe ile kısa karar birlikte değerlendirildiğinde ve bununla birlikte vekalet ücreti yönünden de davanın reddine göre karar verildiği dikkate alındığında; hükümde davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin maddi hataya dayandığı, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca birleşen Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/83 Esas sayılı dosya davalısı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin çıkartılarak yerine "davalı ... yönünden davanın reddine" cümlesinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak temyiz duruşmasında vekille temsil olunan birleşen Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/83 Esas sayılı dosya davalısı ...'a verilmesine, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 12.11.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.