Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/4441 E. 2024/4823 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4441
- Karar No
- 2024/4823
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/541 E., 2023/493 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul-Kısmen Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/535 E., 2021/679 K. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili arsa sahibi ile, davalı ... arasında düzenlenme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından davalıya tapu ve belediye işlerinin yapılması için vekalet verildiğini, sözleşme süresinin ruhsat tarihinden itibaren 12 ay olarak belirlendiğini, inşaatın teslim edileceği tarihin 08.04.2017 olmasına rağmen inşaatın %40 bittiğini, müvekkilinin davalıyı inşaatı devam ettirmeyerek sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle vekaletten azlettiğini, davalının 2 no.lu bağımsız bölümü ...'a, 3 no.lu bağımsız bölümü ...'e, 3 no.lu bağımsız bölümü daha sonra ...'e daha sonra da ...'e devrettiğini, davacının, davalının davaya konu inşaatı süresinde teslim etmemesi nedeniyle kendisine kalacak olan bağımsız bölümleri halen alamadığını ileri sürerek, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshini, inşaatın yıkılması gerektiği tespit edildiği takdirde yıkım bedel ve masraflarının davalıdan tahsilini, yıkım gerekmediği takdirde davacıya bedelsiz olarak terkinini, davacıya belediyece onaylanmış ruhsat ve projeler doğrultusunda inşaatı tamamlama yetkisi verilmesini, maddi ve manevi tazminatın tahsilini, dava konusu 2 ve 3 no.lu bağımsız bölümlerin tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı arsa sahibi ile görüşerek ve arsa sahibinin yükleniciye güvenebileceğini belirtmesi üzerine ...’den satın aldığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava dilekçesinde ise feshin geriye etkili olması halinde yüklenicinin dolayısıyla yükleniciye halef olan ...'in sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince arsa sahibinden hak talebinde bulunabileceğini ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL’nin tahsilini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 3. kişi olduğunu, bedel ödeyerek taşınmazı satın aldığını, borcun bir kısmını dava konusu binanın asansörünü yaparak ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, ruhsat tarihinden itibaren yasal süre içerisinde inşaatın tamamlanmadığı, sözleşmenin feshi halinde sözleşmede aksi bir hüküm bulunmaması halinde olumlu zararın istenmesinin mümkün olmadığı, bilirkişi raporunda davacının iş bu feshi talep etmesinde herhangi bir kusuru olmadığı, inşaatın tamamlanma oranının %17 olması nedeniyle feshin geriye etkili sonuç doğuracağı, sözleşme geriye dönük fesih kararında Yargıtayın istikrar bulmuş kararlarında yükleniciye kalan bağımsız bölümleri devralan 3. kişilere karşı alacağın temliki hükümlerine istinaden tapuların arsa sahibine dönmesi gerektiği, yüklenicinin 3. kişilere tapuda temlik ettiği pay veya bağımsız bölümün 3. kişinin ancak yüklenicinin edimini yerine getirmesi halinde tapuda gerçek malik olacağı, temlik alacağının inşaatın hukuken teslimi halinde geçerli hale geleceği, bu nedenle daha önceden yapılan pay devirlerinin avans niteliğinde olduğu, arsa sahibinin yükleniciye karşı ileri sürebileceği defileri ve hakları 3. kişilere karşı da ileri sürebileceği (TBK 188) inşaatın bitirilme oranının %17 olduğu, ...'un cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu gibi herhangi bir asansöre rastlanmadığı ya da bu hizmetleri kapsayacak ek hizmetlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile sözleşmenin geriye etkili feshine, manevi tazminat isteminin ve tapu iptal tescil talebinin kabulüne, karşı dava yönünden ise inşaatta yapılan imalat bedelinin bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 50.302,73 TL olduğu, karşı davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu gibi sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde talep etmiş olduğu miktarın karşı davacının ilgili bağımsız bölümdeki payı oranında olacağı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulü ile 4.248,21 TL'nin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan kabulü ile kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı süresinde davacı-karşı davalı arsa sahibi ile davalı-karşı davacı ... ve davalı ... vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: İlk Derece Mahkemesinin asıl davanın ve karşı davanın kısmen kabulüne ilişkin kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusu üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine kararı verilmiş ise de; 1.Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları, anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2. maddesinde ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur. 2. HGK' nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur” Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm kısmı ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması da; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. 3.Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararında asıl davada talep edilen manevi tazminat istemi ve karşı dava kabul edilmesine karşın “Davacı manevi tazminat talebinde bulunmuş ise de malvarlığına ilişkin davalarda haksız eylem veya sözleşmeye aykırılık zarara uğrayan kişide yakın tehlike ve korku yaratmadıkça kişilik hakları zedelenmeyeceğinden bu yöne ilişkin manevi tazminat talebinin reddine ilişkin karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Davalılar sözleşmenin feshi nedeniyle daire alımı sırasında yükleniciye ödenen bedelin davacının taşınmazına harcandığından sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili talebinde bulunmuşlar ise de Yargıtay uygulamalarına göre, yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan haklarını ayrıca yazılı olarak temlik etmedikçe, anılan sözleşmeye dayalı hakların da devri anlamına gelmeyeceği, dolayısıyla talep konusu imalat bedeli için özel temlik sözleşmesi gerektiği, böyle bir sözleşme ibraz edilmediğine göre yükleniciden daire alan davalıların arsa sahibinden imalat bedeli alamayacağından mahkemenin mahsup talebine ilişkin ret kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur” şeklinde gerekçe oluşturulması ve “Anılan nedenler ile yüklenicinin temerrüdü nedeniyle arsa sahibi ile arasındaki sözleşmenin geriye etkili feshine, davalılara devir edilen tapu kayıtlarının iptaline, tazminat ve mahsup taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı husus bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir” denilmesine rağmen hüküm kısmında tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl davanın kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin ve karşı davanın reddine karar verilmek suretiyle kararın gerekçe kısmı ile hüküm kısmı arasında çelişki yaratılması hatalı olmuştur. 4. Yukarıda açıklanan nedenlerle, gerekçe ve hüküm arasında çelişki yaratılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, tarafların temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, HMK'nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 12.12.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.