Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1486 E. 2024/4030 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1486
Karar No
2024/4030
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/277 E., 2022/789 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Davacı vekili, Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2003/534 Esas sayılı dosyasında müvekkili yüklenici aleyhine 7.740,63 TL eksik imalat bedeli alacağının tahsiline karar verildiğini, alacağa konu olan eksikliklerin iki no.lu bağımsız bölüm haricindeki diğer kısımlarının giderilerek alacaklı davalı vekiline 19.02.2009 ve 22.01.2009 tarihli tutanaklarla teslim edildiği, ancak davalının Samsun 6. İcra Müdürlüğü'nün 2010/13885 sayılı dosyasında haksız olarak 7.740,63 TL eksik imalat bedeli ve 16.859,29 TL faizinin istendiğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini icra dosyasına yapılan ödemenin istirdatına karar verilmesi şeklinde ıslah etmiştir. Davalılar vekili, zamanaşımı defi ve kesin hüküm itirazında bulunmuş, davanın reddini istemiştir. Mahkemenin 17.03.2015 tarihli, 2015/8392 Esas, 2017/881 Karar sayılı davanın kabulüne dair verilen kararının, davalılar vekilince temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 22.03.2017 tarihli, 2015/8392 E., 2017/881 K. sayılı ilamı ile Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 06.01.2009 tarihli, 2003/534 E., 2009/5 K. sayılı ilamıyla eksik imalatların neler olduğu belirlendiği, mahkemece, bu eksikliklerin tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise ne kadarının kim tarafından tamamlandığına ilişkin, konusunda uzman teknik bilirkişi heyeti ile yapılacak keşifli bilirkişi incelemesi sonucu belirleme yapılıp karar verilmesi gerekirken, konusunda uzman olmayan bilirkişinin raporuna dayanılarak eksik ve hatalı inceleme yapıldığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı süresinde taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: 1.Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2. maddesinde ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur. 2. HGK'nın 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas, 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur” Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm kısmı ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması da; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. 3. Mahkemece 18.10.2022 tarihli duruşmada tefhim edilen kısa kararda; "Davanın kısmen kabulü ile 4.269,65 TL'nin 24.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" denilmiş, gerekçeli kararda ise; "... davacı yüklenici tarafından 4, 12, 13, 14 ve 15 no.lu bağımsız bölümlerdeki hüküm altına alınan eksikliklerden dolap ve barbeküye yönelik eksik imalatın giderilmediği, bu imalatların her bir bağımsız bölüm için 870,00 TL olmak üzere 5 adet bağımsız bölüm için 4.350,00 TL olduğu, bu bağımsız bölümlerdeki ilama konu diğer eksik imalatların giderildiği, ortak alanlar için hüküm altına alınan ve 900,00 TL değer biçilen yangın merdiveni korkuluğunun yapılmadığı, davalıların hissesine 319,14 TL düştüğü, ilama konu ortak alanlardaki dış kapının takılarak bu eksik imalatın giderildiği, bu durumda 2 no.lu bağımsız bölüm hariç davacı yüklenici tarafından giderilmeyen eksik imalatın 4.669,14 TL (4.350,00 TL+319,14 TL), tamamlanan imalat değerinin 2.207,49 TL ve davacı tarafça ıslah dilekçesine esas alınan faiz hesabına ilişkin bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre bu miktara isabet eden işlemiş faizin ise 4.807,97 TL olduğu, davanın 7.015,46 TL yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği, ancak mahkememizce maddi yanılgı sonucu uyuşmazlık konusu olmayan 2 no.lu bağımsız bölüme ilişkin 864,00 TL eksik imalat bedeli de hesaba katılarak davaya konu olan 6.876,63 TL imalat bedelinden düşülmek sureti ile tamamlanan imalat bedelinin 1.343,49 TL ve bu miktara isabet eden işlemiş faizin 2.926,16 TL olarak hesaplanarak sonuca gidildiği anlaşılmış ise de tefhim edilen kısa karara uygun şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir" gerekçesiyle 4.269,65 TL TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece kısa kararın tefhiminden sonra gerekçeli kararında kısa kararın açıklanması sırasında hata yapıldığı, davanın 7.015,46 TL yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği, ancak kısa kararda sehven 4.269,65 TL yazıldığı belirtilerek 4.269,65 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ile kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması hatalı olmuştur. 4. Yukarıda açıklanan nedenlerle kısa karar, gerekçe ve hüküm arasında çelişki yaratılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, tarafların temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Temyiz olunan mahkeme kararının re'sen BOZULMASINA, Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harçların istek hâlinde taraflara iadesine, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.11.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1486, K. 2024/4030, T. 13.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2023-1486-e-2024-4030-k-6c81baa8ffeb