Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/447 E. 2026/3536 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/447
- Karar No
- 2026/3536
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/3016 E., 2025/2017 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme taleplerinin , 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.09.2025 tarihli ve 2025/264 Esas, 2025/269 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında; nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-f,g, 53... . maddeleri uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.11.2025 tarihli ve 2025/3016 Esas, 2025/2017 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle; sanığın temyiz isteminin adil yargılanmak istediğine ve beraatine yönelik olduğu, sanık müdafiinin temyiz isteminin içeriğinde ise sehven başka bir mağdura yönelik eyleme ilişkin temyiz ettiği anlaşılmış ise de sonuç olarak suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, tahliyesine ve beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2021/85 Esas, 2023/139 Karar sayılı sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 29.09.2023 tarihli, 2023/2471 Esas, 2023/1633 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği,ayrıca bozma sonrası Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2024 tarihli karar sonrası verilen beraat hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 29.05.2025 tarihli kararında da hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararlarının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, genel olarak sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkumiyet hükümlerinin esastan reddine dair kararların 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanığın temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkumiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamının, sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabildiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele, tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 29.09.2023 tarihli, 2023/2471 Esas, 2023/1633 Karar sayılı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 29.05.2025 tarihli 2025/1394 Esas, 2025/1211 Karar sayılı bozma kararları üzerine verilen ilk derece mahkeme kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi nedeniyle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, diğer yönleri incelenmeyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan sonuç ceza miktarı ve tutuklu kaldıkları süre nazara alınarak sanık müdafiinin tahliye taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,22.04.2026 tarihinde karar verildi.