Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/4399 E. 2026/3454 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/4399
- Karar No
- 2026/3454
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3270 E., 2024/687 K. SUÇLAR : Nitelikli yağmaya teşebbüs, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, hakaret, iftira HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, ilk derece kararının kaldırılması suretiyle beraat, ilk derece kararının kaldırılması suretiyle düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Karar verilmesine yer olmadığına, ret, onama, bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hükmedilen cezaların tür ve süresi itibarıyla koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;
I-Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik İftira ve Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme veya Yayma Suçlarından Verilen Hükümlere; Sanıklar ... ve ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme veya Yayma Suçundan Verilen Hükümlere; Sanık ... Hakkında Katılanlar ..., ..., ... ve ... ile Mağdur ...'a Yönelik Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme veya Yayma Suçundan Verilen Hükme Yönelik Sanıklar Müdafileri ve Sanık ...'ün Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; 1.Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik iftira suçundan ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin nitelikte karar verildiği, bu karara karşı temyiz talebinde bulunulmasından sonra 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca yapılan itiraz üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar kaldırılarak sanık hakkında atılı suçun yasal unsurları bulunmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a. maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu karara yönelik temyiz isteminin bulunmadığının anlaşılması,
2.Sanıklar ..., ..., ... hakkında katılan ...'a yönelik, sanık ... hakkında ise katılanlar ..., ..., ... ve ... ile Mağdur ...'a Yönelik kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma suçundan ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin nitelikte karar verildiği, bu kararlara karşı temyiz talebinde bulunulmasından sonra 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca yapılan itiraz üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar kaldırılarak kovuşturma şartı olan soruşturma izni alınmaksızın yargılama yapılması nedeniyle hükümlerin bozulmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, temyiz incelemesi tarihi itibariyle hakkında karar verilecek hüküm bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddiyle, dosyanın Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
II-Sanıklar ... ve ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Hakaret ve Mağdurlar ... ile ...'a Yönelik İftira Suçundan Verilen Mahkûmiyet Kararlarına Yönelik Sanıklar Müdafileri ve Sanık ...'ün Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,
III-Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik İftira veKişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme veya Yayma Suçundan Verilen Hükümlere Yönelik Sanık ve Müdafiinin Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Sanık hakkında atılı suçlardan ilk Derece Mahkemesince veriler mahkumiyet hükümleri istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak sanık hakkında beraat kararı verildiği, sanık ve müdafinin temyiz taleplerinin beraat kararının gerekçesine yönelik olmadığı ve kararı temyiz etmelerinde hukuki yararlarının bulunmadığı anlaşıldığından; sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
IV-Sanıklar ... ve ... Hakkında Mağdur ...'a Yönelik Hakaret Suçundan Verilen Düşme Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafileri ile Sanık ...'ün Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve mahkemenin takdirine göre sanıklar müdafileri ve sanık ...'ün temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA,
V-Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Katılanlar ... ve ...'ya Yönelik Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafileri ile Sanık ...'ün Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve mahkemenin takdirine göre sanıklar müdafileri ve sanık ...'ün temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA,
VI-Sanıklar ..., ...,... ve ... Hakkında Katılan ...'a Yönelik Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafileri ile Sanıklar ... ve ...'ün Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. Sanık ... ve ...'nın aşamalarda suçlamaları kabul etmedikleri, İlk Derece Mahkemesinin "...ortada suç işlemek amacıyla kurulmuş bir silahlı örgüt bulunmadığı, bu suretle dinleme ve fiziki takip sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı elde edilmiş yasak delil kapsamında bulundukları, bu surette bu delillere dayanılamayacağı ortadadır. Bu deliller bu sebeple gerekçeye esas alınmamış..." şeklindeki hukuka uygun gerekçesi, sanık ... hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçu kapsamında örgüt yöneticiliği sıfatı nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 220/5. maddesi yollamasıyla kamu davasının açıldığı ancak bu suç sebebiyle sanığın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, katılanın aşamalardaki beyanlarında kendisinden para talep edenler arasında sanığın bulunduğuna dair anlatımı ve iddiasının bulunmadığı, sanık ... hakkında ise 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi yollamasıyla dava açılmışsa da, sanığın eyleme iştirakine yönelik aralarında önceye dayalı husumet bulunan katılanın duyuma dayalı soyut beyanlarından başka delil bulunmadığı, duruşmada sorulması üzerine ".... ile bir diyaloğum olmadı, konuşmuyorum zaten kendisi ile, herhangi bir konuşmamız olmadı, dedi.." şeklindeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde, sanıklar ... ve ...'nın katılan ...'a yönelik eyleme iştirak ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığından sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2.Sanıklar ... ve ...'nun eylemlerinin değerlendirilmesinde ise, Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. 148. madde gerekçesinde "... Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir..." şeklinde açıklaması yapılmıştır.
Şantaj suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 107/2. fıkrasında yağma suçuna benzemekle birlikte tehdidin içeriği farklılık göstermektedir. Sanık Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. fıkrasında belirtilen değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edip menfaat sağlamaya çalışırken Türk Ceza Kanunu'nun 107/2. fıkrasında ise "şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği" şeklinde tehdit ederek menfaat sağlamaya çalışmaktadır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık ...'ın katılana mesaj atarak hakkında olumsuz haber yapılması için kendisine ses kaydı ve fotoğrafların gönderildiğini, haber yapması için kendisine baskı yapıldığını söylediği, bir süre sonra oğlu olan sanık ...'i katılana göndererek 15.000,00 TL para talep ettiği, katılanın parası olmadığını veremeyeceğini söylemesi üzerine yine mesaj atarak "... sadece seni denemiştik, verseydin de almayacaktım, arabam yok demişsin sana iyi ticaretler abi, saygılar ...'nin hakkını iyi vermişsin, ölüm var abi, sadece dosyanı paylaşacağım, bize belden aşağı vurmak yakışmaz, ben reisi cumhurumuzun yanındayım, saygılar" şeklinde mesaj attıktan sonra "tüm kariyerlerin sıfırlandığı mekan yazısıyla içi tahtayla örtülmüş mezar fotoğrafı yolladığı" sonrasında katılan hakkında sosyal medya hesabından karalayıcı yayınlar yaptığı şeklinde gelişen somut olayda; sanıkların eylemlerinin yağma suçunda aranan nitelikteki ciddi ve korkutucu seviyede cebir/tehdit unsurunu içermediği, fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek katılanın şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağına veya isnat edileceğine yönelik tehditte bulun sanıklar ... ve ...'in eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 107/2. maddesi gereğince şantaj suçunu oluşturduğu düşünülmeden nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafileri ile sanıklar ... ve ...'nun temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 03.01.2024 tarihli ve 2022/3270 Esas, 2024/687 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
VII-Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Nitelikli Yağmaya Teşebbüs Suçundan Verilen Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafileri ile Sanıklar ... ve ...'ün Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; 1. Sanık ...'ün aşamalarda suçlamaları kabul etmediği, İlk Derece Mahkemesinin "...ortada suç işlemek amacıyla kurulmuş bir silahlı örgüt bulunmadığı, bu suretle dinleme ve fiziki takip sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı elde edilmiş yasak delil kapsamında bulundukları, bu surette bu delillere dayanılamayacağı ortadadır. Bu deliller bu sebeple gerekçeye esas alınmamış..." şeklindeki hukuka uygun gerekçesi, sanık ... hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçu kapsamında örgüt yöneticiliği sıfatı nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 220/5. maddesi yollamasıyla kamu davasının açıldığı ancak bu suç sebebiyle sanığın beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, katılanın aşamalardaki beyanlarında kendisinden para talep edenler arasında sanığın bulunduğuna dair anlatımı ve iddiasının bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'ün katılan ...'e yönelik eyleme iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığı anlaşıldığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2.Sanıklar ..., ... ve ...'nun eylemlerinin değerlendirilmesinde ise, Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un madde 148 - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. 148. madde gerekçesinde "... Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir.
Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir..." şeklinde açıklaması yapılmıştır.
Şantaj suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu'nun 107/2. fıkrasında yağma suçuna benzemekle birlikte tehdidin içeriği farklılık göstermektedir. Sanık Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. fıkrasında belirtilen değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edip menfaat sağlamaya çalışırken Türk Ceza Kanunu'nun 107/2. fıkrasında ise "şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği" şeklinde tehdit ederek menfaat sağlamaya çalışmaktadır.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıklarla olay öncesinde birlikte hareket eden ve sanıklar tarafından çıkarılan gazeteye maddi destekte bulunan müşteki ...'in sanıklarla arasına mesafe koyarak maddi desteğini çekmesi üzerine sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde müşteki ...'den maddi menfaat temin etmeye çalıştıkları, sanık ...'in arkadaşı olan temyiz dışı sanık ...'nın güzel sanatlar fakültesi öğrencisi olmasına rağmen, işletme öğrencisiymiş gibi anket yapma bahanesiyle müştekinin işyerine gönderildiği, sanık ...'nın anket sonrasında mağdurdan cep telefonu numarasını istediği ve ilerleyen zamanlarda mesaj atarak yakınlık kurduğu, mağdurun da bu mesajlara cevap vererek sanık ... ile cinsel birliktelik kurmak için mesajlar attığı, bu mesajların temyiz dışı sanık ... tarafından sanık ...'e gönderildiği, sanık ...'ın müşteki ile iletişime geçerek hakkında haber yaptırılmaması ve adli soruşturma için şikayette bulunulmaması karşılığında para istendiği, sanık ...'nin de müştekiden para vererek konuyu kapatmasını istediği, müştekinin para vermeyi kabul etmemesi üzerine sanıkların yönlendirmesiyle temyiz dışı sanık ... tarafından müşteki hakkında şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında; fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek katılanın şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağına veya isnat edileceğine yönelik tehditte bulun sanıklar ..., ... ve ...'nun eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 107/2. maddesi gereğince şantaj suçunu oluşturduğu düşünülmeden nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafileri ile sanıklar ... ve ...'nun temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 01.03.2024 tarihli ve 2022/3270 Esas, 2024/687 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma kararının temyiz dışı sanık ...'e 5271 sayılı Kanun'un 306. maddesi gereğince sirayetine,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Isparta 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.