Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/3860 E. 2026/3437 K. – Mala Zarar Verme

Konu: Mala Zarar Verme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2025/3860
Karar No
2026/3437
Karar Tarihi
Konu
Mala Zarar Verme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1533 E., 2023/950 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak kurulan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2022 tarihli ve 2021/3 Esas, 2022/229 karar sayılı karar ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-c maddesi yuranıca beraat kararı verilmiştir.

B. İstinaf Antalya Bölge Adliye Mahkmesi 11. Ceza Dairesinin, 22.03.2023 tarihli ve 2022/1533 Esas, 2023/950 Karar sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılıp duruşma açılarak sanık hakkında mala zarar verme suçundan 5237 saylılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Kasıtlı olarak zarar vermediğine, olayın hukuki ihtilaf kapsamında kaldığına ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.

Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, taraffların aralarındaki anlaşmazlığın hukuki ihtilaf olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanığın savunmalarında üzerine mala zarar verme suçunu kasten işlemediğini belirttiği, sanığın, katılanın aracında meydana gelen hasarları mala zarar verme kastı ile gerçekleştirdiğine ilişkin katılanın soyut beyanları dışında, hükümlülüğe yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediği, suçun taksirli halinin de kanunda düzenlenmediği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın mala zarar verme suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,22.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2025/3860, K. 2026/3437, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2025-3860-e-2026-3437-k-8a220ef9183d