Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/5995 E. 2026/3376 K. – Nitelikli Yağma

Konu: Nitelikli Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/5995
Karar No
2026/3376
Karar Tarihi
Konu
Nitelikli Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1582 E., 2024/1292K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.06.2023 tarihli kararının sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi tarafından hükmün; 05.10.2022 tarihli kolluk tarafından düzenlenen olay ve teslim-tesellüm tutanak içeriklerine göre, katılandan yağmalanan cep telefonu ve 1.270 TL paranın katılanın şikâyeti üzerine olay mahalli olan ... Oteli'ne intikal eden kolluk kuvvetlerine her hangi bir arama kararı olmaksızın otelin merdivenlerinde otururken karşılaştıkları sanık ... tarafından olayla ilgili bilgi verildiğinde suça konu para ve cep telefonunun kendisinde olduğunu söyleyerek olayda kullandığı suç aletiyle birlikte para ve cep telefonunu rızaen görevlilere teslim ederek soruşturma aşamasında iadenin sağlanmış olması karşısında; usulüne uygun olarak alınan arama kararı olup olmadığı da araştırılarak, arama kararı mevcut değil ise, sanığın suça konu eşyaları kendi rızası ile otel odasından getirip teslim ettiği nazara alınarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 168/3. maddesi uyarınca sanıklar hakkında verilen cezadan indirim yapılıp yapılmayacağı tartışılıp değerlendirilmemesi, ayrıca iddianamede talep edildiği halde adli emanetin 2022/220 64... /4964 sırasında kayıtlı emanet eşyalar hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmemesi nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.02.2024 tarihli ve 2023/450 Esas, 2024/60 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-cd, 168/3-1, 62, 53, 58, 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 25.04.2024 tarihli ve 2024/1582 Esas, 2024/1292 Kararı ile sanık hakkında ilk Derece Mahkemesince kurulan bu hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın üzerine atılı suçu işlediğini gösterir somut herhangi bir delil bulunmadığına, hükümde yalnızca şikâyetçi beyanı ve olaya sonradan intikal eden kolluk görevlilerinin beyanları baz alınmışsa da şikâyetçinin beyanının objektif olmadığına, kolluk kuvvetinin ise olay anında sanık ve şikâyetçinin yanında bulunmadığına, olayı gösterir bir kamera kaydı veya olaya tanık olan herhangi bir üçüncü kişi bulunmadığına, neticeten söz konusu olaya ilişkin objektif ve somut delil bulunmamasına rağmen olaya tanık olmayan ve yalnızca şikâyetçinin beyanlarıyla olaya vakıf olan kolluk kuvvetlerinin beyanlarına göre hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğine, kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.

2. Sanığın Temyiz İstemi Sanığın yargılanması esnasında vermiş olduğu beyan ve ifadelerinde belirttiği hususlarda hiçbir dikkate alınma ve gerekli hiçbir inceleme yapılmadığına, mahkemeye geldiğinde söz almasına izin verilmediğine, olay yeri olan odaya gelen ve arama izni olmadan küfürlü ve argo tabirlerle tehditlerle arama yapan kolluk birimi görevlilerinin şahitliğinin delil sayıldığına, arama izni olmadan evde bulunan markette bile satılan bıçağın delil sayıldığına, odasından arama izinsiz usulsüz bir şekilde tehdit psikolojik baskı ile alındığına, memur beyin mahkemede yüzüne bakmadan yalan beyan verdiğine tekerrür hükümleri dahil gerekli incelemenin yapılmasına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2023 tarihli ve 2023/97 Esas, 2023/267 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.09.2023 tarihli ve 2023/3754 Esas, 2023/2067 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.

Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).

Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 13.09.2023 tarihli ve 2023/3754 Esas, 2023/2067 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2024 tarihli ve 2023/450 Esas, 2024/60 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,21.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/5995, K. 2026/3376, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-5995-e-2026-3376-k-dc28709c2855