Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/5708 E. 2026/3396 K. – Şantaj
Konu: Şantaj
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/5708
- Karar No
- 2026/3396
- Karar Tarihi
- Konu
- Şantaj
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/603 E., 2024/655 K. SUÇ : Şantaj HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
Her ne kadar Tebliğname'de hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2. maddesi uyarınca hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından temyizin reddi istenilmişse de; sanık hakkında kurulan hükmün temyize tabi olduğu anlaşıldığından Tebliğname'ye iştirak edilmemiştir.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli ve 2022/188 Esas, 2023/129 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında şantaj suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
B. İstinaf Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 31.05.2023 tarihli ve 2023/974 Esas, 2023/1118 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan kurum vekili ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile "Olay tarihinde sanık ...'ın katılan ...'a yönelik nitelikli cinsel saldırı suçunda bulunduktan sonra katılanın dosya içerisinde bulunan ve istinaf aşamasında gözlemlenen CD görüntülerine göre çıplak fotoğraflarını cep telefonu ile çekerek "olayları kimseye anlatırsan seni köye rezil ederim" şeklinde sözler söylediği, akabinde yine katılana yönelik birden fazla kez cinsel saldırı eyleminde bulunduğu, buna göre sanığın kullanmış olduğu sözlerin içeriği, olayın gerçekleştiği yer ve zaman göz önüne alındığında şantaj suçunun unsurlarının oluşmuş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince dosyada bulunan deliller ile örtüşmeyen gerekçe ile beraat kararı verilmiş olmasının CMK 289. maddesine aykırılık oluşturduğu anlaşılmakla, " gerekçesiyle hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-f. maddesi uyarınca bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Bozmadan Sonra İlk Derece Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.01.2024 tarihli ve 2023/270 Esas, 2024/39 Karar sayılı kararı ile sanığın şantaj suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 107/2-1, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
D. İstinaf Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.03.2024 tarihli ve 2024/603 Esas, 2024/655 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin, katılan kurum vekilinin ve sanık müdafinin başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Katılan Vekili Temyiz Sebepleri Alt hadden uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiği, katılana takdir edilen 29.800,00 TL vekalet ücretinden 2024 yılının CMK ücreti olan 7.050,00 TL değil 2022 yılında aldığı 1.997,00 TL'nin düşümünün yapılarak kalan kısmın sanıktan alınarak katılana verilmesi gerektiğine ilişkindir
2. Sanık Müdafii Temyiz Sebepleri Hukuka aykırı olarak müvekkilinin cep telefonuna el konulduğuna, hukuka aykırı olarak elde edilen fotoğraflarla mahkûmiyete karar verildiğine, hukuka aykırı olarak elde edilen delile dayanarak mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve beraat kararı verilmesine ilişkindir.
3. Katılan Kurum Temyiz Dilekçesi Alt sınırdan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli ve 2022/188 Esas, 2023/129 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 31.05.2023 tarihli ve 2023/974 Esas, 2023/1118 Karar sayılı bozma kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de, bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.
Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 31.05.2023 tarihli ve 2023/974 Esas, 2023/1118 Karar sayılı bozma kararı ile Amasya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.01.2024 tarihli ve 2023/270 Esas, 2024/39 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, diğer yönleri incelenmeyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,20.04.2026 tarihinde karar verildi.