Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/4602 E. 2026/3627 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2024/4602
Karar No
2026/3627
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1487 E., 2024/1163 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, bozma

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir. Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2023 tarihli ve 2022/231 Esas, 2023/250 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; Nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-e, 168/3-1, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-b-f, 110, 53... . maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.

B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 24.04.2024 tarihli ve 2024/1487 Esas, 2024/1163 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın yalnızca aracı kullanan kişi olup diğer sanığın eylemine iştirakının bulunmadığına, atılı suçu işlemediğinden sanığın beraatine, ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hüküm yönünden; İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2023 tarihli kararı ile, sanık ... ve dava dışı sanık ... hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulduğu, İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2023 tarihli kararının, sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 24.04.2024 tarihli ve 2024/1487 Esas, 2024/1163 Karar sayılı kararı ile, sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik istinaf isteminin esastan reddine, sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik istinaf isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi dikkate alındığında, nitelikli yağma eylemini birlikte gerçekleştirdikleri iddiasıyla haklarında kamu davası açılan sanıklar ... ve ...'ın eylemlerine ilişkin delillerin bir bütün halinde tespiti ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeyerek ayrı ayrı yargılamaya konu olacak şekilde, aynı eylemle ilgili olarak sanık ... hakkında bozma kararı verilirken sanık ... hakkında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi nedeniyle hükümde, hukuka aykırılık bulunmuş ise de, diğer sanığın dosyasının halihazırda Dairemizde bulunması nedeniyle birlikte incelemeye alınarak anılan husus bozma nedeni yapılmamıştır.

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Malı almaya yönelik tehdit eylemi yağmaya dönüştürür. Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesi - “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. 148 inci madde gerekçesinde "... Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir.

Yağma suçunun tamamlanabilmesi için kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir..." şeklinde açıklaması yapılmıştır.

Madde metni ve gerekçesine göre birlikte değerlendirme yapacak olursak; Tehdit; mağdurun veya onun bir yakınının hayatına, beden veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı itibarıyle esaslı (büyük) bir zarara uğratılacağı yönündeki irade beyanıdır. Yasada sayılanlar dışındaki değerlere yönelik tehdit, yağma suçunu oluşturmaz. Sanığın söz ve davranışla, müştekiye hayatına veya vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini söylemeli veya göstermeli, mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağını söylemeli veya göstermelidir.

Bunun doğal sonucu olarak sanık hareketinin veya sözlerinin bir sonuç içermesi, bir kötülük yapılacağını açıkça göstermesi gerekir. Söylediği söz veya davranışından yapacağı kötülük veya davranış rahatlıkla anlaşılmalıdır.

Tehdit mutlaka sözlü olmayabilir, işaretle de tehdit edilebilir. Mesela, sanık bıçağı eline aldı veya silahı yada silah gibi görünen nesneyi kemerine takıp göstererek çabuk eşyaları ver vs. dedi. Mağdur korkarak verdi. Tabi ki yağma olacak. Ancak dikkat edilmesi gereken husus bu hareketin orta seviyedeki herkes tarafından tehdit olarak algılanması gerekir yoksa mağdurun korkaklığından dolayı öyle algılaması yetmez.

Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadarki aşamada kullanılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür.

Tehdit ve cebrin malı şikâyetçinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik olması gerekir, sonra gerçekleşen cebir ve tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.

Cebir ve tehdit, malın kendisine teslimine yada geri alınmasını engellemeye yönelik ise eylem yağmaya dönüşecek, tamamlandıktan sonra kendini kurtarmaya, olay yerinden kaçmaya yönelik ise tamamlanan hırsızlık ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir.

Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit bir kimseyi malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir.

Tehdit, malı teslime zorlamaya veya iade edilmesini istemekten vazgeçirmeye elverişli olmalıdır. Yani objektif ve orta seviyedeki herkes bu hareketi tehdit olarak anlayacak ve etkilenebilecek olmalıdır. Mağdurun aşırı korkaklığı ya da evhamları nedeniyle korkuya kapılıp eşyayı tesliminde yağma suçu değil hırsızlık suçu oluşacaktır.

5237 sayılı Kanun'un temel yağmayı düzenleyen 148/1. fıkrası, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495/1. fıkrasını özünde aynen aktarmasına rağmen 495/2. fıkrasında düzenlenen "Dolaylı yağma" yada "yağmaya dönüşen hırsızlık" denilen hususlara yer vermemiştir. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci maddesindeki düzenlemeye göre, mal alma işlemi tamamlanıncaya kadar uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmektedir. Malını hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra geri almak isteyen kişiye (mağdura) karşı başvurulan cebir veya tehdit, yağma suçunu oluşturmaz. Bu husus madde gerekçesinde de, "Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Örneğin evin içindeki eşyayı alıp kapıdan çıkarken mal sahibi ile karşılaşan hırsız, ona karşı cebir veya tehdit kullanacak olursa, yağma suçu oluşur.

Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir" şeklinde açıkça gösterilmiştir.

Kısaca özetleyecek olursak; malın alınması veya geri alınmasının engellenmesi amacıyla cebir veya tehdit uygulanması gerekir. Hırsızlık eyleminin tamamlanmasından sonra eşyanın veya paranın geri alınması sırasında uygulanan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmez.

Hırsızlık açısından, doktrinde kabul edilen ve Yargıtay uygulamalarında da dayanılan "sahip olma teorisi"nin savunduğu gibi mağdurun hakimiyet alanından çıkıp failin veya üçüncü kişilerin hakimiyet alanına girmesi ile eylem tamamlanır. Hakimiyet alanı da fiziki sınırlardır. Fiziki sınırları belli olan dairenin veya binanın dışına sıcak takip olmaksızın çıkılması ile hırsızlık tamamlanacaktır.

Sanığın söylediği sözlerin veya eylemlerinin yağma suçunun oluşması için aranan tehdit veya cebir boyutuna ulaşıp ulaşmadığı, sair tehdit suçu kapsamında kalan sözlerin yağma suçunu oluşturmayacağı, yağma suçunun oluşması için tehdidin en azından nitelikli tehdit boyutuna ulaşması gerektiğinin gözetilmesi gerekmektedir.

Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince; dava dışı sanık ...'a ait olan ancak sanık ...'in şoförlüğünü yaptığı araç ile sanıkların dolaştıkları sırada bankta oturmakta olan mağdurun yanında durdukları, dava dışı sanık ...'ın mağdura caminin yerini sorduğu, mağdurun minareyi gösterdiği ancak ...'ın mağdurun ensesinden tutup "Bizimle gelip göstereceksin." diyerek mağduru aracın sağ ön yolcu koltuğuna oturttuğu, kendisinin de arka koltuğa oturarak mağdurun boynuna kolunu dolayıp gömleğinin cebinde bulunan 300,00 TL parasını mağdura farkettirmeden aldıktan sonra mağduru aldıkları yere bıraktıkları, araçtan inen mağdurun, gömleğinin cebinde bulunan parasının olup olmadığını kontrol ettiğinde 300,00 TL parasının sanıklar tarafından alındığını fark ettiği, zararın soruşturma evresinde ...'ın ailesi tarafından giderildiği olayda; mağdurun araca zorla bindirilmesi nedeniyle sanık hakkında daha önce kesinleşmiş bulunan kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmakla, paranın alınması sırasında cebir veya tehdit unsurunun gerçekleşmemesi nedeniyle eylemin yağmaya dönüşmeyeceği ancak rıza dışı alma nedeniyle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle hükümde bu yönleriyle, hukuka aykırılık bulunmuştur.

III. KARAR A. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-a maddesinde yer verilen;“İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ... müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca, gerekçesi farklı olmak üzere Tebliğname’ye uygun olarak, üye ...'ın muhalefetiyle oyçokluğu ile BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,27.04.2026 tarihinde karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Sanık hakkında yağma suçundan verilen kararın bozulmasına dair çoğunluk kararına aşağıdaki gerekçelerle muhalifim. Sanığın diğer şeriki ile beraber mağdura karşı yağma suçundan verilen karar yerinde olup olay günü mağdurun beyanı ile kendisinin boynuna bastırılarak cebir kullanılarak zorla araca bindirildiği ve yine bu cebirin etkisi altında iken cebinden parasının alındığı anlaşılmış olup atılı eylemin bu haliyle yağmanın tüm unsurlarını taşıdığından kararın onanması kanaatinde olduğumdan çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2024/4602, K. 2026/3627, T. 27.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2024-4602-e-2026-3627-k-c58d537d25fa