Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/28058 E. 2013/6744 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/28058
- Karar No
- 2013/6744
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kasıtlı suçtan hükümlülüklerinin bulunması nedeniyle, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin sanıklar hakkında uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede,
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıklar ... ve ... hakkında, yakınanlar ... , ... ve ...’ya yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde; sanıkların olay günü saat 06.50 sıralarında yakalandıkları, güneşin ise 06.02’de doğduğu, sanıkların aşamalarda alınan beyanlarında suçlamayı kabul etmedikleri, yakınanların ise hırsızlığın yapıldığı saati bilmediklerinin anlaşılması karşısında, suçların 5237 sayılı TCK’nın 6/1-e maddesinde tanımlanan gece sayılan zaman diliminde işlendiğine ilişkin kanıtlar karar yerinde gösterilip tartışılmadan, anılan Yasanın 143. maddesiyle uygulama yapılması;
2-Sanıklar ... ve ... hakkında, yakınanlar ... ve ... yönelik olarak kurulan hükümlerde, denetim süresinin belirlenmesinin infaza yönelik bir işlem olduğu gözetilerek, 5237 sayılı Yasanın 58/6-7. maddesi gereğince mükerrer olan sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi yerine, 5275 sayılı Yasanın 108/4. maddesine dayanılarak denetimli serbestlik süresinin de belirlenmesi, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması;
3-Sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümde; 13.6.2006 günlü yakalama tutanağına göre; sanığın yakınana ait bakkal dükkanının ahşap kepenkini ve camını kırıp suça konu sigaraları çaldıktan sonra yapılan ihbar üzerine olay yerine gelen kolluk güçleri tarafından olay yerinde suç eşyasıyla birlikte yakalandıklarının anlaşılması karşısında, eylemin kalkışma aşamasında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
4-Sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...’a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümle ilgili olarak; sanıkların 3.11.2006 günü ... isimli şahsın otomobilinden hırsızlık yaparken yakalandıkları, üst aramalarında ... ve ... isimli şahıslara ait araçlardan hırsızlık yaptıkları sırada çaldıkları eşyanın ele geçirildiği, aynı gün yakınan ...’un aracından da benzer yöntemle hırsızlık yapılmış olması nedeniyle soruşturma evrakı düzenlendiği, sanıkların aşamalarda alınan beyanlarında, suçlamayı kabul etmeyip olay günü ... marka uyuturucu ilaç ve esrar içtiklerinden dolayı ne yaptıklarını hatırlamadıklarını söyledikleri, dosya kapsamındaki diğer bilgi, belge ve tutanaklara göre de, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair herhangi bir delil elde edilememesi karşısında, sanıkların söz konusu suçu işlediklerine dair hükümlülüklerine yeterli, kesin, inandırıcı ve kuşkudan uzak hukuka uygun kanıt bulunmadığı gözetilmeden beraatları yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, 02.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.