Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/21215 E. 2010/11524 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/21215
Karar No
2010/11524
Karar Tarihi

Hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlâl suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d, 116/2. maddeleri gereğince 3 yıl hapis ve 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58/7. maddesi uyarınca sanığa verilen cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, sanık hakkında Cizre Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2005 tarihli ve 2004/488 esas, 2005/245 sayılı kararı ile verilen erteli 44 yeni Türk lirası adlî para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51/7. maddesi uyarınca aynen infazına dair, CİZRE Asliye Ceza Mahkemesinin 29/02/2008 tarihli ve 2007/440 esas, 2008/51 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 14/08/2008 gün ve 2008/10630 - 43298 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 29/08/2008 gün ve KYB.2008/174346 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 04/11/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:

Anılan Yazıda;

(Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Kanun'un 58/5. maddesinde yer alan "Fiili islediği sırada onsekiz yasını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz" hükmüne aykırı olarak sanığın onsekiz yaşından küçük olduğu sırada işlediği suç sebebiyle verilen ilâm tekerrüre esas alınmak suretiyle cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde,

5237 sayılı Kanun'un 51/7. maddesi gereğince ertelenen bir mahkûmiyet kararının, denetim süresi içinde belirlenen yükümlülüklere uyulmaması hâlinde infazına karar verilebileceği nazara alınmadan sanık hakkında verilen erteli cezanın aynen infazına karar verilmesinde, isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;

TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A

5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan ayrıksı bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz.

Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hakim veya mahkeme kararları, hazır bulunmayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir.

CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Cizre Asliye Ceza Mahkemesinin 29.02.2008 gün ve 2007/440-2008/51 sayılı kararının sanığa tebliğ edildiği, ancak kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “ kararın tefhim/tebliğinden itibaren yedi gün içinde temyiz yolu açık olmak üzere…” dendiği, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı konusunda sanığın yanıltıldığı ve başvuru yönteminin açık olarak belirtilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur.

Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında da yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz. Cizre Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararında kanun yollarına başvuru süresinin ne şekilde başlayacağı yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı gibi kararın da bu açıklamaları içerir biçimde sanığa tebliğ edilmediği görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle hükmün, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının ve başvuru yönteminin bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu durumda yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında; kesinleşmeyen hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından;

1-) Cizre Asliye Ceza Mahkemesinin 29.02.2008 tarih ve 2007/440-2008/51 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,

2-) Sanık ...'a anılan kararın, başvurulacak yasa yolu, temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendisine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağı, yöntemi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile usulüne uygun olarak tebliğ edilip, buna ilişkin belgeler ve sunarsa temyiz dilekçesi eklendikten ve esas hakkında görüş bildiren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 29.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/21215, K. 2010/11524, T. 29.06.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-21215-e-2010-11524-k-d19b74f82a2d