Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/22714 E. 2010/11525 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2008/22714
Karar No
2010/11525
Karar Tarihi

Hırsızlık suçundan sanık ...’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun’un 58/6. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair, KONYA 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/04/2007 tarihli ve 2007/247-282 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 30/06/2008 gün ve 2008/37205 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay C.Başsavcılığının 24/07/2008 gün ve KYB.2008/148344 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 13/11/2008 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi:

Anılan Yazıda;

(5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58/2. maddesinde” Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;

a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkumiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,

b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkumiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanık hakkında tekerrüre esas alınan Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/01/2004 tarihli ve 2003/270 esas, 2004/22 sayılı kararında hükmolunan 1 ay 14 gün hapis cezasının 02/03/2004 tarihinde infaz edilmesi suretiyle, hükmün tekerrüre esas olamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de;

TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A

5271 sayılı CYY’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ve olağan üstü bir yasa yolu olan, yasa yararına bozma kurumu hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan ayrıksı bir yasa yoludur. Bu olağanüstü yasa yoluna başvurula- başvurulabilmesinin ilk koşulu verilen hüküm veya kararın temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Karar veya hükümlere karşı başvurulacak olağan yasa yolunun bulunması halinde bu yola başvurulamaz.

Olağan yasa yolu denetiminden olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için ise, temyiz yasa yoluna başvuru hakkı olanların tamamının kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmeleri yasal bir zorunluluk olup, bu husus 5271 sayılı CYY’nın “Kararların açıklanması ve tebliği” başlıklı 35. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hakim veya mahkeme kararları, hazır bulunmayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde belirtilmiştir.

CYY’nın 260/1. maddesinde ise yasa yollarına başvuru hakkı olanlar; “…Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar...” olarak sayılmıştır.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Konya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2007 gün ve 2007/247-282 sayılı kararının sanığın hazır bulunduğu oturumda tefhim edildiği, ancak kararın son bölümünde hükme karşı başvurulacak kanun yolları açıklanırken “ yedi gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere…” dendiği, temyiz süresinin ne zaman başlayacağı konusunun ve başvuru yönteminin açık olarak belirtilmediği, Ceza Genel Kurulunun 29.05.2007 gün ve 114/113; 01.05.2007 gün ve 93/104; 20.02.2007 gün ve 46/39; 23.12.2008 gün ve 258/240 sayılı ve benzer kararlarında da ayrıntıları açıklandığı üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK.nun 34/2, 40/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur.

Bunlardan birisinin veya birkaçının kararda gösterilmemiş olması ya da yanlış gösterilmesi; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2, 5271 sayılı CYY’nın 34/2, 40/2, 231/2, 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturacağından hükmün kesinleşmesini önler, kesinleşmeyen hükümler hakkında da yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamaz. Konya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararında kanun yollarına başvuru süresinin ne şekilde başlayacağının yöntemine uygun ve kuşku oluşturmayacak şekilde açıklanmadığı gibi kararın da bu açıklamaları içerir biçimde sanığa tebliğ edilmediği görüldüğünden, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.

Bu nedenle hükmün, temyiz hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka temyiz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının ve başvuru yönteminin bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen temyiz yasa yoluna başvurulmaması durumunda hüküm kesinleşeceğinden, ancak bu durumda yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında; kesinleşmeyen hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulamayacağından;

1-) Konya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2007 tarih ve 2007/247-282 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE,

2-) Açıklandığı üzere sanığın iradesi yanıltılmış olduğundan 07.04.2008 tarihli dilekçesi yasal sürede temyiz isteği kabul edilerek, 19.04.2007 günlü hükmün esası hakkında görüş bildiren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 29.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2008/22714, K. 2010/11525, T. 29.06.2010, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2008-22714-e-2010-11525-k-ed18167b2362