Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2008/15767 E. 2010/21680 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2008/15767
- Karar No
- 2010/21680
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre; mahkeme kararlarında ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını, sürelerini ve şeklini kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir şeklindeki açık ve buyurucu hükümleri karşısında; kararda kanun yolları, süresi, mercii ve şekli açıkça belirtilmediğinden sanık ...’nın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve bu nedenle temyiz isteminin reddine ilişkin Gebze 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 20/3/2008 gün ve 2005/103 E2007/492 K. sayılı kararının kaldırılarak yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yakınan ...’ın evden 8/4/2004 günü saat 17.30’da ayrılıp, aynı gün saat 21.40 sıralarında geri dönüp kapıyı açtığında hırsızlık yapıldığını anladığını belirttiğinin anlaşılması ve olay günü güneşin saat 18.30'da battığının tespiti karşısında, suçun gece sayılan zaman diliminde işlediğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilip tartışılmadan hüküm kurulması, 2- Suçun 1. kattaki dairenin çocuk odasının yerden 3 metre yüksekliğindeki balkonuna tırmanılarak, korkuluksuz alüminyum balkon kapısı kanırtılıp içeriye girilmek suretiyle işlendiğinin iddia edilmiş olması karşısında; yerinde keşif yapılarak anılan kapının sağlam maddelerle muhkem surette yapılıp yapılmadığı veya suçun işlenmesi için şahsi çeviklik gerekip gerekmediği saptanıp, kapının sağlam ve muhkem olduğu ya da eylemin işlenmesi sırasında şahsi çeviklik gösterildiğinin belirlenmiş olması durumunda sanığın eyleminin 765 Sayılı TCK’nın 493/1 maddesine, bu vasıfların bulunmaması halinde ve suçun gündüz işlenmiş olması durumunda aynı yasanın 491/4, gece işlenmiş olması durumunda ise 492/1. maddesine uyduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Sanığın adli sicil kaydında yazılı mahkumiyet kararlarının infaz tarihleri araştırılıp sonucuna göre, 765 Sayılı TCK'nın 81/2-3. maddesinin ve anılan Yasanın 522/son maddesinin uygulama olanağının araştırılması gerektiğinin düşünülmemesi,
4- 5237 sayılı TCY.nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCY.nın 491/4, 492/1 ve 493/1. maddelerinde tanımlanan suçun öğelerinin farklı olduğu, olay günü yakınanın evine balkon kapısına zarar vererek girip hırsızlık yapan sanığın eyleminin, 5237 Sayılı TCK’nın 142/1-b, 143/1, (gece işlendiğinin tespiti halinde) maddesindeki hırsızlık suçunun yanı sıra 5237 Sayılı TCK'nın suçun gündüz işlenmiş olması halinde 116/1; gece işlenmiş olması halinde 116/1-4 maddesine uyan konut dokunulmazlığını bozmak ve aynı Yasanın 151/1.maddesinde tanımlanan mala zarar vermek suçlarını da oluşturduğu ve bu iki suçun 5271 Sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen “uzlaşma” hükmüne tabi olduğu gözetilmeden, lehe yasanın değerlendirilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
5- Kabule göre de,
a- Hırsızlık suçunun haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak suretiyle işlenmediğinin anlaşılması karşısında koşulları oluşmadığı halde 5237 Sayılı TCK'nın 142/2-d. maddesi ile uygulama yapılması,
b- Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması; Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’nın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 23/12/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.