Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2010/6237 E. 2010/20404 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/6237
- Karar No
- 2010/20404
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : O yer C.Savcısı, sanıklar savunmanları
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, hırsızlık suçunun sanıklar; konut dokunulmazlığını bozma suçunun ise sanık ... tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-) Sanık ...’nın, önceden vermiş olduğu karar doğrultusunda konut dokunulmazlığını bozma suçuna doğrudan katılıp suçu diğer sanıkla birlikte işlediği gözetilerek, hakkında 5237 sayılı TCK’nun 116/1-4. maddesi ile mahkum edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
2-) Uzlaşma; uzlaşmazlığın taraflarının bu süreçte anlaştırılması ve anlaşmaları anlamına gelir. Uyuşmazlığın tarafı devlet olup, fail ve mağdur ise sujedir. Anlaşma, uzlaşmada bunları taraf haline getirmektedir. Sujeler ancak uzlaşmada anlaşır. Fail ve mağdur karar sürecine katılmış olmakla, açıkladıkları irade esasa alınıp uyuşmazlık çözümlenmelidir. Uzlaşma kurumu onarıcı bir adalettir. Bu bağlamda somut olayda; 5395 sayılı yasanın 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca “uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları” anlatılarak yöntemine uygun olarak uzlaştırma girişiminde bulunulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla sanık ... hakkında yazılı biçimde hüküm kurulması,
3-) Hırsızlık suçundan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 143. maddesi ile en üst oran olan 1/3 oranında uygulama yapılırken gerekçe gösterilmeyerek aynı Yasanın 61. maddesine aykırı davranılması, 4-) 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23/2. fıkrasında; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için çocuğun daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat gelmiş olması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi ve suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesine 5560 sayılı yasanın 23.maddesi ile eklenen 6. fıkrasına göre de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşullarının bulunması gerektiğinin düzenlenmiş olması karşısında; adli sicil kayıtlarındaki ilamların suç tarihinden sonraya ilişkin olduğu dikkate alındığında, yukarıda açıklanan koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirmesini de içermeyen, “daha önce kasıtlı suçtan mahkum oldukları” biçiminde yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5-) Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun, koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
6-) Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı, ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, “müteselsilen” alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 14.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.