Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2006/15092 E. 2010/2096 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2006/15092
- Karar No
- 2010/2096
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, etkili eylem HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık hakkında etkili eylem suçundan kurulmuş olan hükmün incelenmesinde;
Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlüğü bulunduğundan, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosyanın içeriğine göre, sanığın, yağma eylemini gerçekleştirmek için, bıçakla etkili eylemde bulunarak, yakınanın hayatını tehlikeye maruz bırakıp, 25 gün mutat iştigaline engel teşkil edecek derecede yaralaması biçimindeki oluşta, tahrik hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı gözetilmeden, yakınanın sonradan değiştirdiği ifadesi ile sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmasına dayanılarak tahrik hükümlerinin uygulanması, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve eleştiri dışında nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 53/1.maddesinin (c) fıkrasındaki kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı ve tebliğnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasındaki 5237 sayılı Yasanın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin cümlenin sonuna “5237 sayılı TCK.nun 53/1-c maddesindeki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar sürdürülmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulmuş olan hükmün incelenmesine gelince;
1- Sanığın, olay yerinde birlikte alkol aldıkları yakınana bıçak çekip, suça konu telefonunu istemesi ve yakınanın direnmesi üzerine bıçak ile yaralayıp telefonunu alarak kaçtığının, yakınanın olay sonrası kollukça alınan ifadesi ve 18.07.2004 günlü teşhis tutanağının içeriğinden anlaşılması karşısında, sanığın yükletilen yağma suçunu işlediğinde kuşku bulunmadığı gözetilmeden, yakınanın sonradan değiştirdiği ve sanığı cezadan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşılan ifadesine dayanılarak yazılı şekilde hırsızlık suçundan hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; a) 5237 sayılı TCY.nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek, sanığa yüklenen her iki suç yönünden eylemlerine uyan 765 sayılı TCK.nun ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde uygulama yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Yasa saptanarak uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, 765 sayılı Yasa uyarınca denetime olanak sağlayacak hiçbir değerlendirme yapılmadan, 5237 sayılı Yasa uyarınca hüküm kurulması,
b) 5237 sayılı TCK.nun 145. maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının; 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlanmak dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinmesi kadar ve değer olarak da gerçekten az olan şeylerin alınması durumunda, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği gözetilmeden, somut olayda koşulları bulunmadığı halde indirim yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi gereğince kazanılmış haklarının korunmasına, 03/03/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.