Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/5703 E. 2026/11098 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/5703
- Karar No
- 2026/11098
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/5266 Esas, 2025/4736 Karar KARAR : Esastan ret/ Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/196 Esas, 2024/538 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Dosya içeriğine göre 21.05.2026 tarihli ve 33260 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.02.2026 tarihli ve 2026/49 Esas, 2026/48 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) alt bendinin "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda 18.11.2025 tarihli kesinleşme şerhinin ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi 473 49... parsel sayılı taşınmaza davalı idare tarafından 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ilkokul alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumet ve zamanaşıma yönelik itirazda bulunduklarını, taşınmazda kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin düşük olduğunu, emsalin uygun olmadığını, özel uzman raporunun değerlendirilmediğini, bedele kamu alacaklarına uygulana en yüksek oranda faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğini, idari yargının görevli olduğunu, husumetin değerlendirilmediğini, fiilen el atma bulunmadığını, alınan raporun yetersiz, bedelin yüksek olduğunu, emsalin uygun olmadığını, vekâlet ücretinin nispi orana göre hükmedilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında ilköğretim tesis alanı olarak ayrıldığı, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın boş olup üzerinde yapı ve tesis bulunmadığı, bu yönüyle taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup ayrıca 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1'inin birinci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevli olduğundan; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılıp vergi değerleri de kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilerek davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacılar payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde ayrıca yerleşik Yargıtay içtihatları ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davanın konusunun para olması nedeniyle hükmedilen miktar üzerinden davacı lehine nispi vekâlet ücreti verilmesine dair kararda, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak dava konusu taşınmazın paydaşına ait dosyada Eylül 2022 itibarıyla tespit edilen 3.410,00 TL/m² birim bedelin Dairelerinin 2023/1555 Esas sayılı ilâmı ile uygun bulunduğu, bu bedelin dava tarihine eskale edilmesi sonucunda daha fazla bedele ulaşıldığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın paydaşına dair sözü edilen davalarda verilen metrekare değeri de dikkate alınarak, ayrılma nedenleri hususunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmasına karar verildiği, Dairelerince alınan ek raporda tespit edilen 5.947,00 TL /m² değerinin paydaş davası ile uyumlu olduğu dikkate alınarak bu değer üzerinden davacının payı karşılığı kamulaştırmasız el atma bedelinin 237.880,00 TL olduğu anlaşıldığından fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmasına karar verilmesi gerektiği gibi hükmedilen kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat bedeline Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince ve davacının dava ve ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda faiz talep edildiği gözetilerek yasal faiz işletilmesi doğru bulunmadığından davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına karar verilmesinin talep aşımı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.