Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/461 E. 2026/12198 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/461
- Karar No
- 2026/12198
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/154 Esas, 2025/2109 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/401 Esas, 2024/309 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların hissedarı olduğu Kocaeli ili, İzmit ilçesi, ... Mahallesi 34 12... parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 34 13... parsel sayılı taşınmazın 34.296, 91... lik kısmının tapu kayıtlarının, geldisi olan 4 81... ve 6 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan kadastro tespitine itiraz davası sonucunda iptal edilerek kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle tescil dışı bırakılmasına karar verildiğini, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, uğradıkları zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000,00 TL tazminat bedelinin faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve belirlenen tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara payları oranında ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, husumetin imar uygulamasını yapan belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, ıslah dilekçesinin süresinde verilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminat hesaplamasının tapu iptaline ilişkin hükmün kesinleşme tarihine göre yapılması gerektiğini, taşınmazın tapu kaydındaki beyanlar ve şerhlerin hesaplamada dikkate alınmadığını, tespit edilen tazminat bedelinin çok yüksek olduğunu, davacıların sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu edilmesinden sonra kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı ve mülkiyet hakkının kullanılamaz hale geldiği, bu durumda, tapu sicilini tutmakla görevli Devletin tazminat sorumluluğunun doğduğu, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, dava konusu taşınmazların geldisi olan 4 81... parsel sayılı taşınmazın 292.151,00 m²lik kısmına ilişkin tespitin iptali ile bu bölümün kıyı kenar niteliği ile tescil harici bırakılmasına karar verildiği ve işbu kararın temyiz incelemesinden geçerek 29.04.2014 tarihinde kesinleştiği, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, dava tarihi itibariyle belirlenen tazminat bedeline dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı; öte taraftan davalı Hazine vekilince 24.07.2025 tarihinde ek istinaf dilekçesi adı altında vekâlet ücretlerine ilişkin olarak sunulan istinaf dilekçesinin istinaf süresi içerisinde sunulmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; yargılama sırasında kendilerini tek vekille temsil ettiren davacılar yararına tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazların geldisi olan 4 81... parsel sayılı taşınmaza eski tapu kaydına istinaden davacıların kök murisi olan ... Bey'in hissedar olduğu, kadastro tespitinin kök muris ... Bey adına yapıldığı, ancak kadastro tespitine itiraz davası sonucunda, Kocaeli Kadastro Mahkemesinin 2010/3 Esas, 2012/58 Karar sayılı kararı ile 4 81... parsel sayılı taşınmazın 292.151, 00... lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle tespit dışı bırakılmasına karar verildiği ve işbu kararın temyiz incelemesinden geçerek 29.04.2014 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 24.11.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır.
6. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazların gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen itirazların temyiz sebebi yapılamayacak olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.