Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/2562 E. 2026/8723 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2562
Karar No
2026/8723
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1171 Esas, 2024/2145 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığının artırılması istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ..., ... Mahallesi 11 75... parsel sayılı taşınmazın, davalı idarece imar uygulaması nedeniyle bedele dönüştürülen kısmına takdir edilen bedelin artırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan imar uygulaması 1994 yılına ait olup 10 yıldan fazla süre geçtiğini, davacıların talebi üzerine bedelin ... Belediye Başkanlığının fon hesabına yatırıldığını ileri sürerek davacının istediği zaman ipotek bedelini alabildiğinden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu (2942 sayılı Kanun) uyarınca 1 aylık dava açma süresi geçtiğinden davanın zaman aşımı ve görev yönünden reddini talep etmiş ayrıca imar uygulamasının iptali için açılan davada imar uygulasının iptal edildiğini, taşınmazın bulunduğu alanda “riskli alan“ kararını 6306 sayılı Kanun kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının teklifi ile Bakanlar Kurulu tarafından ilan edildiğini, dolayısı ile kurumun, imar planı ve imar uygulamasına yönelik tasarruf yetkisinin sonlandırıldığını, her türlü tasarruf hakkının Bakanlığa ait olduğunu, müvekkil idarenin davalı sıfatı ve pasif husumet ehliyetinin kalmadığını ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, artırılan bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...-... Mahallelerini kapsayan 21.12.1993 tarihli Encümen kararı ile onaylanan şuyulandırma işlemine karşı idare mahkemesinde dava açıldığını ve Danıştay 6. Dairesinin 2019/15500 Esas sayılı kararıyla onanarak encümen kararının iptal edildiğini ve davacıların alacaklandırma işleminin hukuk aleminden kalktığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca Riskli Alan ilan edilmesi nedeniyle pasif husumet ehliyetinin sona erdiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza imar uygulamasının tapuya tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi kabul edilerek emsal karşılaştırması yapılmak sureti ile tespit edilen ipotek bedelinin ... tarafından açıklanan ... İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihine güncellenerek ipotek bedelinin artırılması yasal usule uygun olduğu, mahkemece iade kararı gereğince işlem yapıldığı anlaşıldığından davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına idarece takdir edilen karşılığının artırılması istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 6745 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12 nci maddesi uyarınca uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınıp, emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen bedelin, TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE tablosuna göre dava tarihine güncellenmesi suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 nci maddesiyle değiştirilen 10 ncu maddesinin on dördüncü fıkrasının “14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idarî yargıda iptal davası açılması ve idarî yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece, idarî yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır” ibaresi ile aynı Kanun’un 7 nci maddesiyle değiştirilen 14 üncü maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen “Açılan davaların sonuçları dava açmayanları etkilemez.” ibaresinin 27.03.2025 tarihli ve 32854 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 25.12.2024 tarihli ve 2024/101 Esas, 2024/232 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

4.Eldeki dava 27.03.2025 tarihinden önce açılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında eldeki dosyada iptal kararının davacısının dava dışı kişi olduğu anlaşılmış olup iptal kararı dava açan kişi yönünden bağlayıcı olduğundan bu husustaki temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

5.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/2562, K. 2026/8723, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-2562-e-2026-8723-k-831f170e7fc6