Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1981 E. 2026/10421 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1981
Karar No
2026/10421
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1552 Esas, 2024/911 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/174 Esas, 2023/270 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş olup temyiz dilekçelerinin kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön incelemesi sonucunda;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair karara karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalının istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davacının, davalı idarenin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.

Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, Etimesgut ilçesi, ... Mahallesi 461 73... parsel sayılı taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında sosyal ve kültürel tesis alanı olarak planlandığını, fiili el atma olgusunun gerçekleştiğini belirterek davacı payı karşılığının davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı davacı tarafından aynı taleple açılan Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2018/341 Esas sayılı dosyasında davanın reddine dair kararın Danıştay 6.Dairesinin 19.01.2022 tarihli ve 2018/9232 Esas, 2022/404 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve 25.04.2022 tarihinde kesinleştiği gözetilerek davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddi gerektiğini, görevli mahkemenin idari yargı olduğunu, müvekkili idareye husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu parselin kullanım amacı özel mülkiyete konu olan özel ve sosyal kültürel tesis alanına dönüştürülmüş olup tazminat hakkının sadece imar planıyla mülkiyeti kısıtlanan taşınmazlar için söz konusu olduğunu, davacının mağduriyetinin bulunmadığını, arsa üzerinde müvekkiline ait tesis bulunmadığını, talep edilen bedelin yüksek olduğunu, emsalin uygun olmadığını, faize ıslah tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazda davacı ...'nın 28499/63050 (1709,94 m²) pay sahibi olduğu, taşınmazın ... Belediye Meclisinin 26.06.1995 tarihli kararıyla uygun bulunup ... Belediye Başkanlığınca onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "sosyal ve kültürel tesisler alanı" olarak ayrıldığı, akabinde taşınmazın ... Belediye Meclisinin 09.11.2012 tarihli kararı ile uygun görülen ve ... Belediye Başkanlığının 11.03.2013 tarihli ve 238 sayılı kararıyla onanan plan değişikliği sonucu ... numaralı parselasyon planı kapsamında "özel sosyal ve kültürel tesisler alanı" kullanımında kaldığı, yapılan keşif sonucu sunulan bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde herhangi bir tesis olmadığının bildirildiği, bu yönüyle fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmış ise de, uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) Ek 1 inci maddesinin 1 inci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevli olup mahkemenin görevli olduğuna dair ara karara karşı davalı tarafından olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması için Danıştay Başsavcılığına başvurulduğu, neticeten Uyuşmazlık Mahkemesinin 23.01.2023 tarihli kararında 7421 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kanun’un Ek 1 inci maddesi gereğince eldeki davada adli yargının görevli olduğuna dair karar verildiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın tadilen onaylanan imar planında "özel sosyal ve kültürel tesisler alanı" olarak ayrıldığı ve kamu ortaklık paylarından meydana geldiği, maliklerin bireysel yapılaşma hakkının bulunmadığı dikkate alındığında, davalı idarece ayrılma amacına uygun olarak kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve malikin mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği dikkate alındığında arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, dava konusu taşınmaz ile emsallerin vergiye esas değerleri de kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilip bedel dava tarihine göre belirlendiğinden dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacı payının iptali ile davalı idare adına tapuya kayıt ve tesciline, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen ek madde 4’ün son fıkrası uyarınca hukuki el atmadan kaynaklı tazminat istemli davada ilam harcının maktu olarak tahsiline, harçlandırılmış ve hüküm altına alınmış bedel üzerinden nispi vekâlet ücreti takdirine dair kararda, taşınmaz ile aynı bölgede bulunan 461 27... parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan dava sonucunda Ocak 2022 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen metrekare birim bedel de dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Dava konusu taşınmazın halihazırda yürürlükte bulunan 2013 yılı onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “özel sosyal kültürel tesis alanı” olarak planlanmış olması nedeniyle, taşınmaza fiiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü yerinde olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davacı Vekilinin Temyizi Yönünden; Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

B. Davalı İdare Vekilinin Temyizi Yönünden, Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1981, K. 2026/10421, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1981-e-2026-10421-k-22c482deeb5b