Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1277 E. 2026/9437 K. – Kamulaştırmasız

Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1277
Karar No
2026/9437
Karar Tarihi
Konu
Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2685 Esas, 2025/3680 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisinin ... ili, ..., ... Mahallesi 1713 parsel sayılı taşınmazın malikiyken anılan taşınmazın parselasyon işlemine tabi tutularak çok sayıda muhtelif parsellerin oluşturulduğunu, ifraz işlemi esnasında oluşturulan parsellerin yolu olarak davacı murislerinin kök tapusundan bir alanın ayrıldığını, özel amaçlı ifraz işlemi ile kadastral yol olarak kullanımına muvafakat verilen alanın imar ve parselasyon işlemi sonrasında işlevini yitirdiğini, kadastral yol olarak kullanılmasının mümkün olmaması sebebiyle davacı murislerine rücu etmesi gerekirken kamulaştırma yapan idare ve imar düzenlemesini gerçekleştiren kurum tarafından dava konusu alanı hiç dikkate almaksızın kendi uhdelerinde bıraktıklarını beyan ederek kamulaştırmasız el atma nedeniyle belirlenecek tazminatın davalı idarelerden yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, ..., ... Mahallesi kadastro ... nolu parselin 30.05.1955 tarihinde kadastro ... nolu parselden ifraz edilerek 10.876 m olarak oluşturulduğu ve online tapu kayıtlarında "Müşterek Yol" niteliğinde göründüğünü, Online tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde 26/07/1991 tarih ve ... Yevmiye ile "... Genel Müdürlüğü Adına Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca Kamulaştırılacağından 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7 nci maddesine Göre Terk" beyanın bulunduğunu, söz konusu taşınmaza 1956 yılından önce el atılarak yol olarak ayrıldığını, bu durumda 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dava konu edilen parselinde vasfının "Müşterek Yol" olmasından dolayı herhangi bir kamulaştırmaya konu edilmemesi gerektiğini, ayrıca kadastro 1848 parselin tapu kayıtlarında malik isimlerine rastlanılmadığını, ... tapulama ... nolu parselin satış işlemlerinin kolaylaştırılması, ticari gelir elde etmek amaçlı özel ifraz işlemi ile yeni oluşan 17 14... parsellere ulaşımın sağlanması ve kamu hizmetlerinden faydalanabilmek amaçlı oluşturulan kamusal nitelikli "Yol" kullanımında olan bir parsel olduğunu, yapılan işlemlerde Belediye Başkanlığının herhangi bir karar ve onayı bulunmadığını, haksız ve hukuki yönden mesnetsiz davanın her halükarda esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Mahallesi 1848 sayılı taşınmazın aktif bir tapu kaydının olmadığını, davanın işin esasına girmeden dava şartı yokluğundan ve yargı yolu itibariyle görevsizlik nedeniyle reddini talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, husumet itirazında bulunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 35 inci maddesi gereğince bedelsiz terk edilmesi gereken yerlerden olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu alanda kamunun kullanımı için ayrılmış bir yol bulunmadığını, 1957 tarihinde yapılan özel parselasyon nedeniyle ifrazen oluşan parsellerden kalan 10.876 m²lik kısmın ifraz edilen parsellerin kullanımına özgü kadastral yola olarak bırakıldığını, bu alanın amacına uygun kullanılmadığını, imar düzenlemesini yapan idarenin bu hususu dikkate almadığını ve bedelini ödemediğini, kök parselin ifrazı neticesinde oluşan davaya konu özel mülkiyete tabi 1848 parselin kamunun kullanımına açık genel yol olmayıp, yalnızca ifraz neticesinde oluşan diğer parsellerin hususi kullanımında bulunan bir taşınmaz niteliğinde olduğunu, ifrazla oluşan taşınmazların hususi ... alanı olarak tahsis edildiğini, 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde, düzenleme ortaklık payı için ayrılan yerler ile özel parselasyona tabi tutulan ve malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler bakımından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağının düzenlendiğini, bu maddenin 1957 yılında yapılan ifraz işleminde geriye dönük olarak uygulanamayacağını, dava konusu kök parselden ifraz olunan diğer parsellerin özel kullanımı için tahsis edilen ... mahalli nitelikli taşınmazın kamu kullanımına açık fiilen yol olmadığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konu taşınmaz bölümünün davacılar murisi ve o tarihteki diğer hissedarları tarafından şartsız ve bila bedel olarak ifrazen oluşturulan parsellerin yola cephe şartını sağlamak amacıyla yol olarak ayrıldığı ve müşterek yol olarak tapuya tescil edildiği, fiilen de yolda kaldığı, 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca “…imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, ... saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle özel parselasyon sonunda malikin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı ve karşılığının istenemeyeceği ….” davacıların özel parselasyon sonucu yol olarak ayrılan parsel ile ilgili tazminat talepli davasının yerinde olmadığı, bu nedenle davanın reddine dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tespiti ve davalı idarelerden tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu ... ili, ..., ... Mahallesi 1848 parsel sayılı taşınmazın 13... .200 m² yüz ölçümlü kök parsel ile 1 28... .600 m² yüz ölçümlü kök parselin tevhidi ile 43.8 00... ... 1713 parsel olarak 1955 yılında malikleri adına tescil edildiği, daha sonra hissedarları tarafından hazırlanan özel ifraz krokisinin tapu ve kadastro müdürlüğünce uygun görülerek yapılan ifraz sonucu aynı hisse oranlarıyla 17 14... parsel numaralarıyla tescil edilen 133 ayrı parsele ayrıldığı, aynı ifraz işlemi ile oluşturulan ve dava konusu edilen 10.876 m² ... 1848 parselin ise müşterek yol vasfı ile malikleri 17 14... arası parsel numaraları yazılmak suretiyle tescil edildiği, ifrazen tescil edilen parsellerin malikleri tarafından muhtelif zamanlarda 3. kişilere satıldığı, bir kısmının da Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığı, ifrazdan oluştan parsellerden 1827 parselde tapu maliklerinin hisseleri varken 2000 yılında imar uygulaması yapılarak başka parsellere şuyulandırıldığı anlaşılmıştır.

3. Dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinde “İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, ... saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez” hükmü gereğince özel parselasyona tabi tutulmak suretiyle yol olarak terk edilen ve fiilen de yol olarak kullanılan taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1277, K. 2026/9437, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1277-e-2026-9437-k-007aa143b078