Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9287 E. 2026/4914 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9287
- Karar No
- 2026/4914
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/572 Esas, 2025/746 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/74 Esas, 2023/641 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekili 19.12.2023 tarihli dilekçesi ile İlk Derece Mahkemesince 05.10.2023 tarihli celsede ara karar ile taraflarına bedel artırım dilekçesi sunmak üzere süre verildiğini, süresinde bedel artırım dilekçelerini sunduklarını, ancak kararda bu dilekçe hakkında olumlu ve olumsuz bir karar verilmeden dava dilekçesinde talep ettikleri miktar ile sınırlı olarak davanın kabul edildiğini, bedel artırım dilekçesi hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmadığından hükmün tamamlanmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 21.12.2023 tarihli ek karar ile hükmün tamamlanmasına, bedel artırım dilekçesi gözetilerek bedelin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 544.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... lehine hükmedilen ve temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından adı geçen davacılar yönünden davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacılar vekilinin tüm davacılar, davalı ... vekilinin, yukarıda zikredilen davacılar dışındaki diğer davacılar yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 420 80... -2-3-4-5-6-15-16-17-18-19-20-21-28 parsel sayılı taşınmazların 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında park ve yol olarak ayrılmış olduklarından taşınmazlar bedelinin davalı idarelerden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idareler vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2023 tarihli ek kararı ile hükmün tamamlanmasına, bedel artırım dilekçesi gözetilerek bedelin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; diğer davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, düşük bedele hükmedildiğini, aleyhe vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmün tamamlanması kararını kabul etmediklerini, taşınmazların bir kısmına yönelik olarak el atma 1983 yılı öncesi olup olmadığının araştırılmadığını, hisselerin hesaplanmadığını, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, taşınmazın açık otopark olarak işletildiğini mülkiyet hakkının kısıtlanmadığını, krokinin koordinetlı düzenleenmediğini, infazının mümkün olmadığını, hacizlerin bedele yansıtılması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında park alanı ve imar yolu olarak ayrıldığı, dava konusu taşınmazlardan 420 80... , 20, 21, 28 parsel sayılı taşınmazlara kısmen yol olarak fiilen el atıldığı, diğer taşınmazların ise 1983 yılında onaylanan imar planında tamamının kamuya özgülendiğini, taşınmazların imar planında 7 metrelik imar yolunda ve park alanında kaldıkları belirlendiğinden davalı ... Başkanlığının sorumluluğunda olduğunun kabulünün yerinde olduğunu, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin ve dava konusu taşınmazların tapu kayıtları ve dosya içinde mevcut veraset ilamı dikkate alındığında davacılardan ...'nun tapuda paydaş olmadığı gibi mirasçılar arasında da bulunmadığı belirlendiğinden aktif husumetten davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğunu, her ne kadar mahkemece kararın ilk talep edilen miktar üzerinden kabulünden sonra 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi uyarınca artırılan bedel üzerinden hükmün düzeltilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüş ise de anılan maddede, yargılamada ileri sürülmüş olan talep hakkında karar verilmeyen hususlarda hükmün tamamlanması öngörüldüğünden, usul ekonomisi dikkate alınarak talebin kabulü uygun görülerek, fiilen el atılan taşınmazlar yönünden nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olması da doğru olduğundan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca dava tarihi itibarıyla emsal karşılaştırması yapılarak metrekare birim bedelinin tespit edilmesinde ve sorumlu idarenin davalı ... olduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesinde; "Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
4. 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesinde düzenlenen hükmün tamamlanması; Anayasa Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ve 2020/70 Esas, 2023/106 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen nihai kararda, hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda söz konusu eksikliği gidermek üzere mahkemenin ek karar vermesine imkân tanıyan bir yoldur. Hükmün tamamlanması ile nihai kararın düzeltilmesi veya değiştirilmesi ya da yargılamada ileri sürülmeyen yeni taleplerin karara bağlanması mümkün değildir. Hükmün tamamlanması yoluna ancak mahkemece hakkında sehven karar verilmeyen hususlar nedeniyle oluşan hüküm boşluklarının ortadan kaldırılması için başvurulabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.12.2024 tarihli ve 2023/1-221 Esas, 2024/736 Karar sayılı kararı).
5. İlk Derece Mahkemesince 19.12.2023 tarihli asıl kararda fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 100.000,00 TL bedele hükmedilmiş, 21.12.2023 tarihli hükmün tamamlanmasına ilişkin ek karar ile ise 20.341.022,75 TL olarak bedele hükmedilmiş olup, 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi kapsamında kararın bu nitelikte değiştirilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, 305/A maddesine aykırı olacak şekilde hükmün değiştirilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu gibi, kısa karar ile gerekçeli karar çelişik hale gelmiştir. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve l99l/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olması bozma nedenidir. Bozmadan sonra Mahkeme önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebilir. İş bu nedenlerle kararın bozulması gerekir.
6. Kabule göre de; a) Dava konusu taşınmazların tek kök parselin imar uygulamasına alınması neticesi oluştukları ve 1984 yılı onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında çocuk parkı ve yaya yolu olarak kamuya özgülenmiş oldukları, en son 2017 yılı onaylı imar planında park ve yaya yolu olarak kamuya özgülenmiş oldukları ve dava konusu taşınmazlardan 1,20, 21... parsel sayılı taşınmazların bir kısmına yol olarak fiilen el atıldığı, diğer taşınmazlara ise fiilen el atılmadığı, hukuken el atıldığı anlaşılmaktadır. 1,20, 21... parsel sayılı taşınmazlara hangi tarihte el atıldığının ilgili kurum ve kuruluşlardan sorulması, el atma tarihine ilişkin bilgiye ulaşılamaması halinde, Milli Savunma Bakanlığı Harita Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, 04.11.1983 yılı öncesi ve sonrası olmak üzere bölgeye ilişkin hava fotoğraflarının temini ile uzman bilirkişiden işbu taşınmazlara fiili el atmanın hangi tarihte yapılmış olduğuna dair ek rapor alınması, işbu taşınmazlara 04.11.1983 yılından önce el atıldığının anlaşılması halinde, davacılar yararına maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi, 04.11.1983 tarihinden sonra el atıldığının anlaşılması halinde ise proje bütünlüğü gözetilerek nispi karar harcına hükmedilerek, davacılar yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
b) Davanın kısmen kabulüne karar verildiği hâlde, yazılı şekilde davalı ... yönünden kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
c) 18.01.2024 tarihli ve 32433 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına ilişkin olarak 6100 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmü Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiğinden davalı ... lehine davacılar aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği hâlde, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olduğundan İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2023 tarihli hükmün tamamlanmasına ilişkin ek kararın bozulması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davalı ... Vekilinin Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’a İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B.Davacılar Vekilinin Tüm Davacılar, Davalı ... Vekilinin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Dışındaki Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden; 1. Davacılar ve davalı ... vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacılar ve davalı ... vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının ve hükmün tamamlanmasına ilişkin 21.12.2023 tarihli ek kararının BOZULMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.