Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8736 E. 2025/15905 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8736
- Karar No
- 2025/15905
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1785 Esas, 2025/628 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/92 Esas, 2023/90 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın .. ... Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi .. Mahallesi 13 06... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın .. ... .. Sanayi Bölgesi adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait taşınmazın tarla niteliğinde olmadığını, arsa niteliğinde olduğunu, davacı tarafın taşınmaz için belirlediği bedelin çok düşük olduğunu, benzer mahiyetteki taşınmazların çok daha yüksek fiyatla yakın tarihte satışları yapıldığını, satışların .. Belediye Başkanlığı tarafından yapıldığını, .. ilçesinin konumu itibari ile değerli bir ilçe olduğunu, ..'a bir saat, ..'ya iki saatlik uzaklıkta olduğunu, davacı kurum tarafından yapılan kıymet taktirinin çok eski tarihli olduğunu, ülkede çok yüksek bir devalüasyon olduğunu, tüm ürünlerin bedelinin 3-4 kat arttığını beyan ederek müvekkiline ait taşınmazın belirlenecek gerçek değeri üzerinden kamulaştırmasını, aksi halde davanın reddini, yargılama gideri ile ücreti vekâletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile .. .. Sanayi Bölgesi adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin hükmettiği bedelin yüksek olduğunu, kıymet takdir komisyonu tarafından davalı tarafa teklif edilen bedel ile Mahkemece hükmedilen kamulaştırma bedeli arasında ciddi bir fark bulunduğunu, müvekkil idarece dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin üzerindeki değer tespitinin tarafların kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın tarla vasfındayken mahkemece arsa vasfında değerlendirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, belediyenin cevabı yazısına istinaden arsa olarak değerlendirilmesinin müvekkilin telafisi mümkün olmayacak şekilde mağduriyetine neden olduğunu, dava konusu taşınmazın belediyenin hizmetlerinden faydalanmıyor oluşuna ek olarak çevresinin meskun bulunmaması, bu ve bunun gibi hususlar sebebiyle tarla niteliğinde değerlendirilmesi gerekirken arsa vasfında değerlendirilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar vekili asıl ve ek istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporlarının gerçeğe yakın olmayan tespitler içerdiğini ve aynı zamanda taşınmazın gerçek değerini ortaya koyacak verilere de dayanmadığını, bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin belirlendiği tarih 25.02.2022 olarak belirtilmiş olup davaya dayanak teşkil eden kamu yararı tarihi göz ardı edilerek hesaplamalar yapıldığını, .. Belediyesinden gelen cevap yazısında müvekkile ait taşınmazın iş bu davaya esas kamu yararı kararından önce Organize Sanayi Bölgesi parseli olarak belirlendiğinin açıkça belli olduğunu, organize sanayi alanında kalan taşınmaz satışlarının emsal olarak alınması gerektiğini, bir an için müvekkile ait taşınmazın kamu yararı kararından önce organize sanayi alanına alınmadığını kabul edilse dahi taşınmazın değerine etki edecek unsurlar saptanırken hatalar yapıldığını, müvekkiline ait taşınmaza değer katacak hususların dikkate alınmadığını, dava dosyası kapsamında sayın Mahkeme tarafından ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereği davanın açılışını takip eden 4. Aydan itibaren karar tarihine kadar olan süre için yasal faiz işletildiğini ve hüküm bu şekilde kurulmuş olduğunu, ancak 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı 05.04.2023 tarihli ve 1.8.2023 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile ''4.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesine 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkranın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, karar verildiğini, içinde bulundukları enflasyonist dönem itibarıyla kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedeline yasal faiz yerine; mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli ... Planında, organize sanayi bölgesi alanında kaldığı, Dairelerince Kadastro Genel Müdürlüğünün parsel sorgulama sistemi üzerinden yapılan incelemedeki konumu da dikkate alındığında, arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırma yöntemiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekillerinin 26.05.2025 tarihli dilekçesindeki “faize” ilişkin talepleri) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 02.12.2025