Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8493 E. 2026/3210 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8493
- Karar No
- 2026/3210
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/672 Esas, 2025/702 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/718 Esas, 2025/126 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... gelmiş, davalı idare vekili duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... adına kayıtlı İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Çiftliği Mevkinde bulunan 4198 parsel sayılı 558 m² yüzölçümlü taşınmaza el atıldığından bahisle 03.08.2017 tarihinde İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/312 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, dava tarihi itibarıyla taşınmazın kamulaştırma bedelinin 1.116.000,00TL olarak tespit edildiğini, kararın 12.05.2022 tarihinde Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, tespit edilen bedelinin ödenmesi sırasında davalı idare tarafından yıllık %9 oranında yasal faiz hesaplanarak ödeme yapıldığı, bu hesaplama ile 685.782,00TL faiz hesaplandığını, 2024 yılı Haziran ayı ile birlikte yasal faizin %24 olarak belirlenmesi üzerine 87.792,00 TL faiz hesaplandığını, toplamda 773.574,00 TL faiz ödemesi yapıldığını, bu ödemelerin bedelin tespit edildiği tarihten yaklaşık 7 yıl sonra gerçekletiğini, taşınmazın bu geçen 7 yıllık süre zarfında çok değer kazandığını, müvekkillerinin gerçek zararlarının yasal faiz ile karşılanmasının mümkün olmadığını ileri sürerek faiz ile karşılanamayan gerçek zararlarının davalı idareden tahsiline karar verilmesine talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; idare aleyhine açılan davanın usul ve esas yönlerinden reddi gerektiğini, davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının aksine somut olayda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122 nci maddesi hükmünün uygulanabilmesi için gereken şartların oluşmadığını, davacı tarafından davalı idarenin dava konusu taşınmaz nedeniyle davacı aleyhine aşırı yarar sağladığı iddia edildiğini; ancak davalı kamu kurumu olup, kamulaştırdığı taşınmazları kamu yararına kullandığını, taşınmazdan sağlanan yarar aslında kamu yararı olup, kamu yararından kaynaklı aşırı yararlanmadan bahsetmenin mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, 2017 yılında açılan davada belirlenen bedelin 2024 yılında ödendiğini, dava tarihi itibarıyla hesaplanan bedelin enflasyon karşısında eridiğini, yasal faizin yetersiz olduğunu, kamulaştırma davalarında munzam zararın kamulaştırılan taşınmaza ilişkin hükmedilen bedelin uzun bir süre boyunca tahsil edilememesi ve dava tarihindeki alım gücü ile mevcut durum ile arada fark olması hali olduğunu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava "Munzam Zarar" talebine ilişkin olup kanun koyucu para borcunun geç ödenmesi ya da ödenmemesi halinde bir zararın mevcut olduğunu kural olarak benimsediğini, diğer bir deyişle temerrüt faizi miktarınca alacaklının zarara uğradığının yasal bir karine olarak kabul edildiğini, bunun dışında davacının herhangi bir karineden istifade etme olanağının yasal olarak mevcut olmadığını, davacı para alacağını zamanında tahsil etmesi halinde ne şekilde kullanacağını, paranın zamanında verilmemesi nedeniyle faiz dışında ne gibi maddi zararlarının oluştuğunu; somut delilerle ispat edemediğinden ve mahkemenin diğer sebepleri de göz önüne alındığında munzam zarar istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna uygun olduğundan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Munzam zarara hükmedilebilmesi için davacı alacaklının zararının faizle karşılanamadığının, bunun üstünde zararının oluştuğunun maddi vakıalarla ve belgelerle kanıtlanması gerekli olup davacı tarafça munzam zarar talebine ilişkin, iddianın ötesinde bilgi ve belge sunulmadığından, munzam zarar talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.